YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2397
KARAR NO : 2023/1662
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2079 E., 2021/2053 K.
DAVALILAR : … ve ark. vekilleri Av. … vd.
DAVA TARİHİ : 30.04.2014
KARAR : İstinaf Başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2014/374 E., 2019/375 K.
Taraflar arasındaki ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi ile değer artış payı ve katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik başvurusunun kabulüne, davalılar vekilinin diğer yönlerden başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşinin 19.11.2011 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak müvekkili ile davalıların kaldığını, müvekkili ile eşinin 27.12.2002 tarihinde noterde evlilik tarihinden itibaren geçerli olmak üzere düzenleme şeklinde Edinilmiş Mallara Katılma Sözleşmesi yaptıklarını, müvekkilinin emekli öğretmen olup 1990 yılında emekli olduğunu, muris eşinin ise PTT memuru olup 1988 yılında emekli olduğunu, müvekkili ve eşinin 1980’li yılların başında S.S. Ulukent Yapı Kooperatifi’ne üye olduklarını, kooperatif tasfiye edilip kat mülkiyetine geçildiği 1995 yılına kadar ödemeleri eşlerin birlikte yaptıklarını, kooperatif üyeliği ve hissesi kayıtlarda müvekkilinin eşi adına tesis edilse de, müvekkilinin öğretmen maaşı, PTT’de memur olan eşinden (ortalama %30) daha fazla olduğundan ödemelere çok daha fazla katkısı olduğunu, murisin 1988 yılında emekli olunca maaşının da azaldığını, iki yıl sonra emekli olan müvekkilinin taksitlere katkısının daha da arttığını, taşınmazın 1995 yılında muris eş adına tescil edildiğini, aile konutu olarak ikamet ettiklerini, muris eş hastalandıktan sonra merdiven çıkamadığından, müvekkilinin halen oturmakta olduğu daireye kira ödemek suretiyle taşındıklarını, müvekkilinin taşınmaza yaptığı karşılıksız katkı sebebiyle, tasfiye sırasında bu taşınmazda meydana gelen değer artışından katkısı oranında alacak hakkına sahip olduğunu, 27.12.2002 tarihli sözleşmesinin 13. maddesi ile taraflar; kişisel veya edinilmiş bir malın alınmasına, iyileştirilmesine, korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş tarafın, bu alacağını değer artış payı olarak talep edilebileceğini kararlaştırdıklarını, sonuç olarak müvekkili ile muris eşinin birlikte edindikleri ancak muris adına kayıtlı 2025 ada 23 parsel 18 nolu mesken nedeniyle ½ oranında katılma alacağı ve 27.12.2002 tarihli sözleşmenin 13. maddesi gereğince taşınmazın edinilmesine karşılıksız katkısı oranında değer artış payı alacağı olduğunu, ayrıca müvekkilinin yasal miras payının mevcut olduğunu belirterek edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesiyle, tasfiye sırasında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesi ortaya çıkacak gerçek dava değeri/alacak üzerinden yapacakları ıslah ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL (artık değere) katılma alacağının ve 10.000,00 TL değer artış payı alacağının yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalıların annelerine ait evin kirasının davalıların anne ve babasına ait, kaba inşaat halinde alınan yazlığın inşaatında kullanıldığını belirtmiştir.
3.Davacı vekili 02.04.2019 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin 105.067,00 TL katılma alacağının terekenin borcu olduğunu, tereke borcundan müvekkilinin miras payının düşeceğini, müvekkilinin miras payı dışında 52.533,50 TL de alacağını olduğunu belirterek talep miktarını toplam 157.600,05 TL’ye yükseltmiş, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL’ye dava; ıslah edilen 157.600,05 TL’ye ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, zamanaşımının dolduğunu, davacının iddialarının doğru olmadığını, müvekkillerinin annelerinden kalan evin kira gelirinin 9 yıl boyunca muris tarafından alındığını, geri ödenmediğini, değer artış payı alacağı hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tasfiye konusu taşınmazın 18.08.1995 tarihinde muris eş adına tescil edildiği, davacı ile muris eşi arasında evlilik tarihinden itibaren geçerli olmak üzere edinilmiş mallara katılma rejimini seçtiklerine dair sözleşme imzalandığı, mal rejiminin ölüm ile sona erdiği, murisin aldığı kira gelirlerini davalıların anne ve babasına ait … evin yapılması ve tamamlanmasında harcandığı, taşınmazın edinilmesi için kooperatif ödemelerinin eşlerin kazançları ile yapıldığı, karine gereğince taşınmazın edinilmiş mal olduğu, çalışma karşılığı elde edilen gelirler edinilmiş mal olduğu, değer artış payı hesabına konu olmayacağı, davacının 105.967,00 TL katılma alacağı olduğu, katılma alacağının tereke borcu olduğu, tereke borcundan davacının da miras payı oranında sorumlu olduğu, o halde davacının diğer davalılardan 52.533,50 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 52.533,50 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; değer artış payı alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, müvekkilinin katılma alacağının eksik ve hatalı hesaplandığını, müvekkilinin miras payından kaynaklı alacağının hesaplanmadığını, değer artış payı alacağı talebinin reddinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin gelirinin muris eşten fazla olduğunu, katılma alacağı dışında değer artış payı alacağı olduğunu, faiz başlangıcının da hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalılar vekili, murisin elde etmiş olduğu kira geliriyle kooperatif aidatlarının ödendiğini, tasfiye konusu taşınmazdan murisin ölümünden sonra elde edilen kira gelirinin terekenin pasifinde yer alması gerektiğini, vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın katılma alacağı istemine ilişkin olduğu, terekenin tasfiyesi ile mal rejimi tasfiyesinin birlikte yapılamayacağı, davacı ile muris eş arasında evlilik tarihinden itibaren geçerli olmak üzere edinilmiş mallara katılma rejimi sözleşmesi yapıldığı, katılma alacağının terekenin borcu olduğu, davacının terekeden hem alacaklı hem borçlu olduğu, bu nedenle sağ kalan davacı eşin miras payının düşülerek katılma alacağının belirlenmesinin doğru olduğu, mirasçıların birbirine karşı rücu davası açarak alacaklarını tahsil etmelerinin her zaman mümkün olduğu, tereke tasfiyesinin yetkili ve görevli mahkemenin murisin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu, murisin aldığı kira gelirinin kooperatif ödemelerine kullanıldığının ispatlanamadığı, reddedilen miktar yönünden vekalet ücretinin hesaplanması gerektiği belirtilerek davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davalılar vekilinin diğer yönlerden istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüyle 52.533,50 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine; değer artış payı alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilinin katılma alacağının eksik ve hatalı hesaplandığını, müvekkilinin miras payından kaynaklı alacağının hesaplanmadığını, değer artış payı alacağı talebinin reddinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin gelirinin muris eşten fazla olduğunu, katılma alacağı dışında değer artış payı alacağı olduğunu, faiz başlangıcının da hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak miktarı, faiz, ispat noktasında toplanmaktadır. Dava, ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi ile değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 226 ncı maddesi, 227 nci maddesi, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı lehine hükmedilen alacak, artık değere katılma alacağı niteliğindedir. 4721 sayılı Kanun’un 239 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay’ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir.
3. Somut olayda, Mahkemece, tasfiyeye konu taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde (02.05.2019) tasfiye gerçekleşmiştir. Mahkemece, belirlenen katılma alacağına tasfiye tarihi olan 02.05.2019 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin faiz yönünden Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (5) nolu paragrafında yer alan “karar” ibaresinin çıkartılarak yerine “02.05.2019” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde onama harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.