YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25269
KARAR NO : 2023/11343
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
İSTİNAF SONRASI TEMYİZ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/771 E., 2018/993 K.
KATILANLAR : …, …
SUÇ : Nitelikli Yağmaya Teşebbüs
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama, Bozma
Sanıklar hakkında katılan Emircan Şankal’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan açılmış bir dava ve kurulmuş bir hüküm bulunmadığından, temyize hak ve yetkisi olmayan … müdafiinin temyiz isteminin; temyiz isteğinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir.
Sanık …’ün katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise de; kasten yaralama suçunun yağmanın unsuru olduğu ve temyiz konusu fiilin bir parçası ile ilgili olarak verilen anılan bu hükmün incelenmesinde zaruret bulunduğu anlaşılmakla, sanık …’ün katılan …’a yönelik kasten yaralama eylemine ilişkin olarak hakkında verilen 09.03.2018 kesinleşme tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sanıklar hakkında katılan …’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2015 tarih 2015/648 nolu iddianamesi ile sanıklar hakkında katılan …’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu işledikleri iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c), (h) bendi, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2017 tarihli ve 2015/556 Esas, 2017/543 Karar sayılı kararı ile sanıkların katılan …’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan beraatlerine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2018/771 Esas, 2018/993 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan … vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verimesi gerektiğine,
2.Tanık B.Ö’nün anlatımlarına itibar edilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanıkların suç tarihinde saat 01.00 sıralarında parkta oturdukları sırada, sanık …’ün aynı parkta oturan katılan …’ın oturduğu banka gidip kısa bir süre oturduktan sonra katılan …’a hitaben “Bize bira alırmısın” dediği akabinde “Yok mu 3-5 birşeyler çık yolumuzu bulalım…” şeklinde konuşmaya başladığı, katılan …’un sanık …’e hitaben “Yanımda para yok, birada yok, ancak elimdeki yarım şişe birayı istiyorsan vereyim” dediği ve elindeki yarım bira şişesini sanık …’e uzattığı, sanık …’in sinirlenerek şişeyi yere atıp parçaladığı, “Bana bunu mu layık görüyorsun lan,” diyerek bağırmaya başladığı, katılan …’un korktuğu ve “Tamam kardeşim,” deyip ayağa kalkıp az ileride bankta oturmakta olan kardeşi … ve tanık B. Ö.’ye doğru hareket ettiği, katılan ve tanığa “kalkın gidelim” dediği, katılan …’un peşinden gelen sanık …’in …’u çenesinden tutarak ittirdiği, bunun gören katılan …’ın da sanık …’i ittirmesi üzerine, diğer sanıkların ve kimliği tespit edilemeyen şüpheli şahısların bulundukları yerden gelerek hep birlikte katılan ve kardeşini darp ettikleri, aldıkları darbeler sonucu bayılarak yere düşen katılanları kurtarmak için olay yerinde bulunan tanıklar C. K. ve B.B.’nin sanıklara müdahale etmek istedikleri ancak sanıkların buna izin vermeyerek tanıklara da vurdukları anlaşılmıştır.
Bu şekilde gerçekleştiği anlaşılan dava konusu olaysa İlk Derece Mahkemesince, sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgileri gösterilen beraat kararı verildiği belirlenmiştir.
2.Katılan …’ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığına dair hastane raporu dosya içerisinde mevcuttur.
3.Katılan …’ın burun kemiğinde kırık oluşturacak ve basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek şekilde yaralandığına dair adli tıp raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
4. Dosya içerisinde yer alan 13.09.2015 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında; olayın gerçekleştiği yerde bol miktarda kan izlerinin bulunduğu ve kan izlerine yakın yerde kırık bira şişesi olduğunun görüldüğü belirtilmiştir.
5. Aşamalarda dinlenen tanıklar B.Ö., C. K. ve B.B.’nin anlatımları iddiayı doğrular mahiyettedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanıklar …, …, … Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Yapılan İncelemede;
Olay ve Olgular başlığı altında bir numaralı paragrafta izah edilen şekilde gerçekleşen olayda sanık …’in katılan …’un yanına tek başına giderek para istediği, katılan …’un sanığa para vermeyip kardeşi katılan … ve tanık B.G.’nin yanlarına gittiği, sanık …’in de katılan …’un peşinden giderek orada katılanlara saldırıp kavganın başlaması üzerine diğer sanıkların gelerek olaya müdahil oldukları anlaşılmıştır. Buna göre sanıklar …, … ve …’ın sanık …’in katılanın yanına para istemek için gittiğini bildiklerine ve yağma kastı ile hareket ettiklerine dair dosya kapsamı itibariyle delil bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık … Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Yapılan İncelemede;
Oluşa ve dosya içeriğine göre;
Sanık …’ün aynı parkta oturan katılan …’ın oturduğu banka gidip kısa bir süre oturduktan sonra katılan …’a hitaben “Bize bira alırmısın” dediği sonra “Yok mu 3-5 birşeyler çık yolumuzu bulalım…” şeklinde konuşmaya başladığı, katılan …’un sanık …’e hitaben “Yanımda para yok, bira da yok, ancak elimdeki yarım şişe birayı istiyorsan vereyim” dediği ve elindeki yarım bira şişesini sanık …’e uzattığı, sanık …’in sinirlenerek şişeyi yere atıp parçaladığı, “Bana bunu mu layık görüyorsun lan,” diyerek bağırmaya başladığı, katılan …’un korktuğu ve “Tamam kardeşim,” deyip ayağa kalkıp az ileride bankta oturmakta olan kardeşi … ve tanık B.Ö.’ye doğru hareket ettiği, katılan ve tanığa “Kalkın gidelim” dediği, katılan …’un peşinden gelen sanık …’in …’u çenesinden tutarak ittirdiği, bunu gören katılan …’ın da sanık …’i ittirmesi üzerine, diğer sanıkların ve kimliği tespit edilemeyen şüpheli şahısların bulundukları yerden gelerek hep birlikte katılanları darp ettiklerinin; katılanların istikrarlı ve tutarlı beyanları, bu beyanları doğrulayan hastane raporları ve olaya şahit olan tanıklar C.K. ve B.B.’nin beyanları ile sabit olduğunun anlaşılması karşısında sanık …’in eyleminin geceden sayılan zaman diliminde gerçekleşen nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, aynı kanun’un 35 inci maddesi ve aynı kanunun 150 nci maddesi ikinci fıkrası kapsamında cezalandırılması gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Avukat … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Avukat … vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar …, …, … Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2018/771 Esas, 2018/993 Karar sayılı kararında katılan … vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
C. Sanık … Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle katılan … vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2018/771 Esas, 2018/993 kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
07.06.2023 tarihinde karar verildi.