YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5945
KARAR NO : 2023/1850
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 05.02.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 07.02.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 02.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/156610 sayılı dosyasına konu olan soruşturma sırasında 29.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 04.10.2017 tarihinde tutuklandığı, 08.12.2017 tarihinde tahliye edilmiş olduğu yapılan soruşturma sonunda ise KYOK kararı verildiğini bu nedenlerle müvekkili lehine 3.277,74 TL maddi ve 80.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 21.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; haksız ve dayanaksız davanın reddi ile her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2018 tarihli ve 2018/69 Esas, 2018/233 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 05.11.2018 tarihli ve 2018/2674 Esas, 2018/3197 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.09.2021 tarihli, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
İlişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1. Davanın reddi gerektiğine,
2. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fazla olduğuna,
İlişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının 29.09.2017 tarihleri ile 08.12.2017 tarihleri arasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/156610 soruşturma sayılı dosyasına konu olan soruşturma sırasında haksız yere 2 ay 9 gün gözaltında ve tutuklulukta kaldığının gelen yazı cevapları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamından tespit edildiği, davacının sosyal, ekonomik ve kültürel durumu, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre nazara alındığındında takdiren davacının talebinin kısmen kabulü ile 3.450,00 TL manevi, 3.229,32 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince hükmedilen maddi tazminatın 3.829,32 TL’ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/156610 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 04.10.2017-08.12.2017 tarihleri arasında 65 gün tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 11.12.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
A.1.Hükmedilen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
B.1. Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un “Tazminat istemi” kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
…
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
…
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
…
Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.2.Hükmedilen Maddi ve Manevi Tazminat Miktarının Fazla Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde ve tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekâlet ücreti olan 660,00 TL’nin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunduğundan davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna dair temyiz istemi reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A.1.) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 05.11.2018 tarihli ve 2018/2674 Esas, 2018/3197 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.