YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12107
KARAR NO : 2023/4119
KARAR TARİHİ : 08.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1554 E., 2022/1466 K.
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bor Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk)
SAYISI : 2019/53 E., 2022/22 K.
Taraflar arasındaki yetkiye, imzaya ve borca itiraz nedeni ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın kabulü ile, takibin muteriz borçlu yönünden iptaline, davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı ve para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, itirazın kabulü ile, takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı ve para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu avalist itiraz dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, yetkili icra müdürlüğünün Ulukışla İcra Müdürlükleri olduğunu, aval imzasının kendisine ait olmadığını, senedin sahte olarak düzenlendiğini ve borcunun bulunmadığını ileri sürerek icra müdürlüğünün yetkisine, imzaya ve borca itirazlarının kabulüne, takibin iptali ile davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; takibin, takibe dayanak kambiyo senedinin düzenleme yerinde başlatıldığını, keşidecinin adresinin de aynı yerde bulunduğunu, bu nedenle yetki itirazının yerinde olmadığını, senedin kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, senedin (aynı zamanda muteriz borçlunun damadı olan) keşideci tarafından borçluya imzalatıldığı beyan edilerek kendisine teslim edildiğini, imzanın murteriz borçluya ait olduğunu, itirazın kötü niyetle yapıldığını savunarak imza incelemesi yapılması ile itirazların reddine ve muteriz borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından muteriz borçlu ve dava dışı diğer borçlu hakkında 127.000 TL alacak üzerinden 26.07.2019 tarihinde takip başlatıldığı, Adli Tıp Kurumunun raporunda imzaların muteriz borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin, uzman bilirkişi raporunda imzaların muteriz borçlunun eli ürünü olmadığı sonucuna vardığını bildirildiği, her ne kadar muteriz borçlu yetkili icra dairesinin Bor İcra Müdürlüğü olmadığını, Ulukışla İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu beyan etmiş ise de, takibe konu kambiyo senedinin düzenleme yerinin Bor olduğu, bonoya dayanan takiplerin borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki icra dairesinde yapılabileceği gibi ödeme yerinde yahut bonoda ödeme yeri gösterilmemiş ise bononun düzenlendiği yerde de yapılabileceği, bu nedenle muteriz borçlunun yetki itirazının yerinde olmadığı, yine her ne kadar Adli Tıp Kurumu’nca takibe dayanak bono üzerindeki imzanın muteriz borçlunun eli ürünü olup olmadığı tespit edilememişse de, 31.01.2022 tarihli uzman raporunda imzanın muteriz borçluya ait olmadığının belirtildiği, bu kanıya varılırken kullanılan aletler ve imzanın neden muteriz borçluya ait olmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin açıkça anlatıldığı, dolayısıyla kanunun ve yüksek mahkemenin ilkeleri doğrultusunda denetime açık, hüküm kurmaya elverişli rapor doğrultusunda itirazın kabulü ile takibin muteriz borçlu yönünden iptaline karar verildiği, olay kurgusu dikkate alındığında davalı alacaklı muteriz borçlu hakkında takip başlatmakta haksız bulunduğu, ancak davalı alacaklının kötü niyetinin ispat edilemediği gerekçesi ile itirazın kabulüne, takibin muteriz borçlu yönünden iptali ile, davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı ve para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda imzaların muteriz borçluya ait olmadığı tespit edilmiş ise de mahkemece rapora karşı itirazlarının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, raporda muteriz borçlunun sağ elinden alınan imza örneklerinin incelemeye tabi tutulmadığını, muteriz borçlunun yazı yazarken hangi elini baskın olarak kullandığına ilişkin olarak dosya kapsamında herhangi bir kayıt olmadığını, tek elden alınan imza örneklerinin incelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, kurumlardan getirtilen ve incelemeye esas alınan imzalar ile senedin keşide tarihi arasında fark bulunduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen farklılıkların senetteki imzanın muteriz borçluya ait olmadığını ispatlar nitelikte olmadığını, dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, muteriz borçlunun borcunu ödemediği, kötü niyetli olarak imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyanın istinaf sebepleri ile birlikte HMK’nın 355. maddesi çerçevesinde incelendiği ve kararın, mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun olarak değerlendirilmek suretiyle yasal ve hukuksal gerekçelere ve maddi delillere dayandırılarak verilmiş olduğu, dosyada alınan ATK raporunda takibe konu senetteki imzanın muteriz borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği, tarafların rapora itirazı üzerine mahkemece dosyanın grafoloji dalında uzman bilirkişiye tevdi edildiği, uzman bilirkişi tarafından takibe konu senetteki imzanın muteriz borçlunun eli ürünü olmadığı yönünde kesin kanaat içerir rapor sunulduğu, her ne kadar davalı alacaklı tarafından duruşmada itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınması talep edilmiş ise de, raporların birbirini doğruladığı, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, raporun Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 E. – 2006/231 K. Sayılı kararındaki ilkelere uygun olarak düzenlendiği, mahkemece muteriz borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesi yerinde ise de, İİK’nın 170/3. maddesi gereğince icra mahkemesince inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirilirse itirazın kabulü ile takip durdurulmasına karar verileceği düzenlemesi karşısında takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken takibin iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığı, bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen dikkate alındığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, itirazın kabulü ile, takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı ve para cezasına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda imzaların muteriz borçluya ait olmadığının tespit edilmiş ise de mahkemece rapora karşı itirazlarının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, raporda muteriz borçlunun sağ elinden alınan imza örneklerinin incelemeye tabi tutulmadığını, muteriz borçlunun yazı yazarken hangi elini baskın olarak kullandığına ilişkin olarak dosya kapsamında herhangi bir kayıt olmadığını, tek elden alınan imza örneklerinin incelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, kurumlardan getirtilen ve incelemeye esas alınan imzalar ile senedin keşide tarihi arasında fark bulunduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen farklılıkların senetteki imzanın muteriz borçluya ait olmadığını ispatlar nitelikte olmadığını, dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, muteriz borçlunun borcunu ödemediği, kötü niyetli olarak imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, istinaf talebinin kabulüne karar verilmesine rağmen lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 168. ve 170. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.