Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/774 E. 2023/5417 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/774
KARAR NO : 2023/5417
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/889 E., 2020/2525 K.
SUÇ : Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

1. Sanıklar …, …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince esastan reddedildiği ve söz konusu karara ilişkin katılanlar vekilinin temyiz talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca bu yöndeki esastan ret kararının kesin olması sebebiyle 22.02.2021 tarihli ek karar ile reddedildiği ve bu ek kararın temyiz edilmediği anlaşılmıştır.

2. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
3. Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2019 tarihli ve 2019/773 Esas, 2019/1182 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci, dördüncü fıkraları, 53 ncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 58 … maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 50.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/889 Esas, 2020/2525 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzeltilerek esastan reddine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; alt sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, iki katılanın vekili olması nedeniyle tek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın kastının bulunmadığına, suçun nitelikli halinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Beyin cerrahi uzmanı olarak görev yapan katılan …’nin daha önceden tanıdığı, temyiz dışı sanık …’e hastane başhekimi ile sorunlar yaşadığını, başhekimin kendisine çıkardığı zorluklardan ve baskıdan bahsettiği, sanık …’ın katılana “seni milletvekili … … …’ın yeğeni … ile tanıştırabilirim, baskı görmene engel olur ” şeklinde sözler söylediği, katılanın kabulü üzerine, daha önce çalışmış olduğu ilçenin bağlı olduğu il merkezinde bir araya gelmelerini sağladığı, katılanın olayları sanık …’a anlattığı, sanık …’un bu görüşmeden iki gün sonra katılanı telefon yoluyla aradığı, başhekim ile konuştuğunu, milletvekili … … …’ın kardeşi ve aynı zamanda danışmanı olan … …’a başhekimi arattırdığını, aralarındaki sorun bakımından kendisine rahatsızlık vermemesi hususunda uyarılmasını sağladığını beyan ettiği, bu görüşmeden iki hafta sonra katılanı telefon yoluyla bir kez daha aradığı, milletvekilinin danışmanı … …’dan aldığı bilgi uyarınca kendisinin Fetullahçı Terör Örgütü üyesi olduğundan bahisle kurumundan ihracının yapılması hususunda bir yazı hazırlandığını, eğer aksi bir düşüncede ise sürece müdahil olması gerektiğini öğrendiğini, milletvekilinin danışmanlarıyla görüşerek sürece müdahil olabileceğini, ancak bunun için gerekli olan 25.000,00 TL tutarındaki masraf bedelini ödemesi gerektiğini beyan ettiği, katılanın sanığın beyanlarına itibarla istenilen parayı eşi olan diğer katılanın hesabı üzerinden sanık …’un isteği üzerine temyiz dışı sanık … adına kayıtlı hesaba gönderdiği, sanık …’ un bu olaydan iki hafta kadar sonra her iki katılanı da Ankara iline çağırdığı, katılanları Adalet ve Kalkınma Partisi merkez binasına götürdüğü, burada katılana hitaben merkezi resmi tüm kuruluşlar nezdinde araştırmalar yaptığını, bu şekilde başhekimin kendisi hakkında Fetullahçı Terör Örgütü üyesi olduğundan bahisle yazılar hazırlayıp kurumlara gönderdiğini, kurban bayramından sonra çıkacak ilk KHK’da ihraç edilecekler listesinde olduğunu, kendisini ihraç listesinden çıkarabilmek için Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olan … ile yine İstihbarat Daire Başkanlığında görevli … Bey diye bahsettiği kişilerin para istediğini söyleyerek onlara verilmek üzere katılandan yine para istediği, katılanın adının ihraç listesinde olduğunu duyunca paniğe kapıldığı, sanık …’un verdiği hesap numarası olan temyiz dışı sanık …’un hesabına eşi olan diğer katılanın hesabı üzerinden 200.000,00 TL gönderdiği, sanık …’un bu aşamadan sonra değişik tarih ve zamanlarda katılana hitaben muhtemel ihracını engellemek veya ihracı sonrasında göreve dönüşünü sağlamak amacıyla, örgüt üyeliğinden ihraç edilen kişilerle ilgili yapılan başvuruları inceleyen OHAL Komisyonu Başkanı olan … …’e ve milletvekilinin kardeşi … …’a verilmek üzere başka paralar da istediği, katılan ile yüz yüze olan görüşmeleri sırasında hakkında yazılmış ihbar mektubu olduğundan bahisle bazı belgeler gösterdiği, katılana beyanında geçen kişilerle arasında geçen yazışmalar olduğundan bahisle whatsapp isimli iletişim programına ait ekran görüntüleri gönderdiği, katılanın sanığın bu beyan ve davranışlarına itibarla istenilen paraları eşi olan diğer katılanın hesabı üzerinden sanık tarafından verilen temyiz dışı sanıklar …, Veysi Bozkurt ve …’ un adlarına kayıtlı hesaplara gönderdiği, sanığa 4.449,00 TL değerinde cep telefonu ve 3.600 TL değerinde bilezik aldığı, sanığın bu şekilde katılandan toplam 675.000,00 TL nakit para ile anılan değerleri haiz telefon ve altın bilezikten ibaret menfaat temin ettiği, katılanın müracaat tarihi döneminde aldatıldığını anlayarak ihbarda bulunduğu, sanığın bu suretle kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiştir.
