Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11057 E. 2023/3414 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11057
KARAR NO : 2023/3414
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2049 E., 2019/2257 K.
KARAR :İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/2 E., 2019/698 K.

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davanın konusu; … ili, … ilçesi, … köyü, 219 ada 1 parsel 7.530.200,31 m2 devlet ormanı vasfıyla 01.02.2010 tarihinde tesis kadastrosu yoluyla tam hisse ile Hazine adına kayıtlı taşınmaza ilişkindir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 291 ada ( doğrusu 219 ada ) 1 parselin orman vasfında olmadığını, yapılacak keşifte taşınmazların uzun süredir tarla ve fındık bahçesi olduğunu, dava edilen alanıu da kapsayan tapu kaydının bulunduğunu, bu tapu kaydının 10.09.1998 tarih, 38 cilt, 98 syf, 4 sıra olduğunu bu nedenle Hazine adına olan tapunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle usulden olmadığı takdirde esastan reddini savunmuştur.

2. Davalı … İdaresi vekili; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan yargılama, keşif, orman yüksek mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişilerden alınan raporlar, mahalli bilirkişi beyanları sonucunda; Uzman orman bilirkişiler kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, dava konusu taşınmazın yüzeyinde yoğun bir orman örtüsü ve humus tabakasının mevcut olduğunun, ayrıca en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemelerden de dava konusu alanların kısmen orman ağaçlarıyla kaplı olan ormanlık alanlar görünümünde ve kısmen ise çayırlık ve otlak alanı görünümünde olduklarının , çevresi ile birlikte incelendiklerinde çevrelerinde yer alan ormanlık alanlar ile tam bir bütünlük sağladıklarının, ormandan açılarak elde edildiklerinin ve ormanlık alanlar içerisinde kaldıklarının, dava konusu alanın üzerinin tamamen kayın, gürgen, kestane, kızıl ağaç ve akçaağaç türündeki orman ağaçları ve orman gülleri ile kaplı olduğu, dava konusu taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda da dava konusu taşınmazlarda son 35-40 yıldır herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığının ve dava konusu alanların ve çevresindeki ormanlık alanların yoğun bir orman ölü örtüsü ve humus tabakasıyla kaplı olduğunun belirtildiği dolayısıyla taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tanık ve mahalli bilirkişilerce taşınmazın davacının murisinde geldiğinin beyan edildiğini, taşınmaz üzerinde tarım yapıldığını, davacı tarafından da fındık tarımı yapıldığını, çelişkili, bilimsellikten uzak orman bilirkişi raporuna itibar edildiğini, tapu kaydının taşınmazı 3 hududu ile kapsadığının fen bilirkişilerince belirlendiğini, bölgenin koşulları düşünüldüğünde vatandaşın gelirinden mahrum kalacağı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği gibi orman bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere dava konusu alanların üzerinin tamamen kayın,gürgen,kestane, akçaağaç ve kızılağaç gibi orman ağaçları ve ağaççıkları ile kaplı olduğunun ve ormandan açılarak elde edildiklerinin , ziraat bilirkişi raporunda da dava konusu alanların üzerlerinin tamamen muhtelif türde ve yaşta orman ağaçları ve orman örtüsü ile kaplı olduğunun bildirilmesi hususları birlikte gözetildiğinde taşınmazın eylemli haliyle de orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi ,davacının 10.09.1998 tarih 4 sayılı tapu kaydına dayanarak dava açtığı, davacının dayanağı tapu kaydının miktarının 918,672 m2 olduğu ve tapu kaydının kuzey sınırı itibariyle