Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3988 E. 2023/4862 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3988
KARAR NO : 2023/4862
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nce Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait işyerinde 23.05.1984 yılında çalışmaya başladığı halde 10.07.1985 tarihinde adına işe giriş bildirgesi verildiğini, ancak primlerinin de ödenmediğini, daha sonra 01.11.1985 tarihli işe giriş bildirgesi verildiğini, davacının çalışmalarının tamamının kayıt altına alınmadığını ileri sürerek davacının 23.05.1984-01.11.1985 tarihleri arasında da davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri sunmuş oldukları cevap dilekçeleri ile davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2018 tarih, 2017/264 Esas ve 2018/333 Karar sayılı ilamı ile davacının davasının kabulüne, … sigorta sicil numaralı davacının 41828 işyeri sicil numaralı davalı işyerinde 23.05.1984-01.11.1985 yılları arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/2586 Esas ve 2019/717 Karar sayılı kararı ile; davalı ile fer’i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine
karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2019/2680 Esas ve 2020/649 Karar sayılı ilamı ile “Mahkemece davacının davalı işyerinde geçen hizmetinin mahiyetini belirlemeksizin; davacı ile davalı işyeri sahibi arasında çıraklık sözleşmesinin olup olmadığının, davacının çalışmasının üretime yönelik mi yoksa bir mesleğin öğrenilmesine yönelik mi olduğunun aydınlatılmaksızın, davacının eğitim durumunun araştırılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Davacının davalı işyerinde geçtiği iddia olunan 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalığının gerçek ve fiilî çalışmaya dayanıp dayanmadığının hiç bir duraksamaya yer vermeksizin açıkça ortaya konması gerekmektedir. Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi dikkate alınmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve değerlendirme neticesinde “davacının davalıya ait 41828 sicil numaralı iş yerinde 01.11.1985-31.12.1988 ve Teknomak şirketleştikten sonra 101635 sicil numaralı iş yerinde 02.11.1990-10.07.1991 tarihleri arasında sigortalı bildirimi bulunduğu, 01.11.1985 tarihinden önce herhangi bir sigortalılığının söz konusu olmadığı, davalıya ait 41828 sicil numaralı iş yerinin 01.02.1978-15.03.1989 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, davacının davalı tarafça Kuruma bildirilmeyen 23.05.1984-01.11.1985 tarihleri arasındaki sigortalılığın tespitinin talep edildiği, dosya kapsamında davalı işveren tarafından bir kısım hizmetlerinin kuruma bildirilmesi ve kesintisiz blok çalışma iddiasının bulunması karşısında hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği, davalı iş yerinin oto tamir üzerine bir iş yeri olduğu ve dinlenen gerek bordro tanıkları gerekse komşu tanıklarının beyanlarından davacının tespitini talep ettiği dönemde davalıya ait iş yerinde oto tamir işçisi olarak çalıştığının anlaşıldığı, … Mesleki Eğitim Merkezi tarafından dosyaya gönderilen 14.05.1991 tarihli geçmiş hizmetleri belgelendirme formunun incelenmesinde, davacının Teknomak- …’e ait oto tamir iş yerinde 16.04.1984-25.01.1989 tarihleri arasında oto tamir bakım servisi meslek dalında 4 yıl 10 ay çalıştığının davalı kaşesi ve imzası ile onaylandığının anlaşıldığı, dosya kapsamında dinlenen davacı/bordro tanıklarının davacının iş yerinde oto tamir işi yaptığı, çırak olarak çalışmadığı, asıl işin yapımına bizzat katıldığının, normal bir işçi nasıl çalışıyorsa öyle çalıştığının beyan edildiği, her ne kadar komşu tanığı …’ın beyanında, davacıyı bu iş yerindeki çalışmalarından dolayı tanıdığını, davacı işe girdiğinde kaç yaşında olduğunu bilediğini, ancak 1984-1985 yılları gibi olduğunu, çırak olarak işe girdiğini, davalıya ait iş yerinin oto tamirhanesi üzerine bir iş yeri olduğunu, davacının o dönemde okuyup okumadığını bilemediğini, davacının