YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1215
KARAR NO : 2023/5591
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2423 E., 2021/1433 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul / Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/401 E., 2019/191 K.
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen gün ve saatte gelen davacılar vekili Av. … ile davalı asil … ve vekilleri Av. …’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.04.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 19.12.2011 tarihinde davalı …’ın işleteni, davalı …’ın sürücüsü olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan davacı …’nun ağır yaralandığını, kazanın oluşumunda davacı …’ye atfı kabil bir kusur bulunmadığını, davacı …’nin serbest avukat olduğunu ve kaza neticesinde %98 oranında iş göremez duruma geldiğini, meydana gelen kaza nedeniyle aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/358 esas sayılı dosyasında açılan davada poliçe limiti ile sınırlı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, davalı …’ın diğer davalıların babası olduğunu ve davalı … ile davacı … arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu, kazanın da davacı …’nin davalı …’ın Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı dava dosyası için işlem yapmak üzere Erzurum’a gittikleri sırada meydana geldiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 510 uncu maddesi gereğince davalı …’ın da zarardan sorumlu olduğunu, vekaletin ifası ile zarar arasında illiyet bağı mevcut olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle davacı …’nin yatağa bağımlı hale geldiğini, sigorta şirketi aleyhine açılan Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/358 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre karşılanmayan iş göremezlik zararının 1.092.458,55 TL olduğunu, alınan raporun eldeki dava için de yeterli olduğunu, kaza nedeniyle davacı …’nin ağır bedensel zarara uğradığını, bu durumdan davacı …’nin eşi olan diğer …’nun da etkilendiğini ve her iki davacının da hayatının bir anda farklılaştığını, meydana gelen olay nedeniyle davacıların manevi olarak da zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.092.458,00 TL maddi tazminat ile davacı … için 200.000 TL, davacı … için 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve muteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı sürücü … tarafından kullanılan aracın her ne kadar trafikte müvekkili … adına kayıtlı ise de taraflar arasında iş ve işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilleri … ve …’ın işveren konumunda olmadığını, davanın … ve … bakımından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının kazayı öğrendiği kaza tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra dava açtığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun(KTK) 109 uncu maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından istenilentazminatın gerçekle bağdaşmayacak biçimde fazla olduğunu, davacının vekil olarak müvekkili …’ın Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/81 esas sayılı dosyasında görülen davasını takip etmediğini, müvekkili …’ın bu davanın takip edilmesi için davacıya verilmiş muvafakatı olmadığını, davanın 2006 yılından beri devam ettiğini, davacının bu süreçte hiçbir duruşmaya katılmadığını, müvekkilinin davacıya Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 esas sayılı davasını takip etmesi için vekaletname verdiğini, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/81 esas sayılı dosyasının Bingöl Barosu Avukatlarından Av. ….. …..’ın vekil olarak takip ettiklerini, davacının müvekkili …’i KTK’nın 85 inci maddesi uyarınca işveren olarak gösterdiğini, ancak davalı …’in iş sahibi olmadığını, davacının kazanın meydana geldiği tarihte Özel Bingöl Hastahanesi yönetim kurulu başkanı olduğu ve kendisinin davalı …’in iş vereni olduğunu, davalı sürücü … ile davalı …’in kardeş olduklarını, aracın ise ailenin ortak kullanımında olan bir araç olduğunu ve davalı …’in rızası dışında sürücü tarafından kullanıldığını, her ne kadar kaza günü kaza tespit tutanağında sürücü …’ın asli kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de kazanın olduğu saatte yolun buzlu olduğunu, buna rağmen Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yolda herhangi bir yol temizleme çalışması olmadığını, kaza tarihinde yolun buzlu olmasının etkisiyle davalı sürücü …’ın girdiği virajı alamayarak direksiyon hakimiyetini kaybedip kazanın olduğuna dair rapor düzenlendiğini, Karayolları Genel Müdürlüğünün kaza günü yol bakım çalışmamalarını yapmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, kaza anında davacının arka koltukta oturmakta iken emniyet kemeri bağlamaması neticesinde yaralandığını, davacının kazanın olduğu 19/12/2011 tarihinde kazada kullanılan araçla vekilliğe dayalı iş için değil, Solhan ilçesinden gelen arkadaşı Av. …’u hava yolu ile Erzurum’dan yolcu etmek için hatıra binaen yolcu olarak bulunduğunu, davacının davalı …’ın Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden davasına takip amaçlı olarak seyahat etmediğini, müvekkilinin kaza tarihinde kaçak olması nedeniyle davacıyı yetkilendirme ihtimalinin