YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7486
KARAR NO : 2023/1504
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/706 Esas, 2021/663 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1643 E., 2018/1314 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 400 ton gliserin alım-satımına ilişkin anlaşma yapıldığını, davalının 250 ton ürünü teslim etmesine rağmen sözleşmeye aykırı olarak 150 ton gliserini teslim etmediğini, bu nedenle kendisinin de bazı müşterilerine karşı taahhüdünü yerine getiremeyerek cezai şart ödemekle karşı karşıya kaldığını, müvekkilin bu zararının bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL, ayrıca mahrum kaldığı kar yaklaşık 200.000,00 TL olup bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanacak zarar miktarıyla aradaki fark için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL olmak üzere toplam 14.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; taraflar arasında 400 ton gliserin alım satımına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmeye istinaden ödemesi yapılan 250 ton gliserinin davacıya teslim edildiğini, sözleşmeye göre 180 gün vadeli müşteri çekleri ile ödemenin gerçekleştirileceğini, ancak davacı tarafından 180 günden çok daha ileri tarihli çekler verildiğini, davacı tarafından verilen çeklerin alacağın tamamını karşılamadığını, davacının 150 ton için kendi çeklerini vermeyi teklif ettiğini, davacının bankalar nezdinde yaşadığı sıkıntıdan dolayı bu talebinin kabul edilmediğini, ayrıca 180 günden daha uzun vadeyi taşıyan 3 adet müşteri çekinin de davacıya iade edildiğini, 150 ton gliserinin davacının kusuruyla teslim edilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki sözleşmeye göre önce bedelin ödenip sonra mal tesliminin yapılacağı ve ödemenin 180 gün vadeli müşteri çekleriyle yapılacağının kararlaştırıldığı, davacının 400 tona karşılık gelen ve birim fiyatı belirlenen alacağa ilişkin 180 gün vadeli müşteri çekleri davalıya teslim ettiğini ispatlayamadığı, bu durumda satıcının temerrütü koşulları oluşmayıp davacı alıcının satıma konu malın bedelinin sözleşmeye uygun ifası konusunda temerrüde düştüğü gibi sözleşmeye uygun ifa gerçekleştirmeyerek kendisinin temerrüde düştüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 235 inci maddesi gereği davalı satıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanabilecekken bu hakkını kullanmayarak kendi edimini yerine getirmemeyi tercih ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece sözleşmenin yanlış yorumlandığını, sözleşmeye göre mal bedelinin peşin ödenmeyeceğini, mal tesliminden sonra müvekkilin kendi müşterilerinden topladığı “teslimden sonra 180 günü geçmeyen çeklerle ödeneceğini” bu çeklerin 180 gün içinde herhangi bir gün teslim edilebileceğini, sadece vadenin teslimden itibaren 180 günü geçmeyeceğini, yani malın bedelinin vadesinin 180 gün olduğunu, mahkemeye sundukları belgelerin yeterince incelenmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, satıcının 150 ton ham maddeyi taahhüt ettiği tarihte teslim etmemekte doğrudan temerrüte düştüğünü, müvekkilinin mali durumuna ilişkin davalı iddialarının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmede çeklerin önceden teslimine dair bir madde bulunmadığı, bu durumda 6098 sayılı Kanun’un 234 üncü maddesine göre bedelin teslim ile muaccel olacağından, çeklerin de teslim anında verilmesi gerektiği, ancak sözleşme 400 ton gliserin üzerinden kurulmuş olup 250 ton gliserinin teslim edilmediği, 250 ton gliserin karşılığı verilen çeklerin bir kısmının sözleşmeye uygun olmadığı, müşteri çeki yerine davacının kendi çekini verdiği, yine bazılarında 180 gün vadeye uyulmayarak daha uzun keşide-vade tarihini içerdiğinin anlaşıldığı, davalının davacının teslim edilen mal yönünden dahi sözleşmeye uygun hareket etmediğini belirterek 150 ton mal tesliminden kaçındığı, dosyadaki belgelere göre teslim olunan 250 ton gliserin için verilen çeklerin bir kısmı sözleşmeye uygun olmadığından davalının haklı bulunduğu, davacı sözleşmeye uygun davranmadığından davalıdan kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinde bulunamayacağı, dolayısıyla cezai şartın varlığının da araştırılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalının 150 ton ürünü davacıya teslim etmemesi nedeniyle uğradığı maddi zarar ile mahrum kaldığı kara ilişkin tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 212 ve 236 ncı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.