Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/4954 E. 2023/7751 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4954
KARAR NO : 2023/7751
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma (sanık … hakkında iki kez, sanık … hakkında bir kez), kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği (sanıklar … ve … hakkında), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar … ve … hakkında)
HÜKÜM : Sanıklar … ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan mahkumiyet, sanıklar … ve … hakkında üzerlerine atılı edimin ifasına fesat karıştırma ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz dilekçelerinin içeriklerine göre katılan vekilinin temyizinin beraat ve mahkumiyet, sanıklar … ve … müdafiilerinin temyizinin ise adı geçen sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Sanıklar … ve … hakkında edimin ifasına fesat karıştırma ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi katılan vekilinin temyiz itirazları da yerinde görülmediğinden reddiyle usul ve kanuna uygun olan beraat hükümlerinin ONANMASINA,
Sanıklar … ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Beyhekim Devlet Hastanesi tarafından gerçekleştirilen malzemeli yemek pişirme, dağıtım ve sonrası hizmet alımına ilişkin ihale sonucu idare ile yüklenici firma arasında 28.03.2013 tarihinde sözleşme imzalandığı, hizmet işleri kabul teklif komisyonu tarafından gerçekleştirilen kabul işlemleri sırasında öncelikle bir kısım eksikliklerin tespit edilerek şifahi olarak hastane yönetimine bildirildiği, akabinde bu durumun devam etmesi üzerine komisyon tarafından düzenlenen kabul teklif belgelerine tespit edilen eksikliklerin giderilmediğine ve firmaya yapılacak hak edişin ödenmesinin uygun olmadığına dair şerhlerin düşüldüğü ancak ödeme emri belgesi ekinde yer alan ve kontrol komisyonu başkanı … tarafından düzenlenen 26.06.2013, 17.07.2013 ve 31.07.2013 tarihli yazılardaki eksikliklerin giderilmediğine dair şerhler ile muayene komisyonu başkanı …’ün hizmet işleri kabul tutanağına şerh ettiği “hak edişin ödenmesinin uygun olmadığına” dair ibarenin hastane yöneticisi olan sanık …’ın talimatıyla sanık … tarafından kapatıldığı, bu suretle sanıkların kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında;
Mahkemece; resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığı, eksikliklerin giderilmediğinin birçok kez hastane yönetimine bildirilmiş olmasına rağmen sanık …’ın takdir hakkını yüklenici firmadan yana kullandığı ayrıca teknik şartnamede öngörülmeyen şekilde dördüncü kap yemek ve personele iftar verilmesi yöntemleriyle eksikliklerin giderilmeye çalışıldığı, birçok kez gerçekleşen bu keyfi tutumlarla takdir yetkisinin maksada aykırı kullanıldığı, eksik olan malzemelerden termo tepsi ve servis arabalarının teslim işleminin 16.09.2013 tarihinde gerçekleştirilmiş olmasına rağmen 09.09.2013 tarihinde tahakkuk evrakı düzenlenip yüklenici firmaya ödeme yapıldığı, böylece sanıkların görev gereklerine aykırı olarak gerçekleştirdikleri eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, sözleşme gereği firmaya cezai işlem uygulanmaması, yukarıda açıklanan eksikliklere dair tutulan tutanakların ekinde yer aldığı 03.09.2013 tarihli tahakkuk evrakının işleme konulmaması ve firma tarafından taahhüt edilen eksiklikler giderilmeden evvel hak edişin ödenmesi sebebiyle kamu zararının oluştuğu kabulüyle sanık … hakkında zincirleme suç hükümleri de uygulanarak yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmiş ise de;
Hükmün gerekçe kısmında açıklandığı üzere tespit edilen eksikliklerin farklı zamanlarda hastane yönetimi tarafından yüklenici firmaya bildirildiği, bu eksikliklerin bir kısmına firmaca itiraz edildiği bir kısmının ise yine mahkeme kabulünde belirtilen şekillerde giderildiği, bunun yanında termo tepsi ve servis arabalarının teslimine dair taahhütte bulunulduğu, 03.09.2013 tarihli tahakkuk evrakının ise ödeme yapılmadan saymanlık tarafından iade edildiği, firma tarafından yapılan itirazlara ilişkin ne şekilde işlem yapıldığı yönünde dosya içerisinde yer alan bir tespitin bulunmadığı, kaldı ki aynı eksiklikler yönünden