Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1861 E. 2023/1757 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1861
KARAR NO : 2023/1757
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/300 E., 2022/423 K.

HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 5510 sayılı Kanun’un 56/2 inci fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen davacının, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve davacının aylık almaya hakkı olduğunun tespiti ile kesilen aylığının kesilme tarihinden itibaren ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/199 Esas -2016/276 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının kurumca ödenen aylığın kesilmesi işleminin iptali ile ölü babası … üzerinden aylık almaya hak sahibi olduğunun tespiti ile kesilen aylıkların kesilme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

21.Hukuk (Kapatılan) Dairesinin 02.11.2017 tarih ve 2016/14087 Esas, 2017/8726 Karar sayılı kararı ile; ” 24/10/2014 tarihli ve Sİ/118 sayılı denetmen raporunda; … adresine gidildiği, adresin boş olması üzerine çevreden soruşturma yapıldığı, adresten 15 gün önce taşındıkları, taşınmadan önce hep birlikte yaşadıklarının beyan edildiği, …’ in annesi … ’in imzalı ifadesinde; … adresinde oturduğunu, oğlu ve gelininin 35/1 adresinden 15 gün önce taşındığını, … Merkezde bir eve taşındıklarını, çocuklarıyla birlikte orada yaşadıklarını söylediği, … mahallesi muhtarı …’ın imzalı ifadesinde; tarafların boşanmalarına rağmen birlikte belirtilen adreste yaşadıklarını, bir süre önce taşındıklarını beyan ettiği, Mahkemece yapılan abonelik araştırmasında, davacının eşi adına … adresinde 2009 dan beri elektrik aboneliği olduğu, yine 07.06.2015 tarihli seçmen listesinde eşinin adresinin burası olduğu, görülmüştür. Bu durumda eldeki veriler birlikte yaşama olgusunu işaret eden deliller olmakla birlikte ispat için yeterli olmadığı, öncelikle Kurum islemine ilişkin borç dönemi ve miktarına ilişkin belgeleri Kurumdan getirtmek, denetim raporundaki tanıkların Mahkemede tanık olarak beyanlarına başvurmak ve sonra birlikte yaşama olgusunu etraflıca araştırdıktan sonra sonuca göre karar vermek “gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarih ve 2018/43 E.-2019/280 K. sayılı kararı ile, davacının 21.06.2017 tarihinden itibaren babası … üzerinden aylık almaya hak sahibi olduğunun tespitine, alacak talepleri yargılama aşamasında davalı kurum tarafından ödendiğinden bu hususlarda davanın konusu kalmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C. 2 inci Bozma Kararı
Dairenin 09.11.2020 tarih ve 2020/6786 E. 2020/6292 K. sayılı kararında; mahkemece verilen 22.03.2016 tarihli 2015/199 Esas 2016/276 Karar sayılı ilk karar ile davanın kabulüne hükmedildiği, davacının bu ilam ile Kuruma başvurarak kesilen aylığının yeniden bağlanmasını talep ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun henüz kesinleşmemiş olan mahkeme kararına istinaden aylıkları 21.06.2017 tarihinde ödenmek üzere yeniden bağlandığı, 21.01.2015-20.06.2017 süresi için 807,14 TL birikmiş aylık ve 63,82 TL faiz ile 21.06.2017 tarihindeki aylığı olan 433,17 TL’yi 21.06.2017 tarihinde ödediği, 24.05.2017 tarihli Kurum yazısında da davacıya Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/199 Esas ve 2016/276 Kararında bildirilen ‘aylıkların kesildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte aylık bağlanması’ hükmüne istinaden yeniden aylık bağlandığı, ancak adı geçenin kuruma gönderdiği mahkeme kararının tetkikinde temyiz edilebileceğine dair ibaresinin olması sebebiyle kesinleşmiş mahkeme kararının Kuruma gönderilmesi gerektiğinin belirtildiği, bu aşamada anılan ilk karara karşı … vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, 21.Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarihli 2016/14087 Esas, 2017/8726 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararının ‘Kurum işlemine ilişkin borç dönemi ve miktarına ilişkin belgeleri Kurumdan getirtmek, denetim raporundaki tanıkların Mahkemede tanık olarak beyanlarına başvurmak ve birlikte yaşama olgusunu etraflıca araştırdıktan sonra sonuca göre karar vermek’ gereklerine işaret edilmek suretiyle bozulduğu, Yargıtay tarafından verilen bozma kararından sonra bozmaya konu mahkeme kararının tüm sonuçları ile ortadan kaldırılması ve bu nedenle davacının tüm talepleri hakkında HMK’nun 294 ve 297 inci maddeleri hükümlerine uygun şekilde,uyuşmazlığın esasını çözüme bağlayacak şekilde yeniden karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi, öte yandan davacının aylıklarının 15.02.2013 itibariyle kesildiği, birikmiş aylık ödemesinin 21.01.2015-20.06.2017 olarak belirtildiği, mahkemece hükümde alacak taleplerinin konusuz kaldığı belirtilmişse de davacı talebinin bu yönden de karşılanmadığı hususu dikkate alınmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca Mahkemece bir önceki bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, bu kapsamda, filli birlikteliğin tespiti yönünden yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı belirtilerek, davacı ve davalı ve eski eşe ait adreslerde uyuşmazlık konusu dönemi kapsar şekilde aynı apartmanda bulunan kapıcı, yönetici ve komşuların kolluk marifetiyle resen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, komşu, kapıcı ve yönetici tespit edilemezse, mahalle esnafından tanıklık yapacak kişiler aynı şekilde kolluk marifetiyle tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, beyanlar arası çelişki olursa giderilmeli, davacının ve boşandığı eşinin her ikisininde uyuşmazlık konusu dönemde kayıtlı adreslerinde kolluk marifetiyle araştırma yaptırılmalı, nüfus adres hareketlerine ilişkin kayıtlar getirtilmeli, ayrıca ceza dosyası celp edilip incelenmeli, … Cumhuriyet Savcılığının 15.01.2015 tarihli iddianamesine konu olayda, tanık … ’ın ifadesinde müşteki … ile birlikte yaşadığını söyleyerek olaya tanıklık ettiği belirtildiğinden tanık tekrar dinlenerek bu husus araştırılmalı, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşamanın gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalı denilerek verilen karar bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli 2021/368 Esas,2022/100 Karar sayılı kararı ile davacı … ‘ın muris …’dan bağlanan yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptaline, kesilen aylıkların kesilme tarihinden itibaren ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların ödenme tarihleri itibari ile yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile birlikte davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

