Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9213 E. 2023/1187 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9213
KARAR NO : 2023/1187
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde, mirasbırakan anneleri …’ın maliki olduğu 1721 parsel sayılı taşınmazı diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla, bedelsiz ve muvazaalı olarak 18.09.1985 tarihinde 1/2’şer paylarla davalı kızı … ile davalı damadı İsmet’e satış yoluyla temlik ettiğini, davalı …’nin de mirasbırakandan edindiği payı muvazaalı olarak davalı gelini …’ya 05.07.2013 tarihinde satış yoluyla temlik ettiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalıların da alım gücü bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.

II. CEVAP
Davalılar, temlikin gerçek bir satış olup, ihtiyaç içerisinde bulunan mirasbırakanla ilgilendiklerini ve ölünceye kadar baktıklarını, mirasbırakanın satış bedelini diğer çocukları arasında paylaştırdığını, davacıların aldıkları satış bedeli ile ev yaptırdıklarını, aradan geçen süre içinde hiç kimsenin itirazı olmadığını, davalı …’ya yapılan satışın da gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 2014/155 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın taşınmaz satmasını gerektirir bir durum olmadığı ve temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 19.12.2019 tarihli ve 2016/14741 Esas, 2019/6738 Karar sayılı kararı ile “…dinlenen davacı tanığı muvazaayı kanıtlar beyanda bulunmamış, mirasçı sıfatıyla hak sahibi olacak dava dışı Feride ise davalı tanığı olarak verdiği ifadesinde mirasbırakanın taşınmazı bedeli karşılığında sattığını ve satış bedelini bölüştürdüğünü beyan etmiş, diğer davalı tanığı Nihat da bunu doğrulamıştır. Kaldı ki yine tanık beyanına göre mirasbırakan, davacı … ile yaşamakta olup birlikte yaşadığı çocuğundan mal kaçırması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı sonucuna varılmaktadır …davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.04.2021 tarihli ve 2020/239 Esas, 2021/93 Kararı sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle; bozma kararındaki gerekçelerin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, direnme kararı verilmesi gerektiğini, murisin dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak kızı … ve onun eşi olan damadı İsmet’e temlik ettiğini, …’nin de payını kendi gelini olan davalı …’ya devrettiğini, murisin davalı kızı …’ye düşkün olduğunu, temlikin kendilerini miras hakkından mahrum bırakma adına yapıldığını, murisin taşınmazı devretmek için haklı ve makul bir sebebi olmadığını, davalıların da taşınmazı alacak ekonomik güçleri olmadığını, bedeller arasında fark olduğunu, davalı tanıklarının tamamının beyanlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, duyuma dayalı olduğunu, Feride ve Nihat’ın davalılar ile birlikte hareket ettiklerini, tanıkları Süleyman’ın kendi iddialarını destekler şekilde beyanda bulunduğunu, murisin Asım ile yaşadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, murisin tüm çocuklarının yanında bir süre kaldığını, emsal kararların tam tersi yönünde karar verildiğini, hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini davalıların kendileri ile yaşadığını iddia ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706 ncı, Türk Borçlar Kanunu’nun 237 nci ve Tapu Kanunu’nun 26 ncı maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6 ncı maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü düzenlemiştir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.