YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7377
KARAR NO : 2023/1516
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2489 Esas., 2021/1119 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/440 E., 2018/433 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının lehtarı olduğu 850.000,00 Amerikan doları (USD) bono ve bu bononun teminatı olarak düzenlenen ve son hamilin davacı olduğu 1.600.000,00 TL bedelli çeke dayalı alacağın tahsili amacıyla Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2015/6256 E. sayılı dosyasıyla dava dışı Salida Ltd. Şti. ve …’e yönelik kambiyo senedine özgü takibe girişildiğini, ancak bu çekin borçlularından olan dava dışı Salida Ltd. Şti.’nin içinin boşaltıldığını, bu şirketin yetkilisi olan …’ün ise kayıtlı bir adresinin bulunamadığını, bu şirketin işlerinin davalı şirket üzerinden yürütüldüğünün anlaşıldığını, bu nedenle kesinleşen takip dosyası kapsamında alacağın tahsili amacıyla davalı şirketin adresine hacze gidildiğini, burada dava dışı çek borçlularına ait bir kısım evrakların tespit edildiğini ve haciz işlemlerinin gerçekleştirildiğini, fakat davalının istihkak iddiasında bulunduğunu, ancak İcra Hukuk Mahkemesince davalının istihkak iddiasının reddine karar verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 209 uncu maddesine göre davalı şirket ile dava dışı çek borçlusu şirketin arasında fiili bağın bulunduğunu, aynı şirketler topluluğunda yer aldıklarını, bir kısım ortak ve yetkililerin de aynı kişiler olduğunu, adreslerinin aynı olduğunu, birbirlerinin araçlarını kullandıklarını, borçlarını ödediklerini, kira sözleşmeleri düzenlediklerini, çeşitli işleri birlikte yaptıklarını, dolayısıyla aralarında hakim şirket ve bağlı şirket ilişkisinin bulunduğunu, bu nedenle davalının dava dışı çek borçlusunun borcundan sorumlu olduğunu iddia ederek davalı şirketin haksız olarak takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 850.000,00 USD bonoda ve teminatı olarak verildiği iddia edilen 1.600.000,00 TL bedelli çekte davalının isminin bulunmadığını, davalının hakim şirket olmadığını, davalı şirketin adresinde gerçekleştirilen haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu, …’nın Salida Ltd. Şti.’nde yetkisinin 100.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, dolayısıyla bu bononun geçerli bir ticari ilişkiye dayanmadığını, ortada gerçek bir alacağın bulunmadığını, alacak olsa dahi davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davalı ve Salida Ltd. Şti.’nin masraftan kaçınmak ve ortak projelerini daha rahat hayata geçirebilmek için ilk aşamada aynı adresi kullandıklarını, daha sonra adreslerin değiştiğini, trafik cezaları, araç kullanımları, kira kontratlarının sebebinin çalışılan ortak proje olduğunu, borçlu şirket ile hukuki ya da fiili hiç bir bağının bulunmadığını savunarak davanın reddine ve %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Pantel Ltd. Şti. ile dava dışı borçlu Salida Ltd. Şti.’nin ve dava dışı borçlu …’ün ortak olduğu Pantel Ltd. Şti. ile Özaygün Ltd. Şti.’nin birbirleri ile mal ve hizmet alımı yaptıkları, aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğu, adı geçen şirketlerin kuruluşundan ve hisselerinin devralınmasından/ devredilmesinden sonra da sevk ve idarenin dava dışı borçlu … tarafından yapıldığı, davalı ve dava dışı şirketlerin iş ve işlemlerinin iç içe geçtiği, aralarında organik bağ bulunduğu kanaatine varılmış ise de 6102 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinin doğrudan uygulama alanı bulabileceği sonucuna ulaşılamayacağı, bu maddenin uygulanabilmesi için aynı kanunun 195 inci maddede sıralanan ve şartların birlikte var olduğunun ispatının gerektiği, davacı tarafından davalı şirketin hakim şirket dava dışı Salida Ltd. Şti.’nin ise bağlı şirket konumunda olduğu ve ayrıca davalı şirketin toplumda veya tüketicide güven veren bir düzeyde itibara sahip olduğu ve bu anlamda davacıya karşı güven veren düzeyde bir itibar yarattığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mahkemece alınan ilk raporda her iki şirketin aynı şirket olduğu yönünde güven duygusu oluştuğu, bu nedenle davalı şirketin dava dışı Salida Ltd. Şti.’nin borcundan sorumlu olduğunun tespit edildiğini, alınan ikinci bilirkişi raporunda ise davalı ile dava dışı Salida Ltd. Şti.’nin aynı şirketler grubunda yer aldığını, her iki şirketin sevk ve idaresinin dava dışı … tarafından yapıldığını, sonuç olarak anılan şirketlerin iş ve işlemlerinin iç içe geçtiğini, aralarında organik bağ bulunduğunu, ancak şirketlerin hiç birisinin diğerine karşı hakim şirket olmadığının tespit edildiğini, her iki raporda da şirketlerin aynı şirket olduğu ve aynı kişiye ait olduğu görüşünün belirtildiğini, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap verme süresi içerisinde usulüne uygun şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiğini, Mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile dava dışı Salida Ltd. Şti. ile dava dışı borçlu … arasındaki organik bağ bulunduğunun sabit olduğu, davalı şirketin hakim şirket sıfatıyla davacıya bağlı şirketle çalışmak hususunda somut beklentinin oluşabilmesi için davacıya hakim şirket veya şirketler topluluğunca bağlı şirketin iş ve işlemleri ile ilgili sözlü veya yazılı bir güvence verilmesinin veya bu anlama gelebilecek desteklerin verildiğine ilişkin dosyada bir kanıt ve iddianın olmadığı, hakim şirketin davacıyla çalışma konusunda özendirdiğine dair bir kanıtın da bulunmadığı, bu nedenle davacının istinaf isteminin reddinin gerektiği, davalı yönünden ise davalı tarafından cevap süresi içerisinde kötü niyet tazminatına karar verilmesinin talep edilmediği, ayrıca davacının kötü niyetli icra takibi yaptığı sonucuna varılamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirket ile dava dışı Salida Ltd. Şti.’nin arasında 6102 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesi kapsamında hakim ve bağlı şirket ilişkisinin olup olmadığı, bu ilişki nedeniyle davalı şirketin dava dışı şirketin kambiyo senedine dayalı borcundan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve davalı şirket lehine kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un 209 uncu ve 195 inci maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı vekilinin dava sebebini 6102 sayılı Kanun’un 195 inci maddesine dayandırmış olmasına ve şirketler topluluğuna ilişkin sorumluluk koşullarının oluşmamış bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.