YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/162
KARAR NO : 2023/11568
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3489 E., 2019/23246 K.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2018 tarihli ve 2018/130 No’lu iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, 16.10.2018 tarihli ve 2018/96 Esas, 2018/251 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c ) benti, 31 inci maddenin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 13.05.2019 tarihli ve 2018/3661 Esas, 2019/1106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile;
”Yargıtay 6. Ceza Dairesinin benzer nitelikteki 2016/2832 Esas, 2019/1328 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; “Yağma olaylarında genelde tanık yoktur, bu nedenle mağdurun beyanı ve teşhisi önemlidir. Şayet bu konuda duraksama varsa, ortada yenilmesi gereken bir şüphenin olduğunu düşünülmesi gerekir. Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak da deliller eşdeğerdedir. Bu nedenle deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakimin sanık lehine ve aleyhine olan delilleri araştırıp; tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerekir. Bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesi ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Bir suç varsa bunun failini belirlemede ancak kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa imkan vermemelidir. Yüksek ihtimal ile deliller yeterli toplanmadan bir ceza verilemez. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığı belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıya ulaştığını, kararının gerekçesinde göstermek zorundadır.
Gerekçedeki mantıksal kronolojik dizin ise iddia, savunma, kanıtlar, kanıtların yorumu, sabit kabul edilen eylem; ihlal edilen norm, normun yorumu ve en nihayet ulaşılan sonuç olan hüküm şeklinde olmalıdır.
Teşhisin yöntemine gelince; ceza yargılaması hukukumuzda teşhise ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta olup, bu konu ilk kez 02.06.2007 gün ve 5681 sayılı Kanunun 5. maddesiyle 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun Ek 6. maddesinde yapılan değişiklikle mevzuatımıza girmiş, anılan maddede teşhis işleminin ne şekilde yapılacağı, “Polis, olaydaki failin gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir. İşleme başlanmadan önce teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanları tutanağa bağlanır.
Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birden fazla ve aynı cinsten olması, aralarında yaş, boy, ağırlık, giyinme gibi görünüşe ilişkin hususlarda benzerlik bulunması gerekir. Teşhis için gerekli olması halinde şüphelinin görünüşü ile ilgili gerekli değişiklikler yapılabilir. Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin her birinde teşhis sırasında bir numara bulundurulur.
Teşhiste bulunan kişi ile teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin birbirini görmemesi gerekir. Teşhis işlemi en az iki kez tekrarlanır ve teşhiste bulunması istenen kişiye şüphelinin teşhis edilecek kişiler arasında yer almıyor olabileceği hatırlatılır.Teşhis işlemine tâbi tutulan kişilerin, bu işlem sırasında birlikte fotoğrafları çekilerek veya görüntüleri kayda alınarak, soruşturma dosyasına konur.
Şüphelinin fotoğrafı üzerinden de teşhis yaptırılabilir. Ancak tek bir fotoğraf veya aynı kişinin farklı fotoğrafları üzerinden teşhis yaptırılamaz. Değişik kişilerin fotoğraflarının aynı büyüklük ve özellikte olmaları gerekir. Teşhis işlemi tutanağa bağlanır” şeklinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. ” şeklindeki,
Açıklamalar ışığında somut olayımıza gelirsek;
Mahkemece olay günü gündüz saat 10.00 sıralarında kuyumcudan altın bozdurduktan sonra evine dönmekte olan katılan …’in, yaya olarak yürüdüğü bir sırada, üç kişinin katılanı kollarından tutarak yeşillik bir alana zor kullanarak götürdükleri ve burada katılanın cebinde bulunan 24.000 TL parayı zorla aldıkları, katılanın direnmesi üzerine katılanı tekme ve yumruklarla yaraladıkları iddia ve kabul edilen eylemlere ilişkin olarak,
Mağdurun, olaydan sonra soruşturma aşamasında alınan 21.08.2017 tarihli ifadesinde; “..beni tutan kişilerden biri 18-20 yaşlarında 1.68-1.70 metre boylarında,60-65 kg ağırlığında,esmer tenli, sakalsız,gri renkli tişörtlü bir şahıstı, diğeri 30-35 yaşlarında 1.70-1.75 metre boylarında, kafasında siyah şapkalı, şapkası yüzünü kapattığı için yüz eşgalini göremediğim bir şahıstı,..üçüncü şahıs olan 30-35 yaşlarında yine bununda şapkası yüzünü kapattığı için yüz eşgalini göremediğim..” şeklinde ve “..ikisinin
yüzünü görmediğim için şu an görsem tanıyamam ancak içlerinden 18-20 yaşlarında şahsı gösem tanıyabilirim” şeklinde faillerin eşgalini olarak verdiği,05/09/2017 tarihinde pol-net ortamında mevcut fotoğraflardan faillerin mağdurca teşhis edilemediği,27/12/2017 tarihinde başka bir adli olay nedeniyle yakalanan sürüklenen çocuk …’ı, kollukça yukarıda belirtildiği üzere usulüne uygun olarak yapılmayan teşhis işlemi ile teşhis ettiği,suça sürüklenen çocuğun 28/12/2017 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında alınan beyanında “…bir kısım suçlara iştirak ettim,ancak somut olayda böyle bir eyleme işytirak edip etmediğimi hatırlamıyorum” şeklindeki beyanı ile suçlamayı kabul etmediği; yargılama aşamasında katılanın suça sürüklenen çocuğun bulunmadığı birinci celsede,suça sürüklenen çocuğun ise katılanın bulunmadığı ikinci celsede dinlendikleri, katılanın teşhis işlemini doğruladığı, suça sürüklenen çocuğun ise suçlamayı yine reddettiği,
