Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7840 E. 2023/1884 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7840
KARAR NO : 2023/1884
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2051 E., 2021/924 K.
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/833 E., 2018/328 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca davacı vekili tarafından duruşma istemli davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait otel inşaatı şantiyesinde, 25.11.2014 tarihinde meydana gelen kazada … isimli işçinin yaralandığını sonrasında ise vefat ettiğini, … için yapılan cenaze masrafına ilaveten mirasçılarına tazminat olarak müvekkili tarafından 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasında 05.03.2014-31.12.2015 tarihleri arasında geçerli işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi imzalandığını, bu poliçe gereğince müvekkilin işyerinde meydana gelebilecek kazalar nedeniyle ödenecek tazminatların davalı … tarafından ödeneceğinin belirtildiğini ileri sürerek, 50.000,00 euronun fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile yapılacak ödeme tarihindeki Merkez Bankası satış kuru karşılığının 25.11.2014 olay tarihinden itibaren geçerli avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iş kazasının dava dilekçesinde belirtilen poliçe teminatı kapsamına girmekte olup iş kazası halinde poliçe limitinin 50.000,00 euro ile sınırlı olduğunu, faizin ödeme tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, davacının bu hususu kabulü halinde davanın sulhen sonuçlandırılması yolunun tercih edildiğini belirterek davanın sulhen sonuçlandırılmasını aksi halde davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ön inceleme duruşmasında sulh olmalarının mümkün olmadığını beyan ettiği, davalı … şirketinin genel ve özel şartlar çerçevesinde ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu, bu nedenle bilirkişi heyetince yapılan hesaplamaya göre muafiyet indirimi de yapıldıktan sonra poliçe teminat limitleri de dikkate alındığında davacı firmanın yaptığı ödeme dolayısıyla rücuen talep edebileceği maddi tazminat miktarının 79.114,86 TL, manevi tazminat miktarının ise 27.700,00 TL olduğu, ödeme tarihinden itibaren tarafların tacir olması da dikkate alındığında avans faizi talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 79.114,86 TL maddi, 27.700,00 TL manevi tazminata ilişkin olmak üzere toplam 106.814,86 TL’ nin ödeme tarihi olan 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesinde sorumluluklarının 50.000,00 euro ile sınırlı olduğunun belirtilmekle yetinildiğini, gerçek zararın üzerinde ödeme yapıldığı ve bundan sorumlu olunmayacağı yönünde hiçbir itiraz ileri sürülmediğini, mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun (6100 sayılı Kanun) 25 inci ve 26 ncı maddelerine aykırı olacak şekilde gerçek zarar hesabı yaptırmasının yanlış olduğunu, mahkemece hem poliçe teminat sınırının doğru tespit edilemediğini hem de alacağın ödeme tarihindeki euro kuru üzerinden tespit edilmesi gerekirken karar tarihindeki kurdan TL’ ye çevrilerek hesaplama yapıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müteveffa …’ ın yakınlarına peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadan karar verildiğini, müteveffa yakınlarına yapılan ödeme tutarlarının belirlenmesine dair hiçbir inceleme yapılmadığını, hükme esas alınan kusur raporunun yetkili merci tarafından tayin edilmediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece maddi tazminat miktarı belirlenirken gerçek zarar hesabı yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, poliçe hükümlerine göre döviz cinsinden tazminat talep edilebileceğinden ve dava dilekçesi ile talebin bu yönde yapıldığından, euro cinsinden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 28.635,76 euro maddi, 10.000,00 euro manevi tazminatın ödeme tarihi olan 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’ un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin a bendi gereğince devlet bankalarının euro cinsinden bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekilinin temyiz sebeplerinin yerinde olmayıp reddi gerektiğini, müvekkilinin ödediği bedel daha yüksek iken poliçe gereği ancak 50.000,00 euro talep edilebildiğini, bu miktarın poliçe kapsamında güvence altına alındığı, bu hususun görmezden gelinmesinin hem poliçeye hem hakkaniyete hem de mevzuata aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili, temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek ayrıca davacı tarafından Türk Lirası cinsinden ödenen tazminatının kaza tarihindeki kur esas alınarak euro cinsine çevrilmesinde hukuki yararın olmadığını, yapılan hesaplamanın hatalı olduğu ve hangi sebeple kaza tarihindeki euro kurunun esas alındığının anlaşılamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat edenin mirasçılarına yapılan maddi ve manevi tazminat ödemeleri nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ un 1472 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dava, dövize endeksli İnşaat Tüm Riskler Poliçesine dayalı olarak iş yerinde ölen işçinin hak sahiplerine yapılan ödemenin davalı … şirketinden döviz olarak tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince poliçenin döviz bazlı düzenlendiği, davalı … şirketinin döviz olarak tazminat sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir ancak dava konusu sigorta sözleşmesinde sigortacının sorumluluğu her ne kadar döviz üzerinden kabul edilmiş ise de davacının ölenin hak sahiplerine yaptığı ödeme Türk Lirası üzerinden olup ödenen miktarın döviz olarak talep edilmesi sigortalının sebepsiz zenginleşmesine neden olabilecektir. Bu durumda davacının ödediği Türk Lirası kadar rücu hakkı bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile döviz üzerinden tahsile karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2. Davalı …, poliçedeki 3. şahıs mali sorumluluk teminatının, zarar görenlerin gerçek zararlarının karşılanmasına yönelik olduğunu savunmuştur. Gerçekten de poliçede verilen teminat kişi başı 50.000,00 euro ile sınırlı olmakla rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte bu tutarın mutlaka ödeneceği sonucuna ulaşılmamalıdır. Sigorta teminatı oluşan gerçek zararı temine yönelik olduğundan davacı şirketin yaptığı ödemenin, zarar görenin gerçek zararı olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre davalı … şirketin sorumluluğuna karar verilmemiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.