Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/501 E. 2023/2323 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/501
KARAR NO : 2023/2323
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
SUÇ TARİHLERİ : 13.04.2013 (sanık … için), 26.02.2017 (sanık … için)
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine sanıklar hakkında mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2017 tarihli ve 2017/47 Esas, 2017/80 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık …’in çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (e) bendi uyarınca beraatine,
b) Sanık …’nin çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 03.10.2018 tarihli ve 2018/1105 Esas, 2018/1804 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık … müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle hükümlerin kaldırılarak;
a) Sanık …’in çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Sanık …’nin çocuğun cinsel istismarı suçundan 6763 sayılı Kanun değişikliği sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca 27 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının sanıklar müdafileri, Bakanlık vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/367 Esas, 2019/11927 Karar sayılı kararı ile, sanık … hakkında beraat kararı verilmesi, sanık … hakkında ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması gerektiğinden bahisle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.01.2020 tarihli ve 2019/3274 Esas, 2020/69 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilerek;
a) Sanık …’in çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Sanık …’nin çocuğun cinsel istismarı suçundan 6763 sayılı Kanun değişikliği sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca 27 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.

5. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 11.11.2020 tarihli ve 2020/4497 Esas, 2020/4890 Karar sayılı kararı ile, verilen bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunarak direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.01.2022 tarihli ve 2020/Kapatılan14-469 Esas, 2022/35 Karar sayılı kararı ile, direnme kararına konu hükümlerin, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanıkların esasa ilişkin savunmaları tespit edilmeden yargılamanın bitirilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

7. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/1056 Esas, 2022/1310 Karar sayılı kararı ile, sanıklar müdafiileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.01.2023 tarihli ve 2022/158435 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlemediğine, ilk ifadesini baskı altında verdiğine, her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına ilişkindir.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık …’in atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, mağdurenin ablası …’in tanık olarak alınan beyanlarının hükme esas alınması gerektiğine, olayların oluş şekli, mağdurenin yaşı, olayın gerçekleştiği saat, yer ve sanığın durumu bir arada değerlendirildiğinde suçun sübut bulduğuna, sanığın mağdurenin abisi olması nedeniyle ve yaşı itibarıyla hemen şikayet edemediğine, mağdurenin sanık … hakkında suç isnadında bulunması için bir neden bulunmadığına, sanık … hakkında ise 6763 sayılı Kanun ile değişiklik sonrası 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi gereğince ceza verilmesi ve aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan mağdure ile sanık … ve sanık …’in anne bir baba ayrı üvey kardeş oldukları, katılan mağdurenin ilk olarak 2013 yılında sanıklar … ve …’nin cinsel eylemlerinin cinsel organlarını sürtme şeklinde olduğunu, ters ilişki veya doğal yoldan cinsel organlarını içine sokmak şeklinde bir fiillerinin olmadığını, 9-10 yaşından itibaren istismara maruz kalmış olduğunu beyan etmiştir. Katılan mağdure 9 ya da 10 yaşında iken sanık …’in cinsel istismar eylemlerinin başladığını, 2 kez cinsel istismara uğradığını, sanık … tarafından yapılan ilk istismar olayının kendi evlerinde göğüslerine dokunmak şeklinde gerçekleştiğini, sanık …’i ittirip ve karşı çıktığını, sanığın daha ileriye gitmediğini başka bir tarihte 2. istismar olayının mutfakta yatıyorken gerçekleştiğini, sanık …’in katılan mağdurenin alt kıyafetlerini çıkartıp kendi kıyafetlerini çıkartmadan arka kısmına cinsel organını temas ettirdiği şeklinde katılan mağdure beyanlarının olduğu anlaşılmıştır. Katılan mağdure beyanlarında sanık …’nin kendisine yönelik 6 defa cinsel istismarda bulunduğunu belirtmiştir. Bunların bir kısmının katılan mağdurenin ablası …’nın eski evinde gerçekleştiğini, bu eylemlerin üçünde sanığın katılan mağdureyi soyduğu ve cinsel organını çıkartarak katılan mağdurenin hem ön bölgesine hem de arka bölgesine temas ettirdiğini belirtmiştir. Son olarak 26.02.2017 tarihinde üvey abisi sanık …’nin evlerine geldiğini, üvey ablası …, eniştesi …’ın da evlerinde olduğunu, hep beraber Orhaneli’ne eniştesine gittiklerini, orada gece herkes uyuyunca sanık …’nin kendisine dokunmak istediğini, önceki olaylarda olduğu gibi tamamen soymadığını, ancak iç çamaşırını ve kendi iç çamaşırını indirerek cinsel organını arka taraftan sürttüğünü, hep beraber aynı yerde yattıklarını, diğerlerinin uyuduğu için görmediğini, katılan mağdurenin kendisine karşı cinsel eylemlerde bulunan sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.

