YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4113
KARAR NO : 2023/4201
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde geçen 01.01.2004-31.12.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının hizmet tespiti isteminin ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiği, salt tanık beyanları ile ispatlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2014/181 Esas, 2016/487 Karar sayılı kararıyla; dinlenen kamu tanık beyanları doğrultusunda, ” Davanın Kısmen Kabul ile; Davacının davalı nezdindeki işyerinde 01/01/2004-30/06/2009 tarihleri arasında 1979 gün hizmet akdine tabi olarak asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2017 tarihli ve 2017/1522 E., 2017/1515 K. sayılı kararıyla;
Tanık anlatımları, dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, ilk derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin kararında; “Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı şirket adına kayıtlı 63062 sicil numaralı işyerinin 01.01.1991- 31.10.2010 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, dönem bordrolarının gönderildiği, davacının ölen eşinin ihtilaflı dönemde sigortalı hizmetinin bulunmadığı, davacı tanıklarının bir kısmı ile davalı tanığının davacıyı tanımadıkları, davacıyı tanıyan aynı zamanda bordro tanığı olan davacı tanıklarının ise müteveffanın işe başlama ve ayrılma tarihlerine ilişkin net bir beyanda bulunmadıkları gibi işe ara verdiğine ve ara verme süresine ilişkin çelişkili beyanda bulundukları anlaşılmıştır.
Somut olayda, tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, yeteri kadar bordro/ komşu işyeri tanığı dinlenmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacı murisinin işe verme süresine ilişkin tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek, ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı bordro tanıklarını (özellikle davacı ile aynı birimde çalışan kişileri tespit ederek) resen dinlemek, gerektiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri/konut sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacı murisinin çalışıp çalışmadığı, çalıştığı ise sürekli mi kesintili mi çalıştığı, işe başlama ve ayrılma tarihlerini hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyarak toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir” şeklinde karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yargılamada, bozma ilamı doğrultusunda dinlenmeyen bordro tanıkları dinlenerek beyanlarının alındığı, bozmadan sonra beyanlarına başvurulan davacıya aynı birimde çalıştığı anlaşılan bordro tanıkları Mustafa Kaçar ve … davacı iddiasını doğrular şekilde beyanda bulundukları ,dosya kapsamında dinlenen tüm bordro tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacıların murisinin davalı işyerinde 01.01.2004-30.06.2009 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul ile; davacılar murisi Şener Çukur’un davalı nezdindeki işyerinde 01/01/2004-30/06/2009 tarihleri arasında 1979 gün hizmet akdine tabi olarak asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, ” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; sadece tanık beyanları ile karar verilemeyeceği, müteveffanın davalı işyerinden sigortalı bildiriminin bulunmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı SGK vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.