E. 3 üncü Bozma Kararı
Dairece, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, davacının 12.01.2021 tarihinde tekrar evlendiği, gerekçe bölümünde “kesilen aylıkların diğer şartlar vuku buldukça ödenmeye devam olunmasına” karar verildiği belirtildiği halde, gerekçe kısmındaki belirlemeye uygun hüküm fıkrası oluşturulmadığı, bu anlamda gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye meydan verildiği, gerekçe bölümündeki atfa uygun olarak,davacının kesilen aylıklarının yeniden evlendiği 12.01.2021 tarihine kadar ödeneceği gözetilmeksizin hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebi olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.

F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacı … (…)’ın, Muris …’dan bağlanan yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptaline, kesilen aylıkların kesilme tarihinden itibaren yeniden evlendiği 12.01.2021 tarihine kadar olan kısmının ödenmesi gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların ödenme tarihleri itibari ile yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile birlikte davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili , … denetmenine boşandığı eşin annesi ve muhtar tarafından verilen beyandan birlikte yaşadıklarının anlaşıldığını, …’ın tanıklığının tarafsız olarak değerlendirilemeyeceğini, adres kayıtları kişilerin beyanına göre düzenlendiğinden davanın esasını çözümleyecek nitelikte olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun’un 56/2 inci maddesi gereği kesilmesine dair Kurum işleminin iptali, aylığın yeniden bağlanarak ödenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.