Hal böyle olunca; suç faillerinden birinin, suça sürüklenen çocuk olup olmadığı yönündeki kesin delillerin oluşmasını sağlamak için, katılanın ve suça sürüklenen çocuğun yeniden mahkemeye celp edilip,katılanın ayrıntılı beyanı alınarak, verdiği eşgal bilgileri ile suça sürüklenen çocuğun ne şekilde örtüştüğünün açıklattırılması, suça sürüklenen çocukla yüzleştirilmesi, bu olanaklı değilse, suça sürüklenen çocuğun olay tarihindeki mevcut haline ilişkin fotoğrafları temin edilip teşhis işleminin bu fotoğraflar üzerinden yaptırılıp tutanaklara yansıtılarak karar verilmesi yerine, usulune uygun olmayan teşhis tutanağına dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, 12.09.2019 tarihli ve 2019/175 Esas, 2019/220 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c ) benti, 31 inci maddenin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/3489 Esas, 2019/2324 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Kamera kayıtlarının araştırılmadığına,
3. Suça sürüklenen çocuğun doğrudan fail olarak cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Suç tarihinde kuyumcudan altın bozdurduktan sonra eve dönmekte olan katılan …’in Bayrampaşa Maltepe metro durağına yaya olarak yürüdüğü bir sırada yanında açık kimliği tespit edilemeyen iki şahıs ve suça sürüklenen çocuğun birlikte katılanın yanına gelerek katılanın kollarından tuttukları ve katılanı olay yerinde bulunan yeşillik bir alana zor kullanarak götürdükleri ve burada katılanın cebinde bulunan 24.000,00 TL parayı zorla aldıkları, katılanın direnmesi üzerine birlikte tekme ve yumruklarla katılanı yaraladıkları ve sonrasında da suça sürüklenen çocuğun olaya katılan kimliği tespit edilmeyen diğer şahıslarla birlikte olay yerinden kaçtığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, nitelikli yağma suçunu işlediği kabul edilen suça sürüklenen çocuk hakkında Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen hükmün kurulduğu belirlenmiştir.
2. Katılanın vücutta kemik kırığına neden olan yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığına dair Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 19.09.2017 tarihli raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
3. Katılanın aşamalardaki beyanlarının tutarlı ve istikrarlı olduğu görülmüştür.
4. Katılan 12.09.2019 tarihli duruşmada gördüğü suça sürüklenen çocuğu teşhis etmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Delil Bulunmadığına, Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine Yönelik
Dosyada mevcut delil niteliğindeki aşamalardaki birbiri ile tutarlı ve değişmez nitelikteki katılanın anlatımları ve bu beyanları destekler nitelikteki adli tıp raporu, daha önce suça sürüklenen çocuğu tanımayan katılanın iftira atmasını gerektirecek dosyaya yansıyan her hangi bir husumet bulunmayışı dikkate alındığında suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçunu işlediği sabit olduğundan suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı görülmemiştir.
2. Kamera Kayıtlarının Araştırılmadığına Yönelik
Soruşturma aşamasında olayı gerçekleştiren şüpheli şahısların tespitine ve yakalamasına yönelik yapılan çalışmalarda olayın gerçekleştiği yer ve çevresinde ve de şahısların kaçış istikametinde yapılan araştırmada herhangi bir güvenlik kamerasına rastlanılmadığının dosya içerisinde yer alan 05.09.2017 tarihli tutanak içeriğinden anlaşılması karşısında suça sürüklenen çocuk müdafiinin bu husustaki temyiz itirazları reddedilmiştir.
3. Suça Sürüklenen Çocuğun Doğrudan Fail Olarak Cezalandırılmasının Hukuka Aykırı Olduğuna Yönelik
Suça sürüklenen çocuğun yanında kimliği tespit edilemeyen iki şahısla birlikte katılanı darp etmek suretiyle cebinde bulunan paraları yağmaladıkları dava konusu olayda suça sürüklenen çocuğun kimliği tespit edilemeyen iki şahısla birlikte olayın başından itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, suç ortaklarının etkinlik ve gücünü arttırdığının anlaşılması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca asli fail olarak eyleme katıldığı ve suçunun sabit olduğu anlaşılmakla suça sürüklenen çocuk müdafiinin bu yöndeki temyiz istemi yerinde görülmemiş bu yönüyle kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Olay ve Olgular bölümünde anlatılan İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve Dairemizce benimsenen somut olayda; nitelikli yağma suçuna konu eşyanın değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/3489 Esas, 2019/2324 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Gerekçe bölümünün 4 numaralı bendinde açıklanan eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.