YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2223
KARAR NO : 2023/3421
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1688 E., 2022/328 K.
KARAR : Başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/54 E., 2021/221 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TOKİ’nin satışa sunduğu taşınmazlardan almak istediğini ancak şartları sağlayamadığını, kardeşi olan davalının taşınmaz satın almak için TOKİ’ye başvurduğunu, şartları sağladığını ve dava konusu 774 ada 5 parsel B1-4 Blok 2.kat 11 numaralı bağımsız bölümü satın aldığını, ödemeleri davacının yaptığını belirterek taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline terditli olarak satış bedeli olarak ödediği bedelin tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiştir.
Davalı vekili beyan dilekçesinde; davalıya dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, dava konusu taşınmazın davalı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını beyanla davanın reddini savumuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde;davalı tarafın cevap dilekçesini süresinde vermediğini, ödemelerin kendisi tarafından yapıldığını, ödemelere ilişkin makbuzların bu nedenle davacı elinde bulunduğunu, taşınmazın sigortasının davacı adına olduğunu, demirbaş eşyaların davacı tarafından satın alındığını, tanık anlatımlarıyla davasında haklı olduğunu ispatladığını belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, taşınmazın borç aylık taksit ödenmesine ilişkin dekontların davacının elinde bulunması hususu “yazılı delil başlangıcı” olarak kabul edilerek, çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davacı adına alındığı, ancak çeşitli sebeplerle davalı adına tapuya tescil edildiği anlaşıldığı gerekçesiyle davaya konu 774 ada – 5 parseldeki B1-4/2/2/ 11 No.lu bağımsız bölüme ilişkin davacının davasının kabulüne ve davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalıya dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, dava konusu taşınmazın davalı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, dekontlardaki ödemelerin davalı adına yapıldığını, taşınmazın bedelinin davalı tarafından ödendiğini belirterek, res’en belirlenecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
3. Değerlendirme
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın borç aylık taksit ödenmesine ilişkin dekontların davacının elinde bulunması hususu gözetilerek “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde olduğu, çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davacı adına alındığı, ancak çeşitli sebeplerle davalı adına tapuya tescil edildiği, taşınmazın borcunun tamamının davacı tarafından ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya arasında bulunan makbuzların davalı adına düzenlendiği yani TOKİ aylık borçlarının Türkiye Halk Bankası’na davalı …’ın adına yatırıldığı, ödemeleri yapanın davacı olduğuna dair herhengi bir açıklamanın dekontlarda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu makbuzlar 6100 sayılı H.M.K.nun 202.maddesinde düzenlenen yazılı delil başlangıcı niteliğinde değildir. Zira yazılı delil başlangıcı davanın tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgeye denir. Dosya arasında bulunan makbuzlar bu niteliği taşınmadığı gibi davalı adına düzenlenmiştir. Davacının elinde bulunması makbuzlara yazılı delil başlangıcı niteliğini kazandırmaz. Bu nedenle davacı 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen inançlı temlik sözleşmesini yazılı delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır.
Bu durumda; davanın reddine, karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.