Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/6508 E. 2023/4498 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6508
KARAR NO : 2023/4498
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet

Taşlıçay Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2019 tarihli ve 2017/131 Esas, 2019/137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdur …’e yönelik dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 … ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 11.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.06.2022 tarihli ve 2022/3160 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/96051 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/96051 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde atılı basit dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı, dosya kapsamına göre, sanığın 7 farklı mağdura yönelik işlemiş olduğu dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak yürütülen hazırlık soruşturması aşamasında Taşlıçay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı tarafından tanzim edilen 30/06/2017 tarihli uzlaştırma raporuna göre, sanığın mağdur …’e yönelik işlemiş olduğu dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak uzlaşmanın edimsiz olarak sağlandığı ancak diğer müştekilere yönelik uzlaşmanın sağlanamadığının belirtilmesi üzerine, sanığın mağdurun da aralarında 7 müştekiye yönelik olarak işlemiş olduğu dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak uzlaşmanın sağlanamadığından bahisle kamu davası açılmış ise de; yukarıda izah edilen şekilde sanığın mağdurlardan …’e yönelik işlemiş olduğu dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak uzlaşmanın edimsiz olarak sağlandığının belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkındaki kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmıştır.
3. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin … olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”, aynı maddenin 19 uncu fıkrasında; “Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir…” ve aynı Kanun’un 254 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise; “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir…” hükümleri yer almaktadır.
4. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında, “Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır. Bu işlem uzlaştırmacının, büroya başvurarak teklif formunu vermesi üzerine gerçekleştirilir.
” denilmektedir.
5. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” ve aynı Kanun’un 21 … maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
6. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaşma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaşma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebligat çıkartması, tebligatın iade edilmesi durumunda da muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun’un 21 … maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi, MERNİS adresinin bulunmaması halinde ise kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun’un 35 … maddesine göre tebliğ işlemi yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
7. 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi; “… Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir” şeklinde düzenlenmiştir.

8. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Taşlıçay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma aşamasında dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, mağdur …’e yapılan uzlaşma teklifi üzerine, mağdurun edimsiz olarak uzlaşmayı kabul ettiği, sanığa gönderilen uzlaşma teklif formunun ise bila tebliğ iade edildiği ve Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yeniden tebligat yapılmadığı, bu haliyle sanık yönünden teklifin usulüne uygun olmadığı, bununla birlikte; sanığın 24.06.2019 tarihli sorgusunda uzlaşmayı kabul ettiğini beyan etmesi karşısında, mağdur …’e yönelik dolandırıcılık suçu yönünden davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
9. Sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Taşlıçay Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2019 tarihli ve 2017/131 Esas, 2019/137 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında mağdur …’e yönelik dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE,

4. Sanık hakkında mağdur …’e yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi.