YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5899
KARAR NO : 2023/1847
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
KARAR : Kısmen Kabul Kısmen Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil ile bedel istekli davalarda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; diğer davalılar yönünden asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar …, … … ve … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı, mirasbırakanı …’in 2314 parseldeki 1/2 payını 11.03.2011’de davalı …’a, …’ın da 03.02.2015’de davalı …’e temlik ettiğini, kalan 1/2 payını ise 29.12.2010’da …’a, …’ın da … …’e devrettiğini; birleştirilen davada, 2899 ada 5 parselde bulunan 399 no.lu bağımsız bölümü ise birleştirilen davada davalıya devrettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, asıl davada dava konusu taşınmazın tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tesciline, birleştirilen davada miras payına isabet eden bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalılar, mirasbırakanın ekonomik sıkıntı çektiğini, bu nedenle asıl davaya konu taşınmazını bedeli karşılığında devrettiğini, daha sonra davalıların taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldıklarını, satışların gerçek olduğunu; birleştirilen davada davalı …’ın taşınmazı yatırım amacıyla aldığını, daha sonra … ve …’in kendisine ulaşarak manevi değeri olması nedeniyle taşınmazı satın almak istediklerini, 5 sene sonra taşınmazı temlik ettiğini, parayı elden aldığını, tüm temliklerin gerçek satış olduğunu belirterek, davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/12/2019 tarihli ve 2016/100 E. 2019/369 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazda kayıt maliki olmadığından bahisle asıl davada davalı … yönünden asıl davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; diğer davalılar ve birleştirilen davada davalı … yönünden temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/879 Esas ve 2021/44 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın kredi kartı borcu nedeniyle dava konusu taşınmazları satmak istediği, davacının mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davalıların istinaf isteminin HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 24.01.2022 tarihli 2021/873 Esas ve 2022/589 Karar sayılı kararıyla “… mirasbırakanın asıl ve birleştirilen davalarda dava konusu taşınmazlarını satmasını gerektirecek ölçüde maddi bir sıkıntısının olmadığı, davalıların temlik tarihi itibariyle sosyo-ekonomik durumları ve yaşları gözetildiğinde dava konusu taşınmazları peşin olarak alabilecek güçleri bulunmadığı, nitekim dava konusu taşınmazların satışı karşılığında bedel ödendiğine ilişkin savunmanın da kanıtlanamadığı, diğer taraftan asıl davada davalıların da cevap dilekçesinde belirttiği üzere; davacı ile mirasbırakanın görüşmedikleri anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazların miktar ve değerleri de göz önüne alındığında mirasbırakanın temliklerdeki asıl irade ve amacının ilk eşinden … davacı oğlundan mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmaktadır. …Hâl böyle olunca; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararıda belirtilen gerekçeler benimsenerek asıl davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; diğer davalılar yönünden asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar …, … … ve … vekili, mirasbırakanın maddi sıkıntıları nedeniyle dava konusu 2 adet dükkanı davalı …’a temlik ettiğini, davalıların mirasbırakanın ekonomik sıkıntısını sonradan öğrendiklerini ve mirasbırakan için manevi değeri olduğunu bildikleri dava konusu taşınmazları geri almak için diğer davalı … ile görüştüklerini, dava konusu taşınmazların 5 yıl sonra davalıdan satın alındığını, davalıların davalı … ile arasında bir akrabalık ilişkisi bulunmadığını, davacının delil listesi sunmadığını ve tanık dinletmediğini, SGK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere mirasbırakanın emekli maaşı olmadığını, düzenli bir geliri bulunmadığını, davalıların dava konusu taşınmazları alabilecek ekonomik güçlerinin olduğunu, davacının iddiasını kanıtlayamadığını, birleştirilen davada dinlenen tanıkların mirasbırakanın eşi ile anlaşamadığını, eşinden ayrıldığını ifade ettiklerini, birleştirilen davada davalının dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, mirasbırakanın eski eşi ile bir daha bir araya gelmediğini, mirasbırakan ile davacı arasında bir sorun bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel isteklerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de … Medeni Kanunu’nun 706., … Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras … çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01/07/2021 tarihli ve 2017/1-2654 E., 2021/886 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, muris muvazaasına ilişkin davalarda mirasbırakanın asıl irade ve amacı belirlenirken, tarafların dayandıkları delillerin her olayın kendi özelliklerine göre objektif olgulardan da yararlanılarak birlikte değerlendirilmesi ve sonuca ulaşılması gerektiği açıktır. Fiili karineler de denilen bu objektif olgular, tarafların iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenilebilirlik derecesi hakkında hâkimin kanaat edinmesine yarayan, yaşam tecrübelerinin ortaya koyduğu, hukukla ilgili bulunmayan değer hükümleri olarak kabul edilmektedir. Bu fiili karinelerin varlığı tarafın ispat yükünü ortadan kaldırmaz ise de somut olayda olduğu gibi tanık delili dışında dayanılan başka delillerin bulunması durumunda dayanılan bu delillerin değerlendirilmesi sırasında da gözetileceği kuşkusuzdur.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Ancak harç kamu düzeni ile ilgili olduğundan temyiz eden tarafın sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince asıl davanın davalılar … ve … … yönünden kabulüne karar verilmesine rağmen Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi gereğince dava değeri üzerinden nispi harç alınmadan hüküm kurulmuştur.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve davaların birleşmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmeyecekleri de gözetilerek asıl dava yönünden verilen hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım davalılar vekilinin kararın esasına ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle; usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesinin birleştirilen davaya yönelik olarak verdiği kararın 6100 sayılı HMK’nın 370 … maddesi uyarınca ONANMASINA,
2. Asıl davada re’sen yapılan inceleme sonucunda hükmün 4 ve 6 numaralı bentleri hükümden tamamen çıkarılarak yerlerine 4. bent olarak; “4- Asıl davada dava değeri (160.000 TL) üzerinden alınması gereken 10.929,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 5.021,24 TL’nin mahsubu ile bakiye 5.908,06 TL harcın davalılar … ve … …’den alınarak Hazineye irat kaydına” ve 6. bent olarak “6-Davacı tarafından yapılan toplam 1723,30 TL yargılama gideri ile yatırılan 5.021,24 TL harcın (toplam 6.744,54 TL) davalılar … … ve …’den alınarak davacıya verilmesine,” cümlelerinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davaya yönelik olarak verdiği kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Asıl davada davalılar … ve … …’den alınan peşin harcın yatıranlara istek halinde iadesine,
Aşağıda yazılı 6.796,81 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davalı …’den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.