sanık … hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçu yönünden açılan kamu davasına ilişkin iddianamede kamu zararının bulunmadığının bildirildiği, mahkeme tarafından da bu suç yönünden isabetli biçimde beraat kararı verildiği,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257 nci maddesinde düzenlenen suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranışın yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine” veya “kamunun zararına” neden olma ya da “kişilere haksız bir menfaat sağlama” şartlarından birinin bulunmasının gerektiği, firmanın idare tarafından eksikliklere yönelik tespitlere ilişkin itirazlarının aleyhine sonuçlandığına ve sözleşme kapsamında cezai işlem uygulanması gerektiğine dair yapılan bir tespitin bulunmadığı, her ne kadar eksikliğin giderilmesi için yüklenici firmaca verilen dördüncü kap yemek şartnamede belirtilmemiş ise de aynı hususta firmanın bir yükümlülüğü de bulunmamasına rağmen eksikliğin bu şekilde giderilmesi yoluna gidildiği, termo tepsi ve servis arabalarının teslimine ilişkin bulunulan taahhütün savunma ve tanık anlatımlarına göre hak ediş ödemesinden önce gerçekleştiği, sırf hak ediş ödemesi sonrası bu malzemelerin tesliminin kamu zararının oluştuğu sonucunu doğurmayacağı,
Bunların yanında yukarıda değinilen sahteciliğe konu belge asıllarının dosya içerisinde yer almadığı, bu belgelerin ekinde bulunduğu 03.09.2013 tarihli tahakkuk evrakının ise ilgili birim tarafından yüklenici firmanın “SGK borcu sorgulaması yapılmadığı” gerekçesiyle iade edildiği, mahkeme kabulünün de bu yönde olduğu, aynı birimde çalışan ve tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulan şahısların tahakkuk evrakı ekinde daksillenmiş bir belge görmediklerini bildirdikleri, sanıkların da iddia edilen hususu inkar ettikleri, söz konusu olayın muayene komisyonu başkanı …’ün teftişte verdiği ifadede iddia edildiği, olayı öğrenmesinden sonra sanık …’den daksillenmiş evrakı aldığını ve iade etmediğini, Bahri’nin söz konusu fiili sanık …’ın talimatıyla yerine getirdiğini söylediğini bildirdiği, adı geçen şahsın kovuşturma aşamasındaki ifadesinin ise belirlenen duruşma gününden önce resen celse açılmak suretiyle alındığı, duruşma günü gelmesi hususunda kendisine ihtarat yapılmasına rağmen sorulan sorulara cevap vermek istemediğini belirttiğinin 05.11.2015 tarihli duruşma zaptına geçirildiği, sanıklar müdafileri tarafından celsede okunan tanık beyanına itiraz edildiği ve tanığın bizzat duruşmaya getirilerek kendisine soru yöneltmek istedikleri yönündeki taleplerinin ise ara kararla reddedildiği anlaşılmakla;
Öncelikle iddianın kapsamı göz önüne alındığında sahteciliğe konu belge asıllarının teminine çalışılarak dosya içerisine alınmasından, idareden sözleşme kapsamında firmaya yapılan ödemelere dair her türlü tahakkuk evrakı ve ekleri ile varsa firmanın gerçekleştirdiği itirazlara ilişkin idarece yapılan tespitleri gösterir belge asıllarının istenilmesinden, bu kapsamda tüm evrakın duruşmada mahkeme heyeti tarafından incelenerek buna ilişkin gözlemlerin zapta geçirilmesinden, sahteciliğe konu edilen belgelerin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı ile eylemlere yönelik iddianamede sanıklar hakkında sevk maddesi olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2. maddesinin gösterilmesine rağmen isnadın firmanın eksikliklerine dair düşülen şerhlerin daksille kapatılması şeklinde belirtilmesi karşısında aynı Kanun’un 205. maddesinin unsurlarının oluşup oluşmadığının da karar yerinde gerekçeleriyle açıklanıp tartışılmasından sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme, tanık Özlem’in okunan beyanlarına itiraz eden sanıklar müdafiilerinin taleplerinin yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle reddi sonucu savunma hakkı kısıtlanarak ve aynı olaya ilişkin sanık … hakkında edimin ifasına fesat karıştırma suçundan beraat kararı verildiği halde bu kez benzer mahiyetteki eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle gerekçede çelişkiye düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 22/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.