ilk işe girdiğinde hem meslek öğrendiğini, hem de ücreti ile çalıştığını, davacının ne kadar süre çalıştığını aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle hatırlamadığını, davacının asıl ustasının yapabileceği bir işi yapamayacağını, ancak iş yerini temizlediğini, getir götür işleri yaptığını ve ustası tarafından kendisine verilen işleri yaptığını, davacının çırak statüsünde dediği şekilde çalıştığını, asıl işi ustaların yaptığını, davacının da onlara yardım ettiğini, davacının haftanın 6 günü 09.00-17.00/17.30/18.00 ‘e kadar tam zamanlı olarak çalıştığını belirtse de, yine … Mesleki Eğitim Merkezi tarafından gönderilen, davacının Teknomak iş yerinden önce 01.01.1981-12.04.1984 tarihleri arasında 3 yıl 3 ay …’a ait oto tamir iş yerinde çalıştığına dair … imza ve kaşeli, 14.05.1991 tarihli MEB Geçmiş Hizmetleri Belgelendirme formu ve davacı tanığı …’ın beyanları dikkate alındığında, davacı her ne kadar tespitini talep ettiği dönemde 15 yaş civarında olsa da, davalı iş yerinden önce yaklaşık 3 yıl …’a ait oto tamir iş yerinde çırak olarak çalıştığı ve oto tamir işini öğrendiği, davalı iş yerine çalışmaya başladığında işi bildiği, zaten söz konusu dönemde aynı işi yapan komşu …iş yerinde çalışan tanıkların da bu işin çıraklık sürecisinin 3-4 sene civarında sürdüğünü beyan ettikleri, bu kapsamda davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başlamadan önce yaklaşık 3 sene aynı işi yapmış olması ve davalı iş yerine girdiğinde bu işi bilerek çalışmaya başladığının anlaşılması karşısında bordro tanıklarının da beyanları dikkate alınarak davacının tespitini talep ettiği dönemde davalı iş yerinde oto tamir işçisi olarak çalıştığının ve çalışmalarının çıraklık kapsamında meslek öğrenmeye yönelik olmadığı ve asıl işin yapımına bizzat katıldığının anlaşıldığı, davacının 04.12.1969 doğumlu olduğu, sigorta başlangıç tarihinin 506 sayılı Kanun ‘un 60/G maddesi gereğince 18 yaşını doldurduğu 04.12.1987 tarihi olduğu ve bu tarihten önceki tespit edilen sürenin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” gerekçesine dayalı olarak;

2. “Açılan davanın kabulü ile;
1-Davacının davalıya ait 41828 sicil numaralı işyerinde 23.05.1984-01.11.1985 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalıştığının tespiti ile 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 04.12.1987 tarihi olduğunun tespitine, tespit edilen sigorta başlangıç tarihinden önceki sürelerin prim gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine,” şeklinde karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile işe girişinin bildirildiği 01.07.1985 tarihinden önce davacı çalışmalarının ileri sürülen tarihler, yaşının küçüklüğü nedeniyle çıraklık döneminde kaldığını, MEB Çıraklık Merkezi’nde eğitim almayan 15 yaşından küçük davacının, teknik yeterlilik gerektiren oto onarım işinde, kalfa olarak çalıştığının kabulünün güvenlik açısından da tehlikeli olduğunu, tarafsız tanık anlatımlarının davacının davalı işyerinde çalışmadığını kanıtladığını, işyeri kayıtları ile SGK kayıtlarının uyumlu olduğunu, davacının SGK kayıtlarında bildirilen süreler dışında davalı işyerinde çalışmasının bulunmadığını, davanın reddinin gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Feri müdahil Kurum vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını, dinlenen tanık beyanlarının davacının davalı işyerinde kesintisiz fiili çalışmasını ispatlar nitelikte olmadığını, öte yandan dosya kapsamında yapılan incelemede davacının iddia edilen çalışmalarının kesintisiz ve sürekli olduğuna dair tanık beyanının bulunmadığını, Mahkemece işe giriş bildirgesi üzerinde yeterli denetim yapılmadığını, davacının henüz 14 yaşında oluşu gözetildiğinde, davacının çıraklık yapmadığının, haftanın 6 günü haftalık 45 saat mesaiyi aşacak şekilde çalıştığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyiz edenin sıfatına göre, temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.