bulunmadığını, Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/358 Esas sayılı dosyasında müvekkillerinin davaya dahil edilmediğini, bu nedenle bu dosyada alınan raporların kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından davacının 2011 yılı son dönemine ilişkin gelir beyan vergisini dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, serbest meslek erbabının vasfı ve konumu ne olursa olsun kazanç durumu mükellefin 10 yıl geriye dönük kazancı esas alınarak gelir durumunun hesaplanabileceğini, kaza nedeniyle davalıların davacıyı sormadığı ve kendisi ile ilgilenmediği yönündeki davacı yanın iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin manen desteklerini hiç esirgemediklerini, davacı kaza neticesi ile davalılardan şikayetçi olmadığını, davacının maddi ve manevi tazminata yönelik taleplerinin gerçekle bağdaşmayacak biçimde çok fazla olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davalı …’in işleteni, davalı …’ın sürücüsü olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olan davacının yaralandığı, alınan kusur raporunda araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, araç sürücüsü ve işleteni olan davalılar … ve… …’ın davacının zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, olay nedeniyle meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, olayın kasıtlı meydana gelmemiş olması, duyulan elem ve keder dikkate alındığında manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı … aleyhine açılan dava yönünden davacı ile davalı … arasındaki vekalet ilişkisinin ifası amacıyla seyahat edildiği sırada kazanın meydana geldiği ve vekalet ilişki gereğince vekilin uğradığı zarardan vekalet verenin sorumlu olduğu iddiasına dayanıldığı, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/89 Esas sayılı dava dosyasının içeriği ve tanık …’un beyanlarından kazanın davalı …’ın yargılandığı dosya ile ilgili bir takım işlemler için davacının Erzurum’a gittiği esnada meydana geldiğinin anlaşıldığı, ancak olay günü Erzurum’a gitmek üzere davacının davalı …’dan talimat aldığına dair delil bulunmadığı, ayrıca TBK’nın 510 uncu maddesinin ikinci fıkrasının lafzından vekaletin ifası için vekil tarafından yapılan gider ve/veya masrafların karşılanması hususunun kastedildiğinin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla dava konusu olaydaki gibi vekalet görevinin ifası sırasında yaşanan her türlü zararın bu kapsamda değerlendirilmesi şeklinde yasal düzenlenmenin geniş yorumlanmasının mümkün olmadığı, olayda hatır taşımasından da söz edilemeyeceği” gerekçesiyle davacı …’nun davalılar … ve … aleyhine açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile 1.092.458,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, davacılar tarafından davalılar … ve … aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı … için 70.000 TL, davacı … için 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, davacılar tarafından davalı … aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinde davacı … ile davalı … arasında vekalet ilişkisi olduğunun ve kazanın da bu vekalet ilişkisinin ifası sırasında meydana geldiğinin tespit edildiği, ancak bu tespitlere rağmen davalı … aleyhine açılan davanın reddedilmesinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesince vekalet ilişkisinin ücret karşılığı yapıldığı sonucuna ulaşıldığını, ancak kaza tarihi ve sonrasında müvekkiline ödenmiş herhangi bir ücret olmadığını, davacı … ile davalı … arasında vekalet ilişkisi olduğu ve kazanın da bu vekalet ilişkisinin ifası sırasında meydana geldiğinin tespit edilmesine rağmen davalı …’ın talimatı olduğunun ispat edilemediği varsayımı ile hatalı neticeye ulaşıldığını, oysa davalı …’ın kızına ait olan aracı tahsis etmesi ile oğlunu şoför olarak görevlendirmesinin davalı …’ın talimat verdiğine karine teşkil ettiğini, avukatlık mesleğinin ifası sırasında her işlem için yazılı talimat alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca dosyaya sunulan ve davalı …’ın elinden çıkan yazılı metinlerin davalının talimatının açık kanıtı olduğunu, kaza günü bu talimatlarda belirtilen incelemelerin yapılmasının sağlanması için Erzurum’a seyahat edildiğini, davalı …’ın kusursuz olduğunun ispat edilemediğini, kazanın davalı …’ın temin ettiği aracın sürücüsü ve davalı …’ın oğlu olan davalı …’ın %100 kusuru ile meydana geldiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davacının özür durumunu tespit eden ilk raporun 19.07.2012 tarihli olduğunu, bu rapora istinaden açılan maddi ve manevi tazminat davasının iki yıllık zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, davalı …’ın yargılandığı Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının davacı tarafından takip edilmediğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili… …’ın kusuru olmadığını, hava koşulları nedeniyle buzlu ve kaygan olan yolda Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından buzlanmaya engel olacak tedbirlerin alınmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, kaza sırasında davacının emniyet kemeri takmamasının dikkate alınmadığını, davacının meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili… …’tan şikayetçi olmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, şikayetten