2. Sanık … soruşturma aşamasında, katılan … ile … aracılığıyla tanıştığını, katılanın sorununu … … ismiyle tanıdığı bir istihbarat görevlisine ilettiğini, aşamalarda bu şahsın katılan hakkında Fetullahçı Terör Örgütü üyesi olduğundan bahisle soruşturma yapıldığını beyan ettiğini, katılanın beyanlarına konu menfaatlerin bu şahıs tarafından istendiğini, kendisinin ise aracılığını yaptığını anlattığı; kovuşturma aşamasında ise, katılan …’nin olay tarihi döneminde aylarca kendisine ulaşmaya çalıştığını, nihayet ulaştığını, yanında … de olduğu halde katılan ile bir araya geldiğini, katılanın sorununu dinlediğini, bu sorunu istihbarat görevlisi olarak tanıdığı … … isimli şahsa aktardığını, bir süre sonra …’in kendisini aradığını, katılanın sorununun çözüldüğünden bahisle … … isimli şahsa teşekkür etmek amacıyla 250.000,00 TL para vermek istediğini ilettiğini, katılanın aşamalarda kendisine ulaştığını, Fetullahçı Terör Örgütü üyesi olduğundan bahisle soruşturma geçirdiğini beyanla yardım istediğini, katılan ile … … isimli şahsı bir araya getirdiğini, şahsın belirli bir bedel karşılığında sorunu çözmeyi vaat ettiğini, ancak paranın tahsili hususunda kendisini görevlendirdiğini, katılan tarafından yapılan ödemeleri hesap sahiplerinden alarak bu şahsa ulaştırdığını savunmuş; … … isimli şahsın kimliğinin tespitine dair herhangi bir bilgi vermemiştir.
3. Mahkemesince, sanığın katılan …’yi ihraç listesinde olduğunu, KHK kapsamında ihraç edileceğini, ihraç listesinden çıkarmak için milletvekili … … … ve danışmanları … … ve … … ile sorunu çözeceğini ancak bunun için muhataplara masraf adı altında para vermesi gerektiğini söyleyerek aldattığı, bu şekilde katılan …’in eşi olan diğer katılandan farklı tarihlerde belirttiği hesap numaralarına para gönderilmesini istediği ve katılanların da sanık …’un talimatlarına uyarak dosya içerisindeki banka dekontlarından anlaşılacağı üzere para gönderdikleri, sonraki zamanda yine ihraç listesinden çıkarılma konusunda sorunlar yaşandığını, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olan …, OHAL komisyon başkanı … …’e de masraf adı altında bir takım para, telefon ve altın gönderilmesi gerektiğini söylediği, katılanların farklı tarihlerde toplamda 675.000,00 TL nakit para, 4.449,00 TL değerinde cep telefonu ve 3.600,00 TL değerinde bileziği sanığa gönderdiği, sanığın karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek katılanları kandırdığı, bu suretle üzerine atılı zincirleme şekilde kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik bulunmadığı ancak; emanette kayıtlı bulunan eşyalardan sanığa ait cep telefonu cihazları ve sim kartlar ile bunlar üzerinde gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda elde edilerek sanığa veya müdafiine verilmek üzere hazırlanan yedek kopyaların sanığa iadesi gerekirken, arama işlemi sonucunda elde edilerek dosyada delil olarak kullanılmak üzere hazırlanan yedek kopyaların da sahibine iadesine karar verilmesinin hukuka aykırı ve istinaf taleplerinin bu yönüyle yerinde olduğu kabul edilerek hüküm fıkrasından adli emanetteki eşyaların sahiplerine iadesine ilişkin bölümün çıkartılarak yerine, adli emanetinin 2018/7125 sırasında kayıtlı bulunan eşyalardan, sanığa ait cep telefonu cihazları ve sim kartlar ile bunlar üzerinde gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda elde edilerek sanığa veya müdafiine verilmek üzere hazırlanan yedek kopyaları içeren diskin sanığa iadesine, arama işlemi sonucunda elde edilerek delil olarak kullanılmak üzere hazırlanan yedek kopyaları içerir disk ve belleğin delil olarak dosyada saklanmasına ibaresinin eklenmesi suretiyle ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
1. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/889 Esas, 2020/2525 Karar sayılı kararında, katılanların beyanları, sanık savunmaları, banka cevabi yazıları ve banka dekontları, MASAK raporu ile dosya kapsamından sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemesi nedeniyle, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/889 Esas, 2020/2525 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.