YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4192
KARAR NO : 2023/4335
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/147 E., 2023/143 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavşanlı İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/229 E., 2021/1271 K.
Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa …’ın Tavşanlı ilçesi Karakaya Köyünde faaliyet gösteren Hera Madencilik Ltd. Şti, MCY Madencilik, EET Dış Ticaret Ltd.Şti ‘inin faaliyet gösterdiği maden ocağını koruma görevini yürüttüğünü, müteveffanın 17.01.2016 tarihinde maden ocağına ait traktör ile ocak sahasında muhtemel devriye görevini yürüttüğü sırada traktörün devrilmesi sonucu traktörün altında kalarak yaşamını yitirdiğini, olayın takriben 05:00-06:00 sıralarında meydana geldiğini ve hatalı bir şekilde müteveffaya tek kişi olarak güvenlik nöbeti tutturulduğu sırada meydana geldiğini, müteveffanın traktörün altından çıkartıldığında üzerinde güvenlik görevlisi için gerekli gereçlerinin olmadığını, ayağında bulunması gereken bot yerine sarı renkli çizme olduğunu, yine müteveffanın cebinden bir takım kantar tartı fişleri bu işyerinde özellikle gündüz nöbetlerinde olan güvenlik görevlilerinin kömürlerin tartımı, denetimi gibi işlerde de çalıştırıldığını gösterdiğini, ayrıca muris ile diğer güvenlik görevlilerine maden ocağında bulunan traktör ile su veya akaryakıt tankeri taşıması yaptırıldığını belirterek, müteveffa …’ın vefatı ile sonuçlanan dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı … Hizmetleri Limited Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı SGK Başkanlığı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacıların murisi …’ın ölümü ile sonuçlanan 17.01.2016 tarihli olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı … Hizmetleri Limited Şirketi vekili, istinaf dilekçesinde özetle; kazanın MCY Madencilik Şirketinin sahası içinde gerçekleştiğini, MCY Şirketinin, müvekkili şirketten güvenlik hizmeti almadığını, müvekkili şirket tarafından ölen işçiye traktöre binmesi, MCY Şirketinin sahasına geçmesi ile ilgili olarak talimat verilmediğini, ölenin görev tanımına aykırı olacak şekilde anahtarları alarak, başka bir şirkete ait sahada kaza geçirmesi nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, dava konusu kazanın müvekkili işverenin organizasyon alanı içinde meydana gelmediğini, işin yürütümü ile ilgili olmadığı gibi sigortalının yaptığı işle de bağdaşmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete davalı sıfatı yüklenmesinin mümkün olmadığını, dava konusu olayın iş yerinde gerçekleşmediğini, işin yürütülmesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, iş kazası olarak kabul edilemeyeceğini, olayın olduğu saatte görev sahasında herhangi bir çalışmanın bulunmadığı, kazanın sigortalının kullanmaması gereken traktörü kullanması ve görev sahası dışına çıkması nedeniyle gerçekleştiğini, kazanın olduğu yerin görev sahası olmadığı, görev sahasıyla bağlantılı bir yer de olmadığını ileri sürmüştür.
3.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kuruma başvuru yapılmadığını, işverenin iş kazası bildiriminde bulunmadığını, Kurum tarafından düzenlenen raporda ölen sigortalının kusurlu olduğunun belirlendiğini, Kurum aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı … Hizmetleri Limited Şirketi vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı … vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı SGK Başkanlığı vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oyçokluğuyla24.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Davacıların murisinin geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmesi şeklinde gerçekleşen olayın iş kazası sayılıp sayılamayacağı hususu uyuşmazlık konusu olmuş; ilk derece mahkemesi işçinin güvenlik görevlisi olarak çalıştığı sırada işverene ait traktörle kaza geçirip ölmesini iş kazası saymış, davanın kabulüne dair karar istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi davalıların istinaf talebini reddetmiştir. Temyiz aşamasında Dairemiz çoğunluğunun kararın onanması yönündeki görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılınmamıştır.
Olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 13 maddesinde “ İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) Yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.” Şeklinde tanımlanmıştır.
Davalı … Ltd. Şti. ile diğer davalı … Tic. Ltd. Şti. arasında 31.12.2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile şirketin idari konteyner, soyunma konteyneri, kantar ve eleme tesisinin önü ve eleme tesisinin önünde bulunan kömür stoklarının güvenliğinin alt işveren olarak güvenlik şirketine verildiği, davacıların murisi sigortalının da bu şirkette 04.01.2016 tarihinde güvenlik görevlisi olarak işe başladığı, bu sahanın yaklaşık 1500 metrekarelik bir alan olduğu anlaşılmaktadır.
Ölen sigortalı 17.01.2016 tarihinde davalı maden şirketinin maden alanı dışında komşu maden sahası olan MCY maden şirketine ait alanda trafik kazası geçirmiştir. SGK müfettişi tarafından işyerinde yapılan soruşturma sonucunda kazanın meydana geldiği yerin görüldüğü, bu yerin davalı … madencilik şirketine komşu olan MYC madencilik şirketinin sınırları içinde 200 metre mesafede olduğu, ölen sigortalının EET madencilik şirketine ait traktörün güvenlik hizmetinde kullanılması konusunda bir tahsisin yapılmadığı, herhangi bir görevlendirme olmaksızın ve güvenlik hizmeti verilmesi gereken yere araçla gidilmesi gibi bir durumunda söz konusu olmadığı nedeniyle iş kazası olduğuna dair herhangi bir tespit yapılamadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Sigortalıya tebliğ edilen 04.01.2016 tarihli yazıda “özel güvenlik görevlilerinin belirtilen ve krokide gösterilen alan dışına çıkılmayacağı ve görev alanında yaya olarak devriye gezileceği belirtilmiş, MYC madencilik şirketi sahasına girilmeyeceği ihtarlı tutanak sigortalıya imza ettirilmiştir.
Tüm dosya kapsamından davalı şirketler arasından güvenlik işlerinin yapılması için sözleşme imzalanmak suretiyle asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulduğu, ölen sigortalının özel güvenlik şirketi elemanı olarak sözleşmede ve talimatnamelerde belirtilen şekilde yaya olarak krokide belirtilen idari ve işçi konteynerleri, eleme tesisi ve depolama sahasının korunması işini yaptığı, işyerinin bu alandan ibaret olduğu, kazanın ise koşu maden sahasından geçen köylülerinde kullandığı yolda yani işyeri dışında meydana geldiği, işverene ait olan traktörü kullanması konusunda izin veya talimat verilmediği, zaten işçinin de traktör kullanma sürücü belgesinin bulunmadığı, kaza incelemesinde de kullanmayı bilmediği için kazaya tam kusurlu olarak sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, bu haliyle sürücü belgesi olmayan sigortalıya davalı işverenin traktör vermesinin düşünülmeyeceği, muhtemelen merak saikiyle işyerinde asılı bulunan anahtarı izinsiz almak suretiyle kullandığı anlaşılmaktadır.
Sigortalının geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kapsamında hiç bir şekilde iş kazası olarak değerlerdirilmesi mümkün olmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ve kesin olarak bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan; sayın çoğunluğun hükmün onanmasına yönelik kararına katılmıyorum.