YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/16143
KARAR NO : 2023/11498
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/111 E. 2023/83 K.
KATILANLAR : …, …, … …
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, sanık … müdafii, katılan … vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.07.2020 tarih, 2019/1-52 Esas ve 2020/359 Karar, 12.03.2020 tarih, 2018/1-337 Esas ve 2020/176 Karar, 23.10.2018 tarih, 2017/1-842 Esas ve 2018/457 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan “feragat” ya da “vazgeçme” vb. içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılmasının gerekeceği, iradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan “istek” de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesinin yapılamayacağı, bu itibarla somut olayda sanık …’nün “..cezamın onaylanmasını istiyorum.” şeklindeki dilekçesi ile asıl iradesinin temyizden vazgeçmek değil de açık ceza infaz kurumuna geçiş yapmak, daha fazla kapalı ceza infaz kurumunda kalmamak için dosyanın bir an önce sonuçlanmasına/öncelikle incelenmesine yönelik olduğu, sanık …’nün cezaevinden gönderdiği 21.02.2023 tarihli dilekçesinde temyizden vazgeçtiğine dair açık bir ibare yazmadığı gibi müdafiinin de bu yönde bir talebinin olmadığı anlaşılmakla gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.01.2021 tarihli iddianamesi ile; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ve 53 ünci maddesi uyarınca cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık … hakkında aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2022 tarihli ve 2021/22 Esas, 2022/266 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık … hakkında aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2023/111 Esas 2023/83 Karar sayılı kararı ile;
Sanık … hakkında kurulan hükümde, tekerrüre esas alınan ilamda yer alan TCK.nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, mahkemesinden uyarlama yargılaması yapılması istenerek sonucuna göre bu cezanın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının gözetilmemesi, bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının sanık hakkında uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş tespit edilen bu hukuka aykırılık hali bozma ya da davanın yeniden görülme sebebi sayılmamış, eleştiri ile yetinilmiştir.
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve katılan … vekilinin istinaf başvuruları yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiileri ve katılan … vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık …’ın cezalandırılmasını gerektiren her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu, suç vasfının değişme ihtimali bulunduğu, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanıkların üst sınırdan cezalandırılmaları gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’ın Facebook üzerinden asker arkadaşı katılan … ile iletişime geçerek kendisinde Osmanlı Parası şeklinde altınlar olduğunu, bunları katılan …’e ucuza satabileceğini söylediği, katılan …’in de kendisine numune göndermesini istediği, sanık …’ın önce Facebook üzerinden paraların resmini attığı, sonra da Aras Kargo aracılığıyla katılan …’e iki adet Osmanlı parası gönderdiği, katılan …’in diğer katılanlar … ve … … ile birlikte kuyumcuya giderek paraların içeriğinde %5 oranında altın olduğunu öğrenmeleri üzerine sanık … ile telefonla pazarlık yaparak bu paraları tanesi 20,00 TL’den satın almaya anlaştıkları, katılanlar …, … ve …’ın … ilinden … iline gelerek 20.12.2016 tarihinde sanık … ile buluştukları, sanık … ‘ın kendilerine altınların … ilçesinde … isimli arkadaşında olduğunu söylemesi nedeniyle birlikte … ilçesine gittikleri ve burada katılanların kendisini ”…” olarak tanıtan sanık … ile tanıştıkları, katılanların ertesi gün saat 12.20’de …’da bulunan Finansbanktan 149.000,00 TL nakit para çekmek suretiyle hazırladıkları ve poşet içerisine koydukları toplam 150.000,00 TL nakit para ile birlikte altınları almak üzere …’ye döndükleri, …’de sanık …’ın katılanların bulunduğu araca binerek kendilerini ıssız bir yere götürdüğü, burada sanık …’nin gelerek parayı sorduğu ve katılanlara altınları gösterdiği, katılanların da parayı gösterdikleri sırada sanık …’ın belinden çıkarttığı tabancayı katılanlara doğrultarak nakit 150.000,00 TL parayı katılanlardan aldığı ve “kıpırdıyanı, araçtan ineni vururum” diyerek tehdit ettiği, ardından sanıkların olay yerinden kaçtıkları, zararın karşılanmadığı anlaşılmıştır.
2. Katılanlar …, … ve … …’in aşamalardaki birbirleriyle tutarlı beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
3. Sanıklar aşamalarda alınan savunmalarda, kendi içlerinde ve birbirleriyle çelişkili beyanlarda bulunarak üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmemişlerdir.
4. Tanık M. E.’nin katılanların beyanlarını doğrulayan beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, Facebook yazışmaları, Aras kargo gönderi fişi, Finansbank A.Ş’nin katılan …’un hesabından 21.12.2016 saat 12.20 de 149.000,00 TL paranın çekilmesine ilişkin dekontu dava dosyasında bulunmaktadır.
6. HTS kayıtlarına göre; sanık …’ın savunmasında kullandığını kabul ettiği 0505 466 … numaralı telefon hattının yabancı uyruklu kişi adına kayıtlı olduğu ve sanık … adına kayıtlı 0537 953 … numaralı telefon hattı ile aynı cihazda kullanıldığı, olay tarihinde ve öncesinde sanık …’ın kullandığı 0537 953 … numaralı telefon hattı ile sanık …’nün kullandığını kabul ettiği 0532 170 … numaralı telefon hattının arasında sık görüşme trafiği bulunduğu, sanıklar … ve … ile katılanların kullandıkları hatların, olay tarihinde ve öncesinde katılanların beyanlarında geçen konumlar ile uyumlu olacak şekilde baz verdiği tespit edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 148 ve 149 uncu maddelerinde yer alan düzenlemeye göre, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ederek veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Olay ve Olgular başlığı altında (1) paragrafında izah edildiği şekilde gerçekleşen sanıkların eylemlerinin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu, katılanlar …, … ve … …’in aşamalardaki birbirleriyle tutarlı beyanları, sanıkların savunmaları, tanık M. E.’nin katılanların beyanlarını doğrulayan beyanları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar, numune altın teslimine ilişkin kargo gönderi fişi, Finansbank A.Ş’nin katılan …’un hesabından 21.12.2016 saat 12.20 de 149.000,00 TL paranın çekilmesine ilişkin dekontu ve HTS kayıtları ile anlaşıldığından, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, bu yönüylehukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanıklar hakkında hükmolunan netice ceza miktarlarının 12 yıl hapis cezası olması karşısında bu cezaların, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmesine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanıkların yağma suçuna konu eylemlerini silahla ve birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin ihlal edilmesi suretiyle birden fazla nitelikli halin aynı anda gerçekleştiği belirlendiğinden, aynı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince Mahkemede gösterilen teşdit gerekçesi ile sanıkların teşdiden cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetli görüldüğünden hükümlerde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Sanık … hakkında kurulan hükümde, tekerrüre esas alınan ilamda yer alan ve 5237 sayılı Kanun’un 165 inci maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun, 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendlere göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, mahkemesinden uyarlama yargılaması yapılması istenerek sonucuna göre bu cezanın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının belirlenmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2023/111 Esas 2023/83 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri ve katılan … vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.