YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14521
KARAR NO : 2012/4403
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, davalı …’den aldığı borcun teminatı olarak 9 parça taşınmazını davalı … lehine gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine konu ettiğini, …’nın anlaşmaya uymayarak açtığı ferağa icbar davaları sonucunda taşınmazları adına tescil ettirdiğini, 10 nolu bağımsız bölümü de kuzeni olan davalı …’a muvazaalı olarak satış suretiyle devrettiğini, borç ödendiği halde taşınmazların iade edilmediğini ileri sürerek; tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunmuştur.
Davalılar … ve …, dava konusu taşınmazların kesinleşmiş mahkeme kararı ile davalı … adına tescil edildiğini, bedellerinin davacıya ödendiğini, iddiaların doğru olmadığını; davalı … ise, dava konusu 10 nolu bağımsız bölümü iyiniyetle satın aldığını belirerek, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine dair verilen ilk kararın karar düzeltme isteği üzerine Dairece “davacı tarafından ibraz edilen belgenin, 1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının öngördüğü biçimde iddiayı kanıtlar nitelik taşıdığı, davalı …’un ise yeğen olup, … Medeni Kanununun 1023.maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, davacının borçlarını ödediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulması üzerine, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca davanın kabulüne ilişkin olarak kurulan hükmün Dairece bu kez “…bozmaya uyulduktan sonra bozma kararına esas alınan 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararında öngörülen tarihsiz davacı ile davalı …’nin imzalarını taşıyan belgenin, … 3.Sulh Ceza Mahkemesinin 22.12.2009 tarih ve 2009/1049 esas sayılı yazısı gereğince Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinden temin edilen 25.01.2010 tarih 250 sayılı raporunda, gerçeği yansıtmadığı ve sahte işlemle gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Öyle ise, böyle bir belgenin taraflar arasındaki çekişmenin çözümünde esas alınamayacağı tartışmasızdır. Diğer taraftan dayanak belgenin sahte olduğu meydana çıktığına göre, kazanılmış hak olgusunun varlığı da, kabul edilemez. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulması sonucu mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.04.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil … ve vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar … vd. vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalı … vekili Avukat gelmedi yokluğunda, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, … karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 900.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 2.75.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.