YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2655
KARAR NO : 2023/3362
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/530 E., 2021/527 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 30.11.2022 gün ve 2022/4016 Esas, 2022/7298 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha önce temyiz nedeni yapılmıştır. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay bozma ilâmı uyarınca bozmaya uygun olarak verilen mahkeme kararı gerekçesine göre, ilâmımız usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini gerektirir bir neden bulunmadığından, HUMK’un 440 ıncı maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK’un 440 ıncı maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aynı Kanun’un 442/son ve 4421 sayılı Kanun’un 2 ve 4/b-1 inci maddeleri delaletiyle takdiren, 1.470,00 TL para cezasının düzeltme isteyenden tahsiline, ret harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
14.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası ile, birleşen meni müdahale davasının yapılan son yargılaması sonucu yerel mahkeme tarafından verilen kabul-ret kararı sonrası, Dairemizin 30.11.2022 tarihli ilamı ile onama yönünden karar tesis edilmiş; ancak davacılar tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, bu sefer yapılan inceleme sonunda, dairemiz sayın çoğunluğu, talebin reddine karar vermekle, aşağıdaki şekilde muhalefetimiz açıklanmıştır.
1. Davacılar satış vaadi sözleşmesine dayanarak dava açmışlar, bir kısım davalılar belgedeki “parmak izi” “imza” yönünden itiraz etmişlerdir.
2. Yerel mahkeme tarafından 11.07.2013 tarihli ilk hükümde kısmen kabul, kısmen ret kararı verilmiş, yapılan temyiz sonucu, 14. Hukuk Dairesi, 12.11.2014 tarihli ilamı ile eksik incelemeden dolayı hükmü bozmuştur.
3. Bozma gerekçesinde “imza incelemesinin yetersiz olduğu belirtilerek, gerekli örnekle toplandıktan sonra, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına” işaret edilmiştir.
4. Mahkemece bir takım yazışmalar sonucu bazı belgeler toplanmış, ATK ile yazışmalar yapılmış olup; neticeten 01.02.2021 tarihli ATK fizik ihtisas dairesince inceleme sonucu rapor tanzim edilmiştir.
5. Raporda öncelikle parmak izi yönünden, değerlendirme yapılamadığı açıklanmış, sonrasında ise parmak izi altındaki “şekil yazılar” ibaresiyle de …, … ve …..’nın eli ürünü olup olmadığının da belirlenmediği açıklanmıştır.
6. Rapora karşı yapılan itirazlara rağmen, mahkemece yeniden inceleme talebi reddedildiği gibi, parmak izi yönünden de gerekli araştırma yapılmamıştır.
7. Bu durumda davalıların yaptığı itirazlar kesin olarak çözülmediği halde, BELGE’ye itibar edilerek sonuca gidilmesi haksızdır. Bu haliyle bozma ilamında belirtilen eksik inceleme halen giderilmiş değildir.
8. Gerek Hukuk Genel Kurul kararları ve gerekse Yargıtayın muhtelif dairelerine ait istikrar kazanmış kararlar da, “ATK, imza incelemesinde üst ve son mercii olmadığı” açıkça belirtilmektedir.
9. Bir kısım davalıların itirazları haklı ve yerinde olup, öncelikle eksik belgelerin getirtilmesi, parmak izinin yeniden sağlıklı alınması ve sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapor üzerinden davanın sonuçlandırılması, ve hatta hatalı hükmün onanması ile birlikte son olarak karar düzeltme talebinin de reddi haksız, adaletsiz sonuçlar doğuracaktır.
10. Bu durumda, üniversitelerin (grafoloji alanında uzman) Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim üyelerinden oluşacak bilirkişi heyetinden, “sözleşmedeki parmak izi ve imza (yazı vb.)” davalılar eli ürünü olup olmadığına ilişkin yeniden inceleme düzeltme talebinin kabulü elzemdir.
11. Bu açıklamalar itibariyle davalıların kendilerini savunmaları, ifade etmeleri kısıtlanmış ve neticeten Adil Yargılanma İnsan hakları ihlal edilmiş olacaktır. Bu durumun telafi edilmemesi halinde ağır, haksız ve adaletsiz sonuçlar doğacağı açık olmakla, talebin kabulü yerine reddine karar verilmesine muhalifim.