Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/8639 E. 2023/1638 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8639
KARAR NO : 2023/1638
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2015 tarihli ve 2015/3056 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık …’nin, haricen sattığı aracını, son zilyedi olan katılan …’in evinin önünden, diğer sanıklar … ve …’in yardımı ile düz kontak yöntemi ile çalmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143/1, 39, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18/01/2016 tarihli ve 2015/984 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararı ile sanıklar … ve …’nin hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-e, 143/1, 39, 62, 53 ve 51. maddeleri uyarınca ayrı ayrı erteli 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına; sanık …’nin aynı Kanun’un 142/1-e, 143/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’nin temyiz isteği; suça konu aracın kendi adına tescilli olduğuna, aracı en kısa sürede noterde devrini alması kaydıyla … isimli şahsa haricen sattığına, …’nın da katılan …’e haricen sattığını öğrendiğine, trafik cezaları gelmeye başladığında aracı bulunduğu yerden aldığına, suç kastı ile hareket etmediğine ve hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmadığına; sanıklar … ve …’in temyiz isteği; hükmün hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk derece mahkemesince; sanıkların, suça konu aracı düz kontak yöntemi ile çaldıkları kabul edilerek atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Katılan … aşamalarda; sanık … adına kayıtlı olan ancak haricen satış ile kullanım hakkının kendisine ait olduğunu iddia ettiği suça konu aracı 20.05.2015 saat 19.00 sıralarında evinin önüne park ettiğini, ertesi gün saat 08.00’de yerinde bulamadığını beyanla şikâyetçi olmuş; sanık … aşamalarda; aracı … isimli bir şahsa, devrini kısa sürede alması şartıyla haricen sattığını, …’nın, … isimli bir şahsa, bu şahsın da katılan …’e sattığını öğrendiğini, araca sürekli trafik cezası geldiğini, katılanın ısrarla noterden devrini almadığını, bunun üzerine amcası sanık … ve dayısı sanık …’den, aracı çalıştıramadığı takdirde kendisine yardım etmelerini istediğini, olay gecesi saat 23.00 sıralarında, katılanın evinin önünde park edilmiş ve kapısı açık aracı düz kontak yaparak bulunduğu yerden aldığını, araç biraz ileride durunca, diğer sanıkların arkadan iterek yardımcı olduğunu beyan etmiş, sanıklar … ve … de bu savunmayı doğrulamıştır.
3. 27.05.2015 tarihli Görgü Tespit Tutanağına göre; suça konu aracın anahtarının olmadığı, düz kontak yapıldığı, kontak yerinin tahrip olduğu tespit edilmiş, 27.05.2015 tarihli Teslim Tutanağı ile araç sanık …’ye teslim edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2016 tarihli ve 2014/13-159 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören sözleşmelerin geçerliliği, maddede öngörülen şekil şartlarına uygun şekilde yapılmalarına bağlı olup, geçerlilik koşulu olan bu şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmeler geçersiz olduğundan, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca taraflar verdiklerini geri isteyebileceklerdir. Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aracı teslim alan geri verme yükümlülüğü altında bulunurken, aracın kayıt maliki de sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca bedeli iade edecektir. Bu durumda, aracın mülkiyeti karşı tarafa geçmeyecek, ortada hukukî bir uyuşmazlık bulunacaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; suça konu aracın katılana satışına ilişkin işlemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı, bu durumda taraflar arasında haricen yapılan araç satış sözleşmesi geçersiz olduğundan mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı, araca gelen trafik cezaları nedeniyle, sanık …’nin diğer sanıkların da yardımıyla, suça konu aracı mülkiyet hakkına dayanarak bulunduğu yerden aldığı anlaşıldığından, sanıkların üzerlerine atılı hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
2.Kabule göre de; sanıkların suça konu aracı düz kontak yapmak suretiyle çalmaları şeklindeki eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/1-e maddesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanıklar … ve … hakkında, mahkûmiyetlerinin yasal sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde sayılan hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/984 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326/son. maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.