YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17851
KARAR NO : 2023/1164
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Hakaret suçundan neticeten hükmolunan 1.500,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararlarının tür ve miktarları itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmıştır.
Sanık hakkında diğer suçlardan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2016 Tarihli ve 2016/7 Esas, 2016/309 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
a) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
b) Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
c) Cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkranın c bendi ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.11.2020 tarihli ve 14-2016/324417 sayılı temyiz ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suçlamayı kesinlikle kabul etmediğine, verilen para cezalarının kaldırılması veya ödemenin ertelenmesine, ve re’sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Cinsel Taciz suçu yönünden sanığın katılana öpücük attığını belirtir beyanda bulunduğu anlaşılmış olup, sanık bu hareketini katılan ile arasında rızai ilişkinin neden olduğunu belirtmiştir. Tanık okul müdürü … ve sanığın ikrar içeren beyandan, şikayet tarihinden bir süre önce katılanın tanık … … sanığı şikayet ettiği, okul müdürü … … da sanığı bu konuda uyardığı anlaşılmaktadır. Evli olan katılan sanık ile gönül ilişkisi olsaydı bunu her şekilde gizlemesi beklenir, hayatın doğal akışına uygun olan budur. Oysa katılan sanığın kendisini rahatsız ettiğini çalıştığı kurumun amirine en başından beri bildirmiştir. Bu durum katılanın sanık ile arasında herhangi bir ilişki olmadığı ve katılanın sanığın taciz içeren davranışlarından samimi şekilde rahatsız olduğunu göstermektedir.İş ortamına, ailesine ve sosyal çevresine karşı zor durumunda kalma pahasına şikayet hakkını kullanan mağdurun beyanlarındaki tutarlılık ve gözlenen tavırları gereği mağdurun beyanına itibar edilmiş ve tanık ve mağdur beyanları bir arada değerlendirildiğinde sanığın mağdurun rızası ile görüştük şeklindeki savunması içeriğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülerek sanık savunmasına itibar edilmemiştir.
Sanığın aynı okulda birlikte çalıştıkları mağduru çalıştıkları sırada öpücük atmak sureti ile taciz ettiği, daha sonra ise mağdurun telefonunu mağdurun rızası dışında başka bir kişiden temin ederek onu telefonla da rahatsız etmeye başladığı, bunun üzerine mağdurun durumu okul müdürüne izah ettiği ve sanıktan kendisine çeki düzen vermesini ve bir daha rahatsız etmemesini istediği, okul müdürünün ise sanığı mağdurun rahatsız olduğunu onu aramaması gerektiğini hatta mağdura ati telefon numarasını telefonundan silmesini söylediği, ancak sanığın kendisine ait 0546 (**) (**) numaralı telefondan amiri olan okul müdürünü de dinlemeyerek mağduru, telefon inceleme tutanağında da belirtildiği üzere, 00,52’den 01:31’e kadar 27 defa aradığı, ayrıca aynı gün 01:06’da “Aç” şeklinde, 01:29’da ise ” Amini Sikiim” şeklinde mesajlar attığı, 01/01/2016 tarihli telefon inceleme tutanağı, mağdurun tutarlı anlatımları, sanığın suçu kabul eder nitelikteki savunmaları içeriği ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı, Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma, Hakaret ve aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle cinsel taciz suçlarını işlediği sabit görülmüştür.
Sanığın çalıştığı kurumun idarecisi tarafından şikayet tarihinden bir süre önce uyarılmasına rağmen eylemlerine devam ettiği anlaşıldığından ve inkara yönelik savunmaları ve duruşmada gözlenen kişilik özellikleri nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiştir.
Sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği telefon inceleme tutanağından sabit görülerek eylemine uyan TCK’nın 125/1 maddesi gereğince suçun işlendiği yer ve zaman ve fiilin diğer özellikleri dikkate alınarak takdiren alt sınırdan ceza tayini ve adli para cezası tercih edilerek cezalandırılmasına, Sanığın kişilik özellkileri göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde kanaat oluşmayıp CMK 231/6-b maddesindeki koşul oluşmadığından, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına, Sanığa tayin olunan sonuç ceza adli para cezası olduğundan hakkında TCK nun 51 ve 53. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın üzerine atılı kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu telefon inceleme tutanağından sabit görülerek, eylemine uyan TCK’nın 123/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, zamanı ve yeri dikkate alınıp takdiren alt sınırdan ceza tayini ile cezalandırılmasına, Sanığın mahkemede gözlenen kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından CMK 231/6-b maddesindeki koşul oluşmadığı için hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına, Sanığın mahkemede gözlenen kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından TCK 51 maddesi gereğince hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına, Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hükmedilen cezanın adli para cezası olması nedeniyle 5237 sayılı TCK nun 51.ve 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın üzerine atılı aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle cinsel taciz suçu sabit görülerek, eylemine uyan TCK’nın 105/1-2-c maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, zamanı ve yeri dikkate alınıp takdiren alt sınırdan ceza tayini ile cezalandırılmasına, Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak verilen cezanın TCK’nın 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmesine, Sanığın mahkemede gözlenen kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından CMK 231/6-b maddesindeki koşul oluşmadığı için hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına, Sanığın mahkemede gözlenen kişilik özellikleriyle yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından TCK 51 maddesi gereğince hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına, Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hükmedilen cezanın adli para cezası olması nedeniyle 5237 sayılı TCK nun 51.ve 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerektiğinden aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.” şeklinde kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükümlerin tür ve miktarları itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında cinsel taciz suçundan uygulama yapılırken 105 inci maddenin birinci fıkrası gereği temel ceza belirlenip ikinci fıkranın (c) bendi gereği artırım yapılması gerekirken, doğrudan 105 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince cezanın belirlenmesi sonuç ceza miktarı değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın işlediği kabul edilen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve mahkemece mahkumiyet hükmü kurulmasının ardından 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas-2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2016/7 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararırına yönelik sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve
2016/7 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe (C) bölümünde açıklanan nedenle Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2016/7 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararırına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.