2. Sanık …’in üvey kardeşi olan katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel İstismarı suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de, katılan mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarının çelişkiler arz ettiği, sanığın 2013 yılından beri cezaevinde olduğu, ayrıca dinlenen tanıkların da isnat edilen eylemler yönünden herhangi bir görgü şahitliğinin bulunmadığı, sanığın katılan mağdurenin ablası tanık …’e karşı cinsel istismar eylemi nedeniyle hükümlü olduğu, katılan mağdurenin beyanlarında önce sanık tarafından 3 kez cinsel istismara uğradığını söylediği, sonra hatırlamadığını beyan ettiği, olayları net olarak anlatamadığı, hatta ilk ifadesinde sanığın kendisine yönelik eylemlerinde ayrıntı vermediği, ablası tanık …’in kendisine ‘sen 3 kez cinsel istismara uğradın’ dediğini, daha sonra katılan mağdurenin kendisinin 2 kez istismara uğradığını bildiğini söylediği gibi katılan mağdurenin sanığa karşı beyanlarını yönlendirmeler altında verdiği kanaatine varılmıştır. Bu bağlamda katılan mağdurenin soyut iddiası dışında dosya kapsamında ve yargılama aşamasında sanığın savunmalarının aksini ispat edecek herhangi bir delil bulunmadığından beraatine karar verilmiştir.

3. Mahkemece sanık …’nin olayları anlatan ikrar niteliğinde savunmaları olduğu anlaşılmış, olayları sırasıyla detaylarıyla anlatan, tanık beyanlarıyla da desteklenen, katılan mağdurenin pedagog bilirkişilerin huzurunda alınan beyanlarında detaylı ve birbirleri ile örtüşen beyanlar verdiği gözetilerek, kendi iffet ve onuruna ilişkin bir hususta sanığa iftira atmasını gerektirecek bir neden ve aralarında bir husumet iddiası da bulunmayan katılan mağdurenin, aşamalardaki istikrarlı anlatımları suçun işlendiği kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Mahkemece; “Sanık … bütün aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir. 13.04.2013 tarihinde kardeşi … ******* ****’e yönelik cinsel istismar iddiası sebebiyle ceza infaz kurumuna alınmıştır. Sanık … açısından iddiayı destekleyen tek delil … ***’dir. Tanık … ***’nın sanık tarafından cinsel istismara uğraması sebebiyle beyanlarına itibar edilmemiştir. Mağdure 13.04.2013 tarihi itibariyle 10 yaşını tamamlamış, 11 yaşının içerisindedir. 13.04.2013 tarihinde şikayetçi olabilecek, derdini okulundaki öğretmenlerine anlatabilecek yaştadır. 13.04.2013 tarihi itibariyle şikayetçi olmadığı gibi şikayetçi olmak için 03.03.2017 tarihine kadar beklemiştir. Yani yaklaşık 4 yıl sonra şikayetçi olmuştur. Ayrıca mağdurenin sanık … hakkındaki iddiaları kısmi çelişkiler içermektedir. Bu deliller çerçevesinde, sanık … tarafından mağdureye karşı cinsel istismar suçunun işlendiği konusunda şüphe bulunmaktadır. ”şüpheden sanık yararlanır” ceza hukuku genel prensibinden hareketle sanık …’in suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmesi gerekmektedir.” şeklindeki gerekçeyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2. Sanık …’nin soruşturma aşamasında jandarmada, Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorgu sırasında Tavşanlı Sulh Ceza Hakimliğinde alınan ifadelerinde suçlamaları kabul etmesi, katılan mağdurenin iddia beyanları birlikte göz önünde bulundurulduğunda sanık …’nin katılan mağdureye karşı cinsel istismar fiilini gerçekleştirdiği sabit kabul edilmiştir. Katılan mağdurenin beyanları, mağdure hakkında düzenlenen doktor raporları, sanığın savunmaları birlikte değerlendirildiğinde sanığın cinsel istismar fiillerini öpme, okşama, cinsel organını anüs bölgesinden vücuda sürtme şeklinde gerçekleştiği kabul edilip istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. İlk Derece Mahkemesince sanık …’in atılı suçtan beraatine, sanık …’nin ise mahkumiyetine dair hükümlerin istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince vaki istinaf başvurularının kabulü ile hükümlerin kaldırılarak sanıkların müsnet suçtan mahkumiyetlerine yönelik kararının Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 23.10.2019 tarih ve 2019/367 Esas, 2019/11927 sayılı kararıyla bozulması üzerine, dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesince anılan bozma ilamına direnilmesine karar verildiği, direnme hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 11.11.2020 tarihli ve 2020/4497 Esas, 2020/4890 Karar sayılı kararıyla bozma ilamının usul ve yasaya uygun bulunması üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.01.2022 tarihli ve 2020/Kapatılan14-469 Esas, 2022/35 Karar sayılı kararı ile direnme kararına konu hükümlerin bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı gerçekleştirilen yargılama sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 223, 280 ve 307 nci maddeleri uyarınca sanıklar hakkında yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Bu nedenle tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık … müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/1056 Esas, 2022/1310 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.