Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2022/14644 E. 2023/1583 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14644
KARAR NO : 2023/1583
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
KARAR : Mahkûmiyet

Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2016 tarihli ve 2015/12 Esas, 2016/383 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h , 53 ve 58. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 02.02.2017 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 15.09.2022 tarihli ve 2022/3441 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.11.2022 tarihli ve KYB-2022/124692 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2022 tarihli ve KYB-2022/124692 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın savunmasının 03/06/2018 tarihinde İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesince yakalama müzekkeresi sonucunda alındığı, kovuşturma aşamasında esas Mahkemesince bir daha sanığın savunmasına başvurulmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesinin uygulandığı, bu madde gereğince verilecek cezanın alt sınırının 5 yıl olduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir..” şeklindeki hüküm gereği alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın yakalama emri üzerine dahi olsa istinabe sureti ile sorguya çekilemeyeceğinden, sanığın Mahkemesince sorgusu yapılmadan savunma hakkının kısıtlanmak suretiyle, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. Sanık tarafından inceleme konusu karara yönelik 12.04.2018 tarihli dilekçe ile eski hâle iade talebinde bulunulduğu, Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2018 tarihli ek kararıyla talebin reddine karar verildiği, bu kararın ceza evinde olan sanığa 5271 sayılı Kanun’un 35/son maddesi uyarınca okunup anlatılmadan usûlsüz bir şekilde tebliğ edildiği ve sonradan sanığın 24.05.2021, 13.12.2021, 31.01.2022, 05.01.2022 tarihli dilekçelerle ek kararı da istinaf ettiğinin anlaşılması karşısında, mahkemenin dosyayı istinaf yoluyla incelenmek amacıyla Bölge Adliye Mahkemesine göndermesinin gerekmesi nedeniyle inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.