Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4604 E. 2023/1488 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4604
KARAR NO : 2023/1488
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/3 E., 2022/2 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, Kırıkkale İli … İlçesi .. Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda Hazine adına kayıtlı olan eski 1549 parsel sayılı 132.950,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 181 ada 209 parsel numarasıyla ve 109.987,07 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, Kırıkkale Kadastro Müdürlüğüne husumet yönelterek uygulama kadastrosu sırasında Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1549 ( yeni 181 ada 209) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve bu eksikliğin uygulama kadastrosunun usul ve kanuna aykırı olarak yapılmasından kaynaklandığını öne sürerek taşınmaza yönelik olarak yapılan uygulama kadastrosunun iptalini istemiştir.

3. Yargılama sırasında davacı vekili tarafından, çekişmeli taşınmaza komşu 181 ada 208 ve 210 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır.

II. CEVAP
Dahili davalı …, … ve …, 27.11.2015 tarihli celsede davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2016 tarihli ve 2015/4 Esas, 2016/11 Karar sayılı kararı ile, davacı Hazine tarafından 20.04.2015 tarihinde dava açılmış olmakla beraber, dava dilekçesinde çekişmeli 181 ada 209 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu köyün “Onurlu” olarak belirtildiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyün ise “…” köyü olup, taşınmazın tutanağının 20.03.2015-20.04.2015 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, ancak köy isminin hatalı belirtilmesi nedeniyle taşınmazın tespit tutanağının davalı hale getirilmesine kadar kesinleştiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin görevsizliğine, dosya kesinleştiğinde dosyanın görevli ve yetkili Keskin Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2016/13903 Esas, 2019/8612 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastro tutanağının 20.03.2015-20.04.2015 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, eldeki davanın ise askı ilanının son günü olan 20.04.2015 tarihinde açıldığı ve bu haliyle davanın askı ilan süresi içerisinde açıldığının anlaşıldığı, dava askı ilan süresi içerisinde açıldığına göre uygulama tutanağının kesinleştirilmesinin hukuken sonuç doğurmayacağı açıklanarak İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, görevsizlik kararı verilmesinin isabetsizliğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tesis kadastrosunun poligonlarının tersimatında yaklaşık 41,00 m2 kadar hata yapıldığı ve taşınmazın yüzölçümünün hatalı belirlendiği, taşınmaza komşu taşınmazlarda belirgin bir artış bulunmadığı ve komşu parsellerle olan sınırların sabit olduğu ve değişmediği, sonuç olarak taşınmazdaki yüzölçüm farklılığının nedeninin poligonların tersimatında ve köşe kırıklarının açı mesafe değerlerinde kayma olmasından kaynaklandığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli 181 ada 209 parsel uygulama tutanağındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, kararın eksik ve yetersiz incelemeye dayalı verildiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi

3. Değerlendirme
1. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.

Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin “Hgm-Geoportal” sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler toplanmalı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.

Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.

Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.

Teknik bilirkişilerden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.

Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.

Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

2. İlk Derece Mahkemesince, (IV- B) fıkrasında açıklanan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki, davacı Hazine vekili, uygulama kadastrosu sırasında Hazine adına kayıtlı bulunan 181 ada 209 parsel sayılı sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırı çakışmadığı ve uygulama kadastrosu sonucunda, tesis kadastro sınırına göre davacı Hazine’ye ait taşınmazın bir kısmının taşınmaza komşu 181 ada 203, 204, 207, 208, 210 ve 211 parsel sayılı taşınmazların içerisinde bırakıldığı anlaşıldığı halde Mahkemece, davacı Hazine’den iddiasını hangi taşınmazlara yönelttiği hususunda süre verilip, bu yolla iddiası somutlaştırılmamış, bu kapsamda dosya kapsamında henüz keşif yapılmadan önce verilen ve Hazine tarafından ibraz edilen ve içeriğinde hangi taşınmazların dava konusu edildiğinin açıkça gösterilmediği dahili dava dilekçesi ile yetinilmiş, diğer taraftan taşınmaza komşu 181 ada 208 ve 210 parsel malikleri davaya dahil edildikleri halde bu taşınmazların tutanak asılları celbedilerek, davalı hale getirilmeleri ve hüküm yerinde de kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü tesis edilmesi gerektiği de düşünülmemiştir.

Diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmadığı ve bu belgelerden yararlanılmadığı gibi, çekişmeli 181 ada 209 parsel sayılı taşınmaz ile komşu 181 ada 208 ve 210 parsel sayılı taşınmazlar tesis kadastrosu sırasında tek taşınmaz iken bilahare yapılan ifraz beticesinde oluştuklarına göre, bu ifraza ilişkin ifraz haritası, ölçü krokisi ve cetveli gibi belgelerden yararlanılması gerektiği halde bu belgelerden yararlanılmamış, uygulama kadastro tutanağının edinmesinde taşınmaz sınırlarının geçerli sınır alındığının belirtildiği, ek raporda ise dava konusu taşınmazda sabit sınırlar bulunmadığından uygulama kadastro çalışmaları sırasında ise tesis paftasının sayısallaştırılmış sınırlarının zemine tatbik edilerek, sayısal halindeki alanın tescil edildiği, ayrıca ilk tapulama sırasında taşınmaz köşe kırıklarının açı mesafe olarak ölçülmesini sağlayan poligon (sabit ölçü noktası) değerlerinde kayma olduğu, bu kaymadan kaynaklı alan hatasının oluştuğu belirtildiği halde bu hususlar harita üzerinde denetime elverişli şekilde ortaya konulmamış, bu kapsamda tesis ve uygulama kadastro sınırları ile zemin durumunu gösterir şekilde çakıştırılmış harita düzenlenmediği gibi hatalı sınır mevcut ise doğru sınırın ne şekilde olması gerektiği de harita üzerinde gösterilmemiştir.

Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.

3. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince öncelikle davacı tarafa süre verilip, hangi taşınmazları dava konusu ettiği açıklattırılmalı, dava konusu edilen taşınmazların malikleri davaya dahil edilip, taraf koşulu sağlanmalı, dava konusu taşınmazlara ait tutanak asılları celbedilip bu taşınmazlar davalı hale getirilmeli, bundan sonra Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin “Hgm-Geoportal” sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler eksiksiz olarak celbedilerek dosya ikmal edilmeli, daha sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların arasında doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli; harita mühendisi bilirkişi kuruluna, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak, tesis paftası, uygulama paftası ve varsa ifraz haritaları çakıştırılmak suretiyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar kurulması isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.