Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/7717 E. 2023/20250 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7717
KARAR NO : 2023/20250
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık …’ün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fırkasının (a) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 6.580,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2020/447 Esas, 2021/484 Karar sayılı kararına karşı kurum vekili tarafından vekalet ücreti yönünden yapılan itirazın kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına ve karar örneğinin dosyası ile birlikte gereğinin ikmali için mahkemesine iadesine dair … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli ve 2022/146 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 gün ve 2023/37627 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/05/2021 tarihli ve 2021/8321 Esas, 2021/8712 Karar sayılı ilamında, “..İtiraz mercii olan … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2 inci maddesinde yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” hükmü karşısında, itiraz konusunda karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde yargılama yapılmak üzere dosyayı mahkemesine iade etmesinde isabet görülmemiştir.” şeklinde yer alan açıklamalar nazara alındığında,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2. maddesinde yer alan, “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” şeklindeki düzenleme ile söz konusu eksikliğin itiraz merciince giderilebilecek eksikliklerden olduğu cihetle, itiraz konusu hakkında bir karar vermesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
… 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.11.2021 tarihli ve 2020/447 Esas, 2021/484 Karar sayılı kararında hüküm fıkrasında kurum lehine vekalet ücretine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, katılan kurum vekili tarafından açıklanması geri bırakılan hükme vekalet ücretine ilişkin olmak üzere itiraz edildiği, itiraz merciince itirazın kabulüyle Yerel Mahkemenin kararının diğer yönleri baki kalmak kaydıyla sadece vekalet ücreti yönünden ortadan kaldırılmasına, gereği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmış ise de,
5271 sayılı Kanun’un “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir” şeklindeki 271 inci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak, söz konusu eksikliğin itiraz merciince de giderilebileceği, mahkemesince yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı gözetilmeden, merciince itiraz konusu hakkında bir karar verilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6 ncı fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
Aynı maddenin onikinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı Kanun’un 267 ila 271. maddeleri arasında düzenlenmiş olup “İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267 nci maddesinde; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
5271 sayılı Kanun’un 270 ve 271 inci maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet Savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet Savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22.01.2013 tarih ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 Karar sayılı kararında; “….Dolayısıyla, kanunda yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir” hükmü, itirazı kabul eden merciin sadece “itiraz konusu” hakkında karar vermesi şeklinde anlaşılmalıdır. Buna karşın bu hüküm itiraz konusu dışında dosyanın esası hakkında da yargılamayı sonuçlandıracak (örneğin görevsizlik kararını kaldıran merciin dosyanın esası hakkında karar vermesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldıran merciin hükmü açıklaması gibi) bir karar vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 gün ve 182-209 sayılı kararında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazı inceleyen merciin, itirazı yerinde görmesi halinde dosyayı hükmün açıklanması için yargılamayı yapan asıl mahkemesine göndermesi gerektiği kabul edilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile itirazı kabul eden merciin dosyayı gereği için mahkemesine iade etmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda itirazı incelemekle görevli … 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin itirazı yerinde gördüğü ve itirazın kabulüne karar vererek gereği için dosyayı mahkemesine iade ettiği, dolayısıyla uygulamasının yukarıdaki açıklamalar ışığında hukuka uygun olduğu görüldüğünden, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
III. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen Tebliğname’de yer alan düşünceler yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.07.2023 tarihinde karar verildi.