Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/40535 E. 2023/3887 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/40535
KARAR NO : 2023/3887
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulundukları, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2015/392 Esas ve 2015/126 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen suçu oluşturabileceği, bu suça bakma ve delilleri değerlendirme görevinin 5235 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi gereğince mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.11.2015 tarihli ve 2015/382 Esas, 2015/164 Karar sayılı kararı ile “…sanığın üzerine atılı eylem ve suçun niteliği itibari ile 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrasında yazılı bulunan hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu dolandırıcılık suçundan herhangi bir davanın bulunmadığı iddianame içeriğine göre anlaşıldığından mahkemenin görevsizliğine, dosyanın yetkili ve görevli Büyükçekmece 7.Asliye Ceza mahkemesine gönderilmesine, her iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın öncelikle Yargıtay 5.Ceza Dairesine gönderilmesine…” karar verilmiştir.
3. Olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 10.02.2016 tarihli ve 2016/313 Esas, 2016/1438 Karar sayılı kararı ile, yerinde görülmeyen Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 2015/392 Esas, 2015/126 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
4. Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2017 tarihli ve 2016/170 Esas ve 2017/538 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7.300 TL ve doğrudan 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 01.07.2020 tarihli ve 2018/202 Esas, 2020/936 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının incelenmesinde hükmün;”…5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/11/2017 tarih ve 2016/170 esas 2017/538 sayılı kararı ile sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına, özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 208 … maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına…” karar verilmiştir.
6. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.11.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanığın eylemin nitelik dolandırıcılık 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında kaldığından suçun vasfına ve şayet kabul edilecek ise suça konu çekler kambiyo vasfından olduğundan resmi belge sayıldığı, bu nedenle resmi belgeyi gizlemek suçundan hüküm verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
2.Sanık müdafiilerinin temyiz isteği; duruşma talepli olarak, yargılama aşamasında beyanı alınmaması yalnızca emniyette ifadesi alınmasına rağmen tanık … …’ın beyanlarının hükme esas alınmasına, bahse konu tanığın katılanlar ile birlikte hareket ettiğine ve birçok suça karıştığına, hatta hakkında açılmış bir kamu davası bulunduğuna, diğer tanık …’in de görgüye dayalı bir beyanın bulunmamasına, katılanın imzalı belgesi ile bedeli aldığı sabit olmasına rağmen mahkumiyet hükmü verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılanların muhasebecisi olduğunu beyan eden ve tüm olaylara birebir tanık olduğu hususu sabit olan … Kara tarafından sunulan 19.09.2022 tarihli dilekçe ile sanığın iftiraya maruz kaldığı ve katılanların beyanlarının asılsız olduğuna yönelik bilgisi bulunduğundan tanık … Kara’nın dinlenilmesi gerektiğine, taahhütname belgesinin dosyaya aslı sunulduğundan rapor alınmadan karar verildiğine, katılan …’in aşamalarda birbiri ile çelişen beyanlarda bulunmasına rağmen hükme esas alınmış olmasına, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaftan kaynaklandığından suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ilk derece mahkemesinin kararını yalnızca kendilerinin istinaf etmiş olmalarına rağmen ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının korunmadığına ve lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, katılanların arasında devam etmekte olan bir kısım ticari dava dosyaları getirtilmeden eksik inceleme ile karar verilmiş olduğuna, iddianamenin dosya kapsamına uygun olmadan sadece katılan vekilinin beyanları ile usulsüz olarak düzenlendiğine, katılan şirketin şikayet tarihinden sonra bile ilgili belediyede noter sözleşmesi işlemlerine devam etmesine rağmen bu hususun göz önüne alınmamasına, 7 milyon doların ödendiğinin ticaret mahkemesi kararı ile sabit olmasına ve katılan şirketin bu karara karşı herhangi bir itirazlarının bulunmamasına rağmen bu ilamın kararda dikkate alınmamasına, katılanlar tarafından sunulan protokolun sahte olmasına rağmen bu hususta herhangi bir araştırma yapılmamış olmasına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, yetkilisi olduğu “Yeni Ünsa İnşaat ….Ltd. Şti.” ile katılanların yetkilisi olduğu “Eresin Petrol….A.Ş.” arasında, katılan şirket adına kayıtlı arsa üzerinde bulunan kaba inşaatı tamamlanmış inşaatın kalan kısmının tamamlanması hususunda tarafların anlaştıkları ve aralarında 21.07.2014 ve 19.09.2014 tarihli protokol imzaladıkları, sanığın talebi üzerine yüklenici firma değiştirilmek ve aynı koşullarla bu kez “… Gayrimenkul…Ltd. Şti.” ile 09.10.2014 tarihli protokol ile noterden 16.10.2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıkları, sanığın sözleşmeye istinaden 3.043.963 USD’yi katılan şirkete ödediği, bakiye miktarı için yetkilisi olduğu şirket adına keşide edilen 1.000.000 USD bedelli çekler verdiği, yüklenici firmanın değişmesi nedeni ile çekleri değiştirmek istediği, bu amaçla görüşme talebinde bulunduğu, katılan şirket yetkilisi olan … ile 04.12.2014 tarihinde bir araya geldikleri ve yeni yüklenici firmaya ait 3 adet yeni çeki gösterdiği, daha sonra suça konu Bank Asya Avcılar Şubesine ait 30.12.2014, 30.01.2015 ve 28.02.2015 keşide tarihli her biri 1.000.000 USD olan 3 adet çeki ve 09.10.2014 tarihli protokolün aslını fotokopi çektirmek bahanesiyle aldığı ve masadan kalktığı, daha sonra masaya geri dönen sanığın aldığı çeki ve protokolü teslim etmediği, bu surette sanığın “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanık aşamalarda, üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, özetle, katılanların hesaplarında haciz ve bloke olduğu için verdiği çekleri paraya çeviremediklerini bildirdiklerinden, çekin bedelini nakit olarak ödeme teklifinde bulunduğunu ve 04.12.2014 tarihinde çeklerin bedelini nakit olarak ödeyip çekleri aldığını, katılanların kendisine iftira attığını beyan etmiştir.