vazgeçme nedeniyle artık tazminat talep edilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesinin müvekkili …’i araç işleten olarak sorumlu kabul etmesinin yerinde olmadığını, olay günü müvekkili …’in bilgisi ve rızası dışında aracın kullanıldığını, davacının araçta hatır için taşındığını, olay sırasında özel bir iş için Erzurum’a gittiklerini, bu nedenle tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının zenginleşmeye yönelik olduğunu, hükmedilen miktarların günün ekonomik koşullarının çok üzerinde olduğunu, davacının kaza nedeniyle malulen emekliye ayrıldığını ve bağlanan aylığın peşin sermeye değerinin tazminattan indirilmesi gerektiğini, kazanın 2011 yılında meydana gelmesi nedeniyle 2011 yılına ilişkin gelir matrahı göz önüne alınarak tazminat miktarının belirlendiğini, ancak davacının 2011 yılına ait vergi beyanının gerçeği yansıtmadığını, 2011 yılına ait olarak gelir beyan edilen serbest meslek makbuzlarının davacının takip ettiği dosyalara ilişkin gelirler olmadığını, bu dosyaların gelirlerinin Av. Burhan Hişan’ın vekil olarak takip ettiği dosyalara ilişkin gelirler olduğunu, davacının kendisine ait olmayan gelirleri 2011 yılı için gelir beyan ederek gelirini yüksek gösterdiğini, davacı ile Av. ….. arasında iş ortaklığı olmadığını, davacının 2010 yılı ile 2011 yılı arasındaki gelir beyanlarındaki farkın gelirin usule aykırı beyan edildiğini gösterdiğini, Bingöl Vergi Dairesi tarafından davacının gelirine ilişkin belgeleri ibraz etmemesi nedeniyle gerçek gelirin hesaplanamadığının bildirildiğini, davacının gelirine ilişkin kasten sunmaması hususunun mahkemece dikkate alınmadığını, davacının zararının kaza tarihinden geriye doğru en az 10 yıllık geliri dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…mahkemece yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hükme esas bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu” gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesinin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, avukatın tüm işlemlerini yazılı talimatla yapmasının mesleğin ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkili … hakkında hayati önem taşıyan delilleri edindiği ve mahkemeye bizzat sunmak üzere müvekkilinin kızının aracıyla ve oğlunun şoförlüğünde seyahat ettiği sırada kazanın meydana geldiğini, bu vakıaların başlı başına talimatın varlığına karine teşkil ettiğini, davalı …’ın o tarihlerde kaçak olduğunu ve her adımda iletişime geçilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının müvekkili olan davalı …’ın açık talimatı ile hareket ettiğini, bu talimatların dosyaya sunulduğunu, talimatlarda davalı …’ın balistik incelemelerin yapılmasını istediğini, kaza sırasında da davacının İçişleri Bakanlığınca yapılan balistik incelemelerin sonuçlarını sunmak üzere Erzurum’a gittiğini, davacının davalı …’ın talimatı ile hareket ettiği hususunun tanık beyanı ile de sabit olduğunu, davalı …’ın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince iş sahibi olarak sorumlu olduğunu, meydana gelen yaralanmasının niteliği karşısında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında davalı …’ı vekil olarak temsil etmediğini, davacının kaza günü Erzurum iline iş ilişkisi de olan arkadaşını Erzurum hava alanına uğurlamak için gittiğini, davalı …’in araç işleten olarak sorumluluğunun kabul edilemeyeceğini, zira aracın ticari bir araç olmadığını ve davacının seyahatinde davalı …’in menfaati bulunmadığını, aracın davalıların rızası ve muvafakatı dışında davacıya tahsisi edildiğini, kazanın yolun kaygan ve buzlu olması nedeniyle meydana geldiğini, yoldaki buzlanmayı önlemeye yönelik tedbirleri almayan Karayolları Genel Müdürlüğünün olayda kusurlu olduğu, müvekkili… …’ın kazada kusuru bulunmadığını, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, davacının ceza dosyasında şikayetçi olmaması nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, davacının araçta hatır için taşındığını, davacının da ortağı olduğu Özel Bingöl Hastanesinde davalılar … ve… …’ın işçi olarak çalıştığı, asıl işletme sahibinin davacı olduğu yönündeki istinaf taleplerinin incelenmediğini, davalılar … ve… …’ın davacının taleplerini yerine getirdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tek taraflı trafik kazası sonucunda yaralanan davacı …’nun maddi ve manevi zararı ile anılan davacının eşi …’nun manevi zararının aracın sürücüsü, işleteni ve kazanın vekalet görevinin ifası amacıyla seyahat edilmesi sırasında meydana geldiği iddiası ile vekil edenden tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 51, 54, 56 ve 510 uncu maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davalılardan …’ın zarardan sorumlu olmadığına dair kabulün yerinde olmasına, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yeterli olmasına, davacı …’nun beyan ettiği vergilendirilmiş gelirin esas alınmasında isabetsizlik olmamasına, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasına, davacının emniyet kemeri takmadığı hususunun davalılar tarafından somut olarak ispat edilememiş olmasına, olayda hatır taşıması söz konusu olmaması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara ve davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.