YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7014
KARAR NO : 2023/2455
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1023 E., 2021/914 K.
…
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/282 E., 2020/397 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.09.2005 tarihinde Bağ-Kur’lu olarak 12 nci basamaktan emekli olduğunu, davacının emeklilik maaşını kesintisiz 11 yıl 2016/Mayıs ayına kadar aldığını, davalı kurumun maaşını iyileştirme adı altında öncelikle 1.242,46 TL’ye düşürdüğünü, sonra da fazla ödediklerini iddia ettikleri kısmı yine intibak yasası gereği davacıya sunulan emekli maaşından aylık 323,04 TL kesinti uygulanarak 969,12 TL ye indirdiğini ve davacıyı mağdur ettiğini, kesintiyi fark eden davacının kurumca sözlü olarak verilen cevabında emeklilik tarihinde yanlış hesaplama yapıldığını, bu hesaplama hatasını da banka değişikliği sırasında fark ettiklerini, 10.075,18 TL fazla ödeme yaptıklarını ve bu fazla ödemenin emekli aylığından aylık 323,04 TL kesinti yapılarak tahsil edeceklerini beyan ettiklerini, alınan cevap üzerine davacının E devlet sayfasından tüm SGK bilgileri dökümünü çıkarttığını 3.225,25 TL fazla ödeme göründüğünü fark ettiğini, bu işlemlerin hiçbirinde davacının etken değil tam aksine edilgen konumda olduğunu beyanla; davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tesbitine, bu güne kadar davalı kurum tarafından davacının rızası dışında kesilen 10.075,18 TL nin geri iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 13.300,43 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın mağduriyetin doğduğu 17.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uyuşmazlık, basamak seyrinden kaynaklı aylıkta azalma nedeniyle davacının Kuruma borçlu olup olmadığı ve davacının Kuruma 3.225,25 TL fazla pirim ödemesinin bulunup bulunmadığı, iade edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Davalı Kurum davacının 4056 sayılı yasa ile 506 sayılı Kanuna eklenen Geçici 80 inci maddeye göre borçlandığı sanatçı borçlanması sürelerini basamak seyrinde etkili olmadığını belirterek davacının basamak seyrini 6. basamak olarak belirlemiştir.
Davacının basamak seyrine konu borçlanması, 4056 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 80 inci madde de “17.07.1964 tarih ve 506 sayılı Kanun’un Ek 10 uncu maddesi ile Kanun kapsamına alınan sigortalılar, örneği Kurumca hazırlanan ve ilgili işveren, birlik, sendika, dernek sanatsal vakıf kuruluşları veya ilgili kamu kuruluşları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip, Kültür Bakanlığınca onaylanmış borçlanma belgeleri ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içince Kuruma başvurmaları ve borç ödeme tarihindeki 78 inci maddeye göre belirlenen asgari günlük kazanç üzerinden hesaplanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini bir defada kuruma ödemeleri şartı ile borçlanma belgesinde kayıtlı meslekleri ile ilgili çalışma sürelerinin tamamını veya bir bölümünü borçlanabilirler…” şeklinde düzenlenmiştir.
Ülkemizde sanatçılar (Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşıları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünür ve yazarlar) sosyal güvenlik sistemine ilk kez 1978 yılında 2167 sayılı kanunla Sosyal Sigorta kapsamına alınmış sonra sırasıyla 01.12.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2959 sayılı Kanun, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun, 01.01.1995 tarihinde geçerli olan 4056 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanun’a eklenen geçici 80 inci madde ile borçlanma imkanı getirilmiş olup bahse konu borçlanılan sürelerinin “prim ödenmeksizin geçen hizmet sürelerini” içermektedir. Kurum genelgelerinde de (21.12.1994 tarihli 12-58. Genelge) “Hizmet borçlanması yapmak isteyen sigortalı, primsiz geçen çalışma süreleri… ” şeklinde açıklanmıştır.
