Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5078 E. 2023/933 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5078
KARAR NO : 2023/933
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1082 Esas, 2021/1204 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1263 E., 2020/666 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av…. ile Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket, dava dışı Güner Petrol Demir İnşaat ve Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve müvekkili arasında 2007 tarihinde imzalanan sözleşmede; mülkiyeti müvekkiline ait taşınmaz üzerinde davalı lehine intifa hakkı tesis edilmesi, dava dışı şirket tarafından akaryakıt istasyonu inşaatının yapılması ve geliştirilmesi, akaryakıt istasyonu yanındaki binanın yapılması ve ek yükümlülük olarak taşınmaz sahibi müvekkili lehine 350.000,00 USD + KDV ödenmesi hususunun kararlaştırıldığını, dava dışı şirketin ve müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ancak davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek toplam 492.246,58 USD + 98,66 TL üzerinden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile 2007 yılında yapılan anlaşmadan sonra 19.10.2009 tarihinde fesih protokolü düzenlenerek müvekkilinin anlaşmadan kaynaklanan borçlarından ibra edildiğini, dava konusu alacak için bir fatura düzenlenmediğini, davacının kendi edimini yerine getirdiğini ispat edemediğini, davacı aleyhine açmış oldukları davanın devam ettiğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, mahsup taleplerinin bulunduğunu, kendi alacaklarından dava konusu bedelin mahsubunu istediklerini, davacı tarafından gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, Katma Değer Vergisi (KDV) ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.10.2009 tarihli fesih protokolünün dava konusu ile ilgisinin bulunmadığı, tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda yöneticinin bulunmaması yahut tebliği alamayacak durumda olması halinde bu hususun tebliğ evrakında açıklanması ve bundan sonra hazır bulunan tebligatı almaya ehil memura tebligat yapılması gerekirken ihtarnamenin tebliğinde buna uygun hareket edilmediği, davalının ihtarname ile temerrüde düşürülmediği, dolayısıyla davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, sözleşmede ödemenin yapılacağı tarihin de kararlaştırılmadığı, ihtarla temerrüt oluşmadığından noter masrafı adı altında 83,02 TL ile bu tutarın işlemiş faizinin de istenemeyeceği, sözleşmede davalının ödeyeceği miktarın 350.000 USD + KDV olarak belirlendiği, fatura düzenleneceğine ilişkin bir madde bulunmadığı, bu toplamın alacak olarak kabul edilmesi gerektiği ancak takipte 91.300 USD KDV alacağı istenmiş ise de davacı vekilinin bu tutarın %18 oranında olması gerektiğini beyan ettiği ve bunun 63.000 USD’ ye tekabül ettiği, fatura düzenlenmediğinden bahisle davacının KDV talep edemeyeceği yönündeki bilirkişi görüşünün yerinde bulunmadığı, yapı ruhsatı alındığını ve bu belgenin aynı zamanda inşaatın tamamlandığı ve kullanıma hazır hale geldiğini gösterdiği, davacının sözleşmedeki edimini yerine getirdiği ve davalı yönünden edimini yerine getirme borcunun doğduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının; 350.000 USD asıl alacak, 63.000 USD KDV olmak üzere toplam 413.000 USD üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, toplam 413.000 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/A maddesi uyarınca faiz yürütülmesine, hükmedilen tutarın %20’si oranında 206.227,42 TL inkâr tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalı şirketin tebellüğ eden görevliye yapılan diğer tebligatları kabul ettiğini, kötü niyetle tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürdüğünü belirterek kararı istinaf etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki anlaşma gereğince inşaatın tamamlanması ve kullanıma hazır hale getirilmesi şartının bulunduğunu, bu hususun mahkemece araştırılmadığını, davacının sunmuş olduğu yapı ruhsatının inşaatın tamamlandığı şeklinde yorumlanamayacağını, müvekkili tarafından açılan dava bekletici mesele yapılmaksızın karar verilmesinin yanlış olduğunu KDV’nin ödenebilmesi için fatura düzenlenmesi gerektiğini ve davacının fatura düzenlemediğini belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasal gerektirici nedenlere göre karar verilmiş olması sebebiyle, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a) İhtarnamenin usulüne uygun tebliğ edildiğini, bu şirketlerde tebligatların yetkili kişilerce değil, tebligatı almak için özellikle görevlendirilen kişilerce alındığını, dolayısıyla tebligatın yetkili kişi tarafından alınamaması hali için öngörülen prosedürün aranmasının hatalı olduğunu, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 12 nci maddeye göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davalı çalışanına tebligat yapılması halinde bu durumun derc edilmesinin gerekmediğini, davalı şirketin tebellüğ eden görevliye yapılan diğer tebligatları kabul ettiğini, kötü niyetle tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürdüğünü,

b) Re’sen belirterek kararı temyiz etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a) Gerçek kişi davacı fatura düzenlemediğinden KDV alacağının doğmadığını,

b) Taraflar arasındaki anlaşma gereğince inşaatın tamamlanması ve kullanıma hazır hale getirilmesi şartının bulunduğunu, bu hususun mahkemece keşif yapılmak suretiyle araştırılmadığını, davacının sunmuş olduğu yapı ruhsatının inşaatın tamamlandığı şeklinde yorumlanamayacağını,

c) Müvekkili tarafından açılan dava bekletici mesele yapılmaksızın takas mahsuba konu alacak bulunmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğunu,

d)Alacağın likit olmadığı, bu sebeple icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği; likit olduğu kabul edilse dahi asıl alacağa dahil olmayan KDV’nin hesaplamada dikkate alınamayacağı,

e) Bölge Adliye Mahkemesince müvekkili aleyhine hükmedilecek karar harcı hesaplanırken dava tarihindeki kurun esas alınması gerektiğini,

f)Re’sen belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, sözleşmenin geçerli olup olmadığı, sözleşmede öngörülen edimlerin yerine getirilip getirilmediği, ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, davacının KDV alacağının bulunup bulunmadığı, alacağın likit olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 470 inci maddesi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67 nci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2 nci maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) 12 nci, 20 nci ve 21 nci maddeleri, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 21 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Hükmi şahıslara tebligatın usulü 7201 sayılı Kanun’un 12 nci ve 13 üncü maddeleri ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden çok ise yalnız birine yapılır. Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerekli olup bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.

3.Davacı tarafından noter kanalı ile davalı şirkete keşide edilen ihtarname gösterilen adreste daimi çalıştığını beyan eden evrakı almaya reşit ve ehil Feyza Öztürk’e tebliğ edilmiştir. Anılan mevzuat hükümleri gereğince Mahkemenin tebligatın usulüne uygun olmadığı gerekçesi isabetli ise de dava dilekçesi de aynı kişiye aynı şekilde tebliğ edilmiş olup davalı taraf bu tebliğe istinaden haberdar olduğu yargılamada sunduğu cevap dilekçesinde bu hususa ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamış, davacı iddialarına yanıt vermiştir.

4. 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi gereğince herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup davalının aynı usulle aynı kişiye yapılan dava dilekçesi tebliğini benimseyerek davaya yanıt verirken, ihtarnamenin tebliğinin usulsüz olduğunu savunması hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup, bu savunmaya itibar edilerek temerrüt tarihinin belirlenmesi ve bunun sonuçlarının değerlendirilmemesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

5. Kabule göre, Dairemizce istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. Bu ilkeye aykırı şekilde yabancı paranın karar tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması yerinde olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde taraflara iadesine,

Dosyanın kararı veren ilk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.