3. Katılan … özetle, sanığın aralarında yapılan protokol uyarınca şirketlerine vadesi gelmemiş Asyabank Avcılar Şubesine ait 3 adet çeki şirketlerine teslim ettiğini, daha sonra arayarak sözleşmeyi kendi grup şirketi olan Berdalya şirketi ile aynı koşullarda yapılmasını istediğini ve kendi şirketi adına verdiği çekleri sözleşmenin yeni tarafı olan Berdalya şirketinin çekleri ile değiştirmeyi teklif ettiğini, hatta vereceği yeni çeklerin numaralarını whatsapp üzerinden gönderdiğini, sanığın teklifi üzerine beraberinde arkadaşı … … ve şoförü … ile birlikte restorana gitiklerini, yemek esnasında sanığın fotokopi çektirme bahanesiyle çek asıllarını aldığını, daha sonra da gelerek çekleri iade etmeyeceğini, yeni çekleri vermeyeceğimi, işi de yapmayacağını söyleyerek bulundukları yeri terk ettiğini beyan etmiş, katılan …’in de bu beyanları doğrular şekilde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
4. Soruşturma aşamasında beyanı alınan ve yargılama aşamasında vefat ettiği anlaşılan … …’ın Gürpınar Polis Merkezi Amirliğinde alınan 17.02.2015 tarihli beyanında özetle, katılan …’in babasının yakın arkadaşı olduğunu, sanığı da katılan vasıtası ile tanıdığını, iş görüşmesi için bir restorana gittiklerini, sanığın avukatı olduğunu beyan ettiği şahıs ile birlikte geldiğini, yeni çekleri eski çekleri değiştireceğini söylediğini, ardından fotokopi çektirmek için çekleri aldığını, daha sonra masaya geldiğinde sanığın katılana inşaatı yapmakta vazgeçtiğini ve çekleri de iade etmeyeceğini söyleyerek çekleri alıp gittiğini beyan etmiştir.
5. Taraflar arasında yapılan 21.07.2014, 19.09.2014 ve 09.10.2014 tarihli protokoller ve 16.10.2014 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tanıklar … ve …’ün anlatımları, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/539 Esas, 2017/495 Karar sayılı gerekçeli kararı, katılanlar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/50717 Soruşturma sayılı dosyasından verilen takipsizlik kararı ve soruşturma evraklarının dosya arasında mevcut olduğu tespit edilmiştir.
6. İlk derece mahkemesince, sanığın katılan firmada bulunan üç adet çekini ve 09.10.2014 tarihli protokolün aslını fotokopisini çektirmek üzere aldığı, daha sonra iade etmediği, bu nedenle hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek istinafa konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan incelemede eylemin oluş şekli ve özellikleri değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı eyleminin suça konu çeklerde keşide yerinin bulunmaması nedeniyle kambiyo vasfında bulunmadığından 5237 sayılı Kanun’un 208 … maddesinin birinci fıkrası kapsamında özel belgeyi gizlemek kapsamında kaldığı kabul edilerek ilk derece mahkemesinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkûmiyetine dair kararının kaldırılarak sanığın özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 01.07.2020 tarihli ve 2018/202 Esas, 2020/936 Karar sayılı kararında, sanık savunmaları, katılanlar beyanları, tanık anlatımları, taraflar arasında yapılan protokol ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi, whatsapp kayıtları, alınan takipsizlik kararı ve tüm dosya kapsamından sanığın katılan şirket ile yaptığı sözleşme gereğince verdiği keşide yeri bulunmayan çekleri ve protokolü fotokopi çektirme bahanesiyle alıp gizlediği, bu surette özel belgeyi gizlemek suçunu işlediği sabit olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince alt sınırdan uzaklaşılarak verilen mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemesi nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiilerinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
1. Mahkemelerin iddianame anlatımı ile bağlı olması kuralından hareketle; sanığın eyleminin aynı zamanda “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” suçunu oluşturması ihtimaline binaen bu suçtan yargılama yapılmak üzere mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 01.07.2020 tarihli ve 2018/202 Esas, 2020/936 Karar sayılı kararında sanık müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Büyükçekmece 7.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2023 tarihinde karar verildi.