YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12252
KARAR NO : 2023/20647
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/756 E., 2016/312 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece; sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası delaleti ile birinci fıkrası, 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesi uyarınca cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ve 58 inci maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz dilekçesinin, hakkında verilen hükmün temyiz edilmesi talebinden ibaret olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın; katılanı arayarak ve mesaj atarak “Bu saatten sonra bende senin a… sinkaf edeceğim.” demek suretiyle hakarette bulunduğundan bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında sanığın ikrarı, katılan anlatımı ve tüm dosya kapsamı ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tekerrüre esas sabıkası olan sanık hakkında hükmün gerekçesinde 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hapis cezasının tercih edildiğinin belirtilmesi ve hüküm fıkrasında temel cezanın alt sınırdan hapis cezası olarak belirlenmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi gereğince indirim yapılırken “2 ay 7 gün hapis cezası” yerine “2 ay 7 gün adli para cezası” olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğu belirlenmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın mahkemenin kabulünde yer alan sözleri söylediğinin sanık ikrarı, katılan beyanı, mesaj tespit tutanağı ile sabit olduğu, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ve diğer lehe hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak
1. Sanığın katılana yönelik söylediği kabul olunan sözlerin olayın bütünlüğü ve söylendiği bağlam dikkate alındığında 5237 Sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında hakaret suçundan hüküm kurulması,
2. (1) nolu bozma nedenine göre yapılan değerlendirmede sanığın eylemin tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1 inci maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 ve 7 inci maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3. Kabule göre;
a) 22.12.2015 tarihli uzlaşma teklif formunun kasten yaralama suçuna ilişkin olması, hakaret suçu yönünden ise katılan ve sanık tarafından imzalanmış uzlaşma teklif formunun bulunmadığının anlaşılması karşısında, yönteme uygun olarak 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yapılmaması,
b) Hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesi yerine, aynı Kanun’un genel tahrike dair 29 uncu maddesinin uygulanması,
C) 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “Basit Yargılama Usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.