Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/1420 E. 2023/2914 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1420
KARAR NO : 2023/2914
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1163 E., 2022/1780 K.
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/275 E., 2022/178 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 4123 parsel sayılı ve 3.920,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 350 ada 6 parsel numarasıyla 4.111,70 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … adına kayıtlı bulunan eski 3427 parsel sayılı 3.320,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, yeni 350 ada 7 sayılı parsel numarasıyla 3.431,83 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Davacı … dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Köyünde 2014 yılında 3402 sayılı Kanun’ un 22a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sırasında, adına kayıtlı bulunan 350 ada 6 parsel sayılı taşınmazın doğu kısmında yer alan ve eskiden beri süre gelen mevcut doğal sınırın muhafaza edilmeyip taşınmazının bitişiğinde davalıya ait 350 ada 7 no’lu parsele yaklaşık 60,00 metrekare kadar yerinin dahil edildiğini belirterek, 350 ada 7 parsel no’lu taşınmazın hatalı tespit nedeniyle tapu kaydının iptali ile sınır ayrımları dikkate alınarak davalı adına olan 350 ada 7 parsel ile kendisi adına olan 350 ada 6 parselin yüzölçümünün ve sınırlandırılmasının yeniden tespit edilmesini ve gayrimenkulün sınırlarına göre yeniden her bir parselin sahiplerine göre davalı ve kendisi adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi ibraz etmemiş, yargılama aşamasında alınan beyanında; taşınmazın sınırlarının değişmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın, 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu 350 ada 7 sayılı parselin bitişik komşusu olan 350 ada 8 parsel sahibinin, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/374 Esas sayılı dosyasıyla, 2014 yılında yapılan kadastroda kendisine ait parselin bir kısmının 350 ada 7 parsel sınırlarına katıldığı iddiası açtığı davanın kabul edildiğini, bu dosyada hak düşürücü süreden bahsedilmediğini, kendi davasının haksız olarak reddedildiğini, kadastronun 2014 yılında yapıldığını, davanın açıldığı 2021 yılına kadar hak düşürücü sürenin geçmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın tapu iptali ve tescil değil uygulama kadastrosuna itiraz mahiyetinde olduğu, mahkemece yapılacak işin de taşınmazda sınırlandırma hatasının bulunup bulunmadığını, uygulama kadastrosunun yöntemine uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek olduğu, uygulama kadastrosu sırasında davacı ve davalıya ait taşınmazlar arasında sabit bir sınır bulunmaması nedeni ile tesis kadastro paftasının esas alındığı, bu durumda yapılan uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmeliğe uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmeliğe uygun olarak yapıldığı gözetilerek davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı olarak, davanın tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilmesi ve hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi doğru değilse de, istinaf edenin sıfatına göre, usulden ret kararının davacı lehine olduğu, istinaf eden aleyhine hüküm kurulamayacağı gözetildiğinde kararın sonucu itibari ile doğru olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararını, davacı temyiz etmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçe içeriğini tekrar ettikten sonra, ilaveten davasının tapu iptal ve tescil istemini içeren genel bir dava olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, davanın, çekişmeli parselin sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere açılmadığını, mülkiyet hakkı uyarınca sınırlarının belirlenmesi için açıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan alınan 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.