Diğer yandan davalı Kurum başlangıçta, davacının 4056 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 80 inci maddeye göre borçlandığı sanatçı borçlanması sürelerini basamak seyrinde dikkate alarak basamak tespiti yapmış ve belirlediği 12 nci basamak üzerinden Bağ-Kur prim tahsilatı yapmış ve 01.09.2005 tarihinden 26.06.2016 tarihine kadar 12.basamağa göre on yılı aşkın bir dönem aylık ödemiştir.
Davacının 3.225,25 TL fazla ödemesinin davalı kurumun 2016 tarihli işlemlerinde davacının hizmetlerini güncelleyerek basamak seyrini 6.basamağa düşürmesinden kaynaklandığı davacının 17.05.2016 tarihli Sigortalı Bilgileri cetvelinden anlaşılmaktadır. Davalı kurum, davacının sanatçı borçlanması sürelerini basamak seyrinde dikkate aldığını 2016 yılında fark ederek ilk basamağı 6 ncı basamağa düşürmüş ve 3.225,25 TL fazla prim ödendiğini tespit etmiş, ayrıca başlangıçtan itibaren 12 nci basamağa göre ödenen aylıklar için 10.075,18 TL fark aylıkların yersiz ödendiğini tespit ederek davacıdan tahsili cihetine gitmiş bu arada 3.225,25 TL fazla prim ödemesini de zamanaşımı nedeniyle davacıya iade etmemiştir.
Davacı ise ilk basamağının 6 ncı basamağa düşürülmesinden kaynaklı olan hem 3.225,25 TL fazla primin iadesini talep etmekte, hem de ilk basamağının 6 ncı basamağa düşürülmesinden dolayı Kurumca daha düşük bir aylık bağlanmasına itiraz ederek aylıkların 12 nci basamaktan ödenmesini ve Kurumca tahsil edilen aylık farklarının iadesini talep etmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının ilk basamağının 6 ncı basamağa düşürülmesi ve buna göre yeniden hesaplanan aylık işlemine dair Kurum işlemlerinin yerinde olmadığı düşünülerek davacının 12 nci basamak üzerinden hesaplanan aylığının devamının gerektiği ve davacının ilk basamağının 6. basamağa düşürülmesinden dolayı 3.225,25 TL prim farkının iadesinin mümkün olmadığı, davacının aylıklarından (10.075,18 TL asıl alacak, 14,41 TL faiz olmak üzere toplam 10.089,59 TL) yersiz aylık adı altında yapılan tüm kesintilerin yasal faizi (710,73 TL) ile birlikte, maddi tazminat olarak davalı SGK’dan alınarak davacıya iadesi gerektiği değerlendirilerek, davanın kısmen kabulü ile davacının aylıklarının 12 nci basamak üzerinden ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının aylıklarından (10.075,18 TL asıl alacak, 14,41 TL faiz olmak üzere toplam 10.089,59 TL) yersiz aylık adı altında yapılan tüm kesintilerin yasal faizi (710,73 TL) ile birlikte davalı SGK’dan alınarak davacıya iadesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporuna istinaden kurulan hükmün usul ve mevzuata aykırı olduğunu, kurumca mevzuata aykırı olarak yapılan hatalı hizmet yüklemesi ve basamak intibakı nedeniyle davacının hak etmediği aylığa hak kazanmasına imkan tanımanın, hukuka ve adalete, eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dava, menfi tespit, kesintilerin iadesi ve maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı SGK vekilince istinaf edilmiştir.
İleri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili verilen kararın hatalı olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporuna istinaden kurulan hükmün usul ve mevzuata aykırı olduğunu, esasen davalı Kurumun yaptığı işlemlerin yerinde ve hukuki olduğunu belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya bağlanan aylığın eksik ödenip ödenmediği hususu ile aylığından yapılan kesintilerin davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davalı … vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…