Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/6535 E. 2023/1008 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6535
KARAR NO : 2023/1008
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2015 tarihli ve 2013/352 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesi ile 53 üncü maddesi gereğince 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen, 17.10.2018 tarihli ve 14-2015/258624 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; şikayetçinin beyanları, adli rapor içeriği ve tüm dosya kapsamına göre suçun unsurları oluşmadığından müvekkilinin beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık hakkında isnad edilen suçlamaya ilişkin yapılan yargılamada; 23.06.2013 tarihli olay tutanağından, şikayetçinin şikayeti ve sonrasında şikayetçinin emniyet görevlilerine, isnad edilen suçu işleyen şahsın, kapıyı kilitlemeye çalışan şahıs olduğuna dair beyanının olduğu görülmüştür.
2.Şikayetçinin şikayeti sonrası aldırılan 23.06.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporundan, şikayetçinin beyanında sanık tarafında darp edildiğine dair belirttiği, yüzünde ve boynunda hafif lezyon olduğu olduğu tespit edilmiştir.
3.Şikayet sonrası polis görevlilerince yakalanan sanık ilk ifadesinde, şikayetiyle olay öncesi almış olduğu alkolünde etkisiyle, şikayetçiye zor kullanarak cinsel ilişkiye girdiğini ikrar etmiştir. Sanık tutuklama talebiyle çıkarıldığı İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/54 Sorgu nolu dosyada vermiş olduğu ifadede ise, şikayetçiyle rıza ile cinsel ilişkiye girdiğini beyanla, ilk beyanlarını kabul etmemiştir. Mahkemece, suçun mahiyeti, suçun işlendiği konusunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması itibariyle sanığın tutuklanmasına karar verilmiştir.
4.Yargılama aşamasında şikayetçinin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hakkında aldırılan 27.10.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, şikayetçinin anlatımlarında, çelişki, tutarsızlıklar, ifade değişikliği ve savunmacı tutum nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığının değerlendirilemediği tespit edilmiştir.
5.Sanık, yargılama aşamasındaki beyanında, hazırlıktaki ilk beyanını ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
6.Şikayetçi yargılama aşamasındaki beyanında, sanığın kendisine zorla ırzına geçmediğini, yüzündeki ve boğazındaki izlerin sanıkla kavgası sırasında meydana geldiğini beyanla, sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiştir.
7.Yargılama aşamasında dinlenen 23.06.2013 tarihli olay tutanağı düzenleyici zabıt mümzi polis görevlileri Dursun ve … beyanlarında; mağdurun, sanığın kendisine karşı isnad edilen suçlarına dair şikayette bulunduğunu ve sanığı göstediğini, sonrasında, kendilerini gören ve apartman dış kapısını kapatmaya çalışan sanığı yakaladıklarını beyanla, tutanak içeriğini doğrular beyanda bulunmuşlardır.
8.Toplanan deliler kapsamında, şikayetçi her ne kadar ilk beyanı sonrası yargılama aşamasında, sanığın kendisine tecavüz etmediğini beyanla şikayetçi olmadığını beyan etmiş ise de, şikayetçinin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hakkında aldırılan 27.10.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporundan, şikayetçinin çelişkili, ifade değişikliği ve savunmacı bir tutumu olduğu tespiti ve şikayetçinin ilk beyanları dikkate alındığında, sonraki beyanlarının, sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş, şikayetçinin olay sonrası ilk beyanı ve sanığın hakkında isnad edilen suçlamayı doğrular ilk beyanı, şikayetçinin ilk beyanını doğrular, darp izlerine dair 23.06.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, olay tutanağı ve tutanağı doğrular zabıt mümzi beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, şikayetçinin rızası hilafında şikayetçinin direncini kıracak ölçüde güç kullanmak suretiyle birden fazla kez vücuda organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, eylemin aynı suç işleme iradesiyle gerçekleştiği ve eylemlerin teselsül ettiği, sanığa isnat edilen suçun bu şekilde sübuta erdiği kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1.Şikayetçinin olay günlü şikayetinden hemen sonra alınan savcılık ifadesi ve mahkeme ifadesinde sanıkla aralarında para mevzusundan dolayı tartışma ve arbede çıktığını, bu nedenle şikayetçi olduğunu ve şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi, savunma, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, 7 yıldır tanışan ve 1,5 yıldır birlikte yaşayan sanık ve şikayetçinin olay gecesi birlikte alkol alıp ilişkiye girdikten sonra şikayetçinin sanıktan para istemesi ve akabinde yaşanan tartışma ve arbede sonucu evden ayrılıp sanık hakkında şikayetçi olması şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda, sanığın bir arada bulundukları süre içerisinde şikayetçiye yönelik cinsel ilişki eylemlerini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirdiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2015 tarihli ve 2013/352 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.