Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/544 E. 2023/2202 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/544
KARAR NO : 2023/2202
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gürgentepe Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 31.12.2021 tarihli ek kararla davalı vekilinin temyiz talebinin miktarı itibariyle kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 289 ada 10 ve 12 parsel sayılı tarım arazisi niteliğindeki taşınmazların maliki olduğunu, davalının ise aynı yerde tarım arazisi niteliğindeki komşu 11 ve 23 parsel sayılı taşınmazları dava dışı 3 üncü kişiden 27.02.2019 tarihinde satın aldığını, 5403 sayılı Kanun’un 8/i maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ön alım hakkına sahip olan davacıya noter bildirimi yapılmadığını, ön alım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı 11 ve 23 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının satışlardan bilgisinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazları kullanmak için satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli ve 2019/29 Esas, 2021/75 Karar sayılı kararıyla; 289 ada 11 parsel sayılı taşınmaz yönünden “…5403 sayılı Kanun’un 8/i maddesindeki şartların oluştuğu” gerekçesiyle davanın kabulüne, 289 ada 23 parsel sayılı taşımaz yönünden ise sınırdaş tarım arazisi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili, sınırdaşlığın kadastral yol ile sona ermeyeceğini ileri sürerek 23 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin hatalı olarak belirlendiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2. Davalı vekili; 5403 sayılı Kanun’un 8/i maddesindeki düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığını, dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazın tek başına dikili arazide asgari tarımsal yüzölçümüne sahip olduğundan önalım hakkının kullanılamayacağını, dava konusu taşınmazların gerçek satış bedelinin 600.000,00 TL olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi; “İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak; harç ikmal edilmediği için dosyanın temyiz kesinlik sınırı altında kaldığını, davanın taşınmazın aynına ilişkin olup temyiz isteminin değer yönünden sınırlandırılamayacağını, dava konusu taşınmaların keşfen belirlenen değerinin 103.000,00 TL olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

C. Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz başvurusunu değerlendirme kararı
Bölge Adliye Mahkemesi 31.12.2021 günlü ek karar ile; ” yargılama sırasında belirlenen dava değeri ve hükme esas alınan miktarın karar tarihi itibariyle geçerli olan 78.630,00 TL’ lik temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı” gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermiştir.
D. Ek karara karşı temyiz yoluna başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2021 günlü ek kararına kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

E.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili 31.12.21 günlü ek karar ve karara karşı temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin 26.11.2021 günlü kararına temyizine ilişkin dilekçesine ek olarak kararın temyiz edilebilir olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2021 günlü ek kararı ile 26.11.2021 günlü kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının aleyhe olan kısmının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5403 sayılı Kanun’un 8/i maddesine dayalı ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5403 sayılı Kanun’un 8/İ maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732 inci ve devamı maddeleri,

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; 1)“Taleple bağlılık ilkesi” kenar başlıklı 26 ncı maddesinde; hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği; duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceği,

3. “Temyiz edilebilen kararlar” kenar başlıklı 361 inci maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki haftaiçinde temyiz yoluna başvurulabileceği,

4.“Temyiz edilemeyen kararlar” kenar başlıklı 362 nci maddesinde; Bölge Adliye Mahkemelerinin, miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlarının; bu tür kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği; alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkının bulunmadığı; ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer tarafın da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebileceği, hüküm altına alınmıştır.

5. Genel olarak, davanın değeri çoğu zaman davacının talep ettiği alacak veya tazminat miktarını gösterirken ve bu miktarın yüksekliği davanın kabulü halinde davacının lehine sonuç doğurur.

6. Bazı davalarda ise mahkemece belirlenen ve hüküm altına alınan dava değeri davacının değil davalının lehine olabilmektedir. Mesela, ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında, davanın kabulü halinde belirlenen değer üzerinden davalı taraf harç ve vekalet ücreti ödemek zorunda ise de, önalıma konu payın belirlenen bedelinin davalıya ödenmek üzere davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi gerekmektedir.

7. Ön alım davalarında, kural olarak davaya konu payın resmi satış senedindeki değeri ön alım bedeli olmakla birlikte, davacı resmi senetteki satış bedelinin yüksek gösterildiğini belirterek davasını kendi belirlediği daha düşük bir bedel üzerinden harç yatırmak suretiyle açabilmektedir. Davalı taraf genellikle davanın reddini savunmakla birlikte, davanın mahkemece kabul edilmesi halinde ön alım bedelinin davacı tarafından düşük gösterildiğini belirterek, resmi satış sözleşmesindeki bedel üzerinden veya ileri sürdüğü daha fazla miktar üzerinden hüküm altına alınmasını talep etmektedir.

8. Bu tür davalarda hüküm altına alınan bedel aynı zamanda davanın da değerini gösterdiğinden, dava değeri davanın başında taraflar arasında ihtilaflıdır.

9. Bu sebeplerle, başlangıçta dava değerinin belirlenmesinde inisiyatif davacıda ise de Kanun’un 26 ncı maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık” ilkesi sadece davacının değil, davalının da taleplerinin nazara alınmasını emrettiğinden, kanun yoluna başvurulması halinde davacının talepleri yanında, davalının taleplerinin de mahkemece değerlendirmeye alınması gerekir. Aksi halde, davacının belirlediği değeri aşan davalı taleplerinin dikkate alınmaması, verilen kararın davalı tarafından kanun yoluna götürülmesi ve denetlenmesi engellenmiş olacaktır. Bu durum, davalının davada kendisini savunmasına ve adil yargılanmasına engel olacak nitelikte bulunduğundan, temyiz hakkının dava değerine veya hüküm altına alınan değerine göre belirlenmesi sırasında Kanunu’nun 341 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri ile 362 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca istinaf ve temyiz sınırı belirlenirken davalı tarafın ileri sürdüğü taleplerin de nazara alınması kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme olacaktır.

3. Değerlendirme
1. Somut uyuşmazlıkta; davalı yargılama sırasında dava konusu taşınmazların gerçek satış bedelinin 600.000,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Bu nedenle, mahkemece hüküm altına ön alım bedeli karar tarihindeki temyiz sınırının altında kalsa da, davalı taraf belirlenen ön alım bedelini kabul etmeyerek, temyiz sınırının üzerindeki değerleri ifade ederek kanun yoluna başvurduğundan, davalının bu talepleri nazara alınmadan, Kanun’un 362 nci madde hükmü eksik ve hatalı değerlendirilerek, hüküm altına alınan ön alım bedeli gerekçe gösterilerek temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek temyiz incelemesine geçilmiştir.

2. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirilmiş olduğu anlaşılarak davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

VI. KARAR
Yukarıda (3.1.) bentte açıklanan nedenlerle;
Bölge Adliye Mahkemesi’nin 31.12.2021 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,

(3.2.) bentte açıklanan nedenlerle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.