Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20095 E. 2023/5109 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20095
KARAR NO : 2023/5109
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/40 E., 2015/111 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2015 Tarihli ve 2015/40 Esas, 2015/111 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına, infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve (son) cümlesi 52 nci, 58 … ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 38.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına, infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi, çeki aldığında bankaya sorduğunu ve kendisine bir sorun olmadığının söylendiğine, kastı bulunsa çek üzerine kendi kaşesini basmayacağına, ayrıca senet vermeyeceğine, bu nedenlerle atılı suçları işlemediğinden hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık tarafından aralarındaki ticari alışveriş nedeniyle katılan …’a verilen çekin bankaya ibrazında sahte olduğunun anlaşılması üzerine sanık hakkında üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Katılan …, işletmiş olduğu internet cafesinde bulunan bilgisayarları sanığa satması karşılığında sanığın kendisine suça konu çeki verdiğini beyan etmiştir.
3. Sanık savunmalarında, katılandan bilgisayarları 2013 yılının ağustos ayında aldığını, karşılığında çeki verdiğini, söz konusu çeki ise çekte keşideci olarak görünen Büyük … . Ltd. Şti.nin Konya İli temsilcisi olduğunu söyleyen … isimli kişiden inşaatlarındaki elektrik tesisatı işlerini yaptığını için aldığını, …’nın açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediğini beyan etmiş, ancak bu ticari ilişkiye dair herhangi bir belge sunamamıştır.
4. Büyük ….. Ltd. Şti.nin yetkilisi olan …, çekin sahte olduğunu, sanığını tanımadığını, sanıklar aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını, … isimli bir çalışanlarının olmadığını söylemiştir.
5. Dosya arasında bulunan 01.04.2014 tarihli kolluk tutanağına göre, sanığın elektrik işlerini yaptığını belirttiği iş hanında, Büyük … isimli bir firmanın faaaliyet göstermediği, … isimli bir kişinin de iş hanında tanınmadığı tespit edilmiştir.
6. Dosyada bulunan bilirkişi raporuna göre söz konusu çekin tamamen sahte olduğu ve aldatıcılık niteliğinin olduğu belirlenmiştir.
7. Mahkemece, sanık savunmaları, katılan beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçları işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde; 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrası gereği öncelikle 300 gün adli para cezası olarak belirlenip daha sonra (son) cümlesi gereğince temel cezanın haksız menfaatin iki katından az olamayacağı şeklindeki uygulama ile 38.800,00 TL şeklinde uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış; her iki hükümde 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, gerekçeli karar başlığında 11.09.2013 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin sanık beyanı dikkate alınarak en aleyhe kabulle 31.08.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarih ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/407 Esas ve 2010/462 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Konya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/264 Esas, 2012/947 Karar sayılı 5 ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentte açıklanan nedenle Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2015 Tarihli ve 2015/40 Esas, 2015/111 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkralarından TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine ”Sanığın Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/407 Esas ve 2010/462 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, TCK’nin 58/6-7. maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 … maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.