Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2011/36266 E. 2013/23223 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/36266
KARAR NO : 2013/23223
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen karar, 18.01.2010 tarihinde kendisi ile aynı konutta oturan kızı Sema Ayaz’a tebliğ edilmiş ise de; 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekli olduğundan, UYAP-MERNİS’ten alınan nüfus kayıt örneğinin incelenmesi sonucunda tebligat işleminin yapıldığı tarihte ondört yaşında olduğu anlaşılan sanığın kızı Sema Ayaz’a yapılan tebligat işleminin hukuken geçersiz olduğu ve sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında tehdit suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre söz konusu hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nın 305/1.maddesi gereğince, hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteminin aynı Kanunun 317.maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II- Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik sanığın ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1-)Sanığın, “suça konu edilen 0535 956 18 66 numaralı hattın kendisine ait olmadığını ve kendisi tarafından kullanılmadığını, kimliğinin kaybettiğini, kimliğini ele geçiren kişilerin bu kimliği kullanarak kendisinin adına telefon aboneliği yaptırmış olabileceklerini” savunması karşısında, söz konusu hattın alınması sırasında ibraz edilen kimlik ve düzenlenen sözleşme örneği temin edilerek, abonelik sözleşmesinin sanık tarafından yapılıp yapılmadığının gerekirse imza incelemesi ile birlikte tespit edilmesi, ayrıca bu telefon numarası üzerinden görüşme yapılan diğer kişiler araştırılıp tanık olarak dinlenerek söz konusu telefonunun sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığının kuşkuya yer verilmeyecek bir şekilde belirlenmesi, sanığın kimliğini kaybetmesi ile ilgili olarak nüfus müdürlüğüne veya ilgili diğer resmi kurumlara başvuru yapıp yapmadığının araştırılması, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
2-)Kabule göre de, sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı, dolayısıyla 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (a). bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan nesnel (objektif) koşulunun bulunduğu, aynı maddenin (c). bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda katılanın tazminat istemi bulunmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen hakaret suçundan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararın belirlenmediği gözetilerek, sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6. fıkrasının (b). bendinde belirtilen, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “uzlaşma prosedürünün uygulanamaması durumunda CMK.nın 231.maddesinin uygulanamayacağı” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.