YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2893
KARAR NO : 2023/3633
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/815 E., 2022/532 K.
KARAR : Tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, … ve …’dan 01.06.1959 tarihli senetle 14, 25, 70, 94, 96, 97, 98, 99, 100, 103, 114, 128, 133, 193, 195, 258, 260, 261, 262 ve 276 parsel sayılı taşınmazları haricen satın aldığını ve taşınmazların bu tarihten beri müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde ödeme tarihindeki 200.000,00 TL’nin, Amerikan Dolarına çevrilerek veya dava tarihindeki değerinin tespit edilerek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; davacı vekili 07.01.2015 tarihli yargılama oturumunda, tapu iptal ve tescil taleplerinden feragat ettiklerini beyan ederek alacak talepleri yönünden davanın kabul edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü fıkrasında belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “…kadastro tespiti sonrası ancak kesinleşme öncesi harici satın almaya dayanıldığından Kadastro Kanununun 12/3 üncü maddesinin uygulama imkanı bulunmadığından dosya esası hakkında karar verilmesi…” gerektiğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; tapu iptal ve tescil istemi yönünden feragat nedeniyle talebin reddine, davanın bedel istemi yönünden kabulü ile 138.605,65 TL’nin 27.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, alacağa yönelik talep yönünden davalı … tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
4. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; Mahkemece, satıcılar…. ve …..’ın davalı olarak gösterilmeyen mirasçılarına davanın yöneltilmesi, bu kişilere dava dilekçesi tebliğinden sonra savunmaya ilişkin beyanları alınıp, varsa delillerinin toplanması, ondan sonra iddia, savunma ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “… davaya konu taşınmazların bir bedel karşılığında davalı tarafça haricen satış sözleşmesi ile alındığı ve bu taşınmazlarda davacının zilyet olarak uzun yıllar kaldığı, davacının, bir miktar para karşılığında davaya konu taşınmazları satın aldığı ve bu taşınmazları kullandığı, yargılamanın son celsesinde davacı vekilinin tapu iptal tescil istemi yönünden feragat ettiği, davanın tazminat istemi yönünden görülmesine devam edildiği…” gerekçesiyle tapu iptal tescil istemi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, tazminat istemi yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacılar murisince açılıp reddedilen Muş Asliye Hukuk Mahkemesi 1996/346 Esas sayılı dosyası yönünden kesin hüküm bulunduğunu, davacılar ve murislerinin zilyetlik koşullarını sağlamadıklarını, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu, parmak izinin murise ait olmadığını, tapu iptali ve tescil talebi reddedilmesine karşın yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa alacak taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Tapulu taşınmazların satışı resmi şekil koşuluna tabi olup, haricen satışı TMK’nın 706, BK’nın 213 (6098 sayılı BK’nın 237 nci), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince geçersizdir.
2. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
3. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozma ilamında belirtildiği şekilde yapılan araştırma ve inceleme sonucunda verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.