Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4579 E. 2023/1657 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4579
KARAR NO : 2023/1657
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının olmadığının anlaşılması karşısında, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık müdafiin temyiz istemi yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2012/422 Esas, 2014/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.01.2018 tarihli ve 14 – 2015/31866 numaralı, kısmi ret kısmi bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edildiği anlaşılmıştır.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, iddianın yalnızca mağdurenin beyanlarına dayandırıldığına, mağdurenin hazırlık aşamasındaki ifadesi dışında beyanının alınmadığına, şüpheden sanık yararlanır kuralının nazara alınmamasının eksiklik olup bozma nedeni olduğuna, olayı görmediğini belirten mağdurenin annesinin beyanının olayın teyidine olanak sağlamamasına rağmen duyuma dayalı ifade ile yetinilmesinin usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğuna, müvekkilinin şizofren hastası olduğuna ve bu hususun değişik tarihlerde verilen raporlarla tespit edildiğine, Adli Tıp Kurumu raporunda hasta müvekkilinin hastalık seyri ve geçmişi ile ilgili açıklamalarla yetinildiğine, hasta geçmişinin değerlendirme dışı bırakıldığına, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğine, mağdurenin annesinin her iki beyanı arasında bariz çelişkiler bulunduğuna, müvekkili tarafından mağdureye karşı cinsel istismar ya da taciz sayılabilecek bir davranışın söz konusu olmadığına, mağdure ve annesinin ifadeleri arasında bariz çelişki bulunduğuna, iddiaya göre mağdurenin elini müvekkilin pantolan cebine soktuktan sonra aniden çekip çıkarması ve oradan uzaklaşmasıyla suçun tamamlanmadığına, dolayısıyla eylemin nitelikli cinsel istismar suçu değil, bu suça teşebbüs suçunu oluşturacağına, müvekkili tarafından bu suçun işlendiği kabul edilse bile olay bir bütün olarak göz önüne alındığında eyleminin cinsel taciz olarak değerlendirilmesinin mümkün olup bu hususunun tartışılmamasının eksiklik olduğuna, sanığın mağdureye karşı doğrudan ve hukuki manada bakma gözetme ya da koruma yükümlülüğü bulunmadığına, müvekkilinin tedavi sürecindeki maddi ve tıbbi tespitleri görmezlikten gelinerek ve uzun süreli olarak sürekli kullandığı şizofren ilaçlarının müvekkilinin tutum ve davranışlarını etkileyip etkilemeyeceği tartışılmadan işlediği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak ettiği sonucuna varılmasının Adli Tıp Raporu ile mahkeme kararını tartışmalı hale getirdiğine, kararın müvekkili lehine bozulması talebine ilişkindir.

B. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında eksik ceza tayini yapıldığına, sanığın olay tarihinde suça konu olayın meydana geldiği su parkında koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunduğuna, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine, kararın temyizen bozulması istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde sanığın … … … isimli otelin su kaydırağı bölümünde cankurtaran olarak çalıştığı, mağdurenin annesi şikayetçi … ile birlikte tatil için Türkiye’ye geldikleri ve sanığın çalıştığı otelde kaldıkları, kaydırağın başında bekleyen sanığın mağdureden elini cebine sokmasını istediği, mağdurenin elini sanığın şortunun cebine koyması üzerine sanığın mağdurenin eliyle elini cinsel organına temas ettirmesi şeklindeki eyleminde sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.

2. Mağdurenin hazırlık aşamasındaki beyanı, müştekinin aşamalardaki değişmeyen beyanı, savunma, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğuna dair Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Baştabipliğinin 18.04.2013 tarih 11089 sayılı raporuyla bu rapor ile uyumlu İstanbul Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 12.05.2014 tarih 2054 sayılı raporu ve tüm dosya kapsamı gözetilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

3. Cankurtaran olarak çalışan sanık ile mağdure arasında doğrudan bir hizmet ilişkisinin bulunmadığı değerlendirilip sanığın mağdure üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesiyle sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmadığı anlaşılmıştır.

4. Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda yapılan düzenlemeler nazara alınarak lehe kanun değerlendirmesi yapıldığı, sanık hakkında hüküm kurulurken değişiklikten önceki maddenin sanık lehine olduğunun tespit edildiği, Mahkemece sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyini aştığı ve cinsel istismar boyutuna ulaştığı kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesinin talimatla alınan beyanı da nazara alınarak, mağdureye yaşı nedeniyle atanan vekilin yargılama aşamasında katılma talebinde bulunmadığı gibi şikayete ilişkin bir beyanının da olmadığının anlaşılması karşısında, mağdure vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Tüm dosya kapsamı nazara alınarak, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan 12.05.2014 tarihli rapor içeriği gözetilerek bozma isteyen Tebliğname görüşüne de iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince Tebliğnameye uygun olarak, oybirliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2012/422 Esas, 2014/335 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.