YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2482
KARAR NO : 2023/11529
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/136 E. 2016/278 K.
KATILANLAR : …, …
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2016 tarihli ve 2016/2887 Soruşturma No’lu iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 29 uncu ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2016/136 Esas, 2016/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın atılı suçu işlemesi karşısında, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna
2. Tanık dinlenmeden, eksik inceleme ile karar verilmesine
3. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Her ne kadar sanık hakkında tehdit suçundan cezalandırılması talebiyle mahkemede kamu davası açılmış ise de; olay günü sanığın kızı ile mağdur …’nin Forum AVM içerisinde bulunan Funky Park isimli çocuk oyun alanında oynamakta oldukları, sanığın kızının oynayışını yetişkin oyun alanı kısmından izlediği, bu sırada kızı ile mağdur arasında tam olarak tespit edilmeyen bir olay yaşandığı, bunun üzerine sanığın müdahale ederek kızını parktan alıp ayrıldığı, bu nedenle mağdurun oyunu bıraktığı, mağdurun ağladığını gören oyun parkı görevlisi tanık E.’in mağdurun babası katılana haber verdiği, olay yerine gelen katılanın sanığı beklemeye başladığı, sanık ile katılan arasında tartışma yaşandığı, her ne kadar sanığın mağdura “seni döverim” demek suretiyle tehditte bulunduğu iddia edilmiş ise de sanığın tehdit kastı ile herhangi bir kelime kullanmadığını savunmuş olması, tanığın beyanında sanığın mağdura yönelik herhangi bir eylemine doğrudan şahit olmadığını beyan etmiş olması, karşısında sanığı cezalandırmaya yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği bu itibarla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince mahkemesince sanığın BERAATİNE karar verilmiştir.
2. Mağdur mahkemede; “Bana gösterdiğiniz sanığı oyun parkından hatırlıyorum. Ama o gün neler olduğunu hatırlamıyorum,” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. Sanık kollukta müdafii bulunmadan alınan ifadesinde; “… Biraz benim bulunduğum yere yaklaştıklarında hala kızımın üzerine yürüyüp rahatsız ettiğini ve kızımın kendisinden çok korktuğunu görünce bende kızımı rahatsız etmeyi bırakması ve vurmaması için kızıma vurursan seni döverim dedim. Tabiki ben 5-6 yaşındaki çocuğu dövecek değilim herhangi bir şekilde de seni öldürürüm demedim. Kızımı tuvalete götürüp tekrar geri döndüğümde bir şahıs bana hitaben çocuğumu öldüreceğim demişsin ben askeri personelim arkadaşlarım gelip senin ifadeni alacaklar … şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Bilgi sahibi olarak kollukta dinlenen E.S.T.’nin olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisinin olmadığı anlaşılmaktadır.
IV.GEREKÇE
1. Dosya kapsamı incelendiğinde katılan vekilinin iddiasını destekleyecek görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/136 Esas, 2016/278 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.