miktarı ile geçerli olduğu,her ne kadar fen bilirkişi 18.09.2017 tarihli keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişi raporunda davacı dayanağı tapu kaydının üç hudut itibariyle kısmen çekişmeli taşınmaz bölümlerini kapsadığını bildirmiş ise de anılan keşifte tapu kaydının yerel bilirkişi ve tanıklar eliyle yerine uygulanmadığı anlaşılmakla yerel bilirkişi ve tanıklar eliyle uygulanmayan tapu kaydının uyduğuna dair fen bilirkişi raporuna değer verilmesinin mümkün olmadığı, yine davacı dayanağının 01.03.2017 tarihli keşifte yerel bilirkişiler eliyle uygulandığı ve fen bilirkişilerce de tapu kaydının mevki ve üç hudut itibariyle çekişmeli taşınmaz bölümlerini kısmen kapsadığı bildirilmiş ise de ekli krokide mera yönünün işaretlendiği kuzey bölümde mera vasfıyla tespit edilen bir taşınmaz olmadığı gibi teknik bilirkişi raporuna işaretlenen “mera” yönünde çekişmeli 219 ada 1 parsel sayılı orman vasıflı taşınmazın devamıolup memleket haritasında yeşile boyalı orman olarak belirtildiği ,ayrıca tapu kaydında dahi Karataş’tan Sisdağı’na değin 20 metre demekle Karataş sınırının gösterilmediği dikkate alındığında tapu kaydının kuzey sınırının uyduğunun kabule olanak bulunmadığı,yine tapu kaydının batı sınırında okunan … oğlu … tarlasının çekişmeli taşınmaz bölümünün batısında bulunduğu yönünde işaretleme yapılmış ise de krokiye işaretlenen bölümde … oğlu … veya kişiler adına tespit ve tescil edilen bir taşınmaz bulunmadığı,sınır olarak işaretlenen yerin çekişmeli 219 ada 1 orman parselinin devamı olduğu,kaldı ki tapu kayıt sınırının işaretlendiği taşınmaz bölümüne ait memleket haritası incelendiğinde dahi anılan bölümün yeşile boyalı olarak gözüktüğü ve bu hali ile eski tarihli memleket haritasında dahi yeşil yani orman olarak gözüken taşınmaz bölümü üzerinde kişi adına taşınmaz olmasının mümkün olmayacağı gözetildiğinde tapu kaydının batı sınırının da uyduğunun kabulünün mümkün olmadığı, yine dayanak tapu kaydının güneyinin ırmak okunduğu ve fen bilirkişileri tarafndan ırmak sınırı nizalı A harfli bölüm ile dava dışı 136 ada 21 parsel sayılı taşınmaz arasında gösterilmiş ise de ırmağın memleket haritası ve memleket haritasının düzenlenmesine esas hava fotoğraflarına göre çekişmeli taşınmaz bölümlerinin hemen bitişiğinden değil doğu kısmında komşu 161 ada 16 ve 17 parsellerin doğusundan başlayarak güney hattı takip ile A harfli taşınmaz bölümünün güney doğusundan geçtiği şeklinde işaretlendiği, bu haliyle orman sınırının teknik bilirkişi raporunda işaretlendiği şekliyle A harfli bölüm ile 21 parsel arasından geçmediği teknik belge olan memleket haritası ile belirlenmekle teknik belgelere aykırı olan yerel bilirkişi sözlerine değer verilmesinin mümkün olmadığı gibi tapu kaydının miktarı olan 918 m2 ile ırmağın memleket haritasında gözüken yeri değerlendirildiğinde dahi çekişmeli taşınmaz bölümlerinin miktarı itibariyle geçerli tapu kayıt kapsamında kalmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla sonuç olarak çekişmeli taşınmaz bölümlerinin davacının dayanağı olan ve miktarı ile geçerli tapu kaydının kapsamında kalmadığının anlaşıldığı ,bir an için tapu kaydının uyduğu kabul edilse dahi davacı dayanağı tapu kaydının tesisinin 1945 yılından önce olması nedeniyle 4785 sayılı Yasa kapsamında tapunun hukuki değerini de yitirdiği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı Hukuk Muhaklemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun ) 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; istinaf dilekçesini aynen tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.