Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/17314 E. 2023/4650 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17314
KARAR NO : 2023/4650
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/302 E., 2021/694 K.
SUÇ : Kişiyi HürriyetindenYoksun Kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.11.2014 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında çocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında çocuğu hürriyetinden yoksun suçundan 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli kararının katılan bakanlık vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15.03.2021 tarihli kararıyla “sanığın eyleminin tamamlanmış olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası (f) bendinde yer alan suçu oluşturması nedeni ile” bozulmasına karar verilmiştir.
4. Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli kararı ile sanığın cebir veya tehdit kullanarak çocuğu hürriyetinden yoksun suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi, sanığa üst sınırdan ceza verilmesine ve indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yöneliktir.
2. Sanığın temyiz istemi somut bir nedene dayanmayan süre tutum dilekçesinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
1-Dava konusu olay; sanığın 2 yaşında olan mağduru sevme bahanesi ile kucağına alarak yaklaşık 800 metre uzaklaşması nedeniyle üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1. Olay günü sanığın, 2 yaşında olan mağduru sevme bahanesi ile kucağına alarak olay yerinden uzaklaştığı, mağdurun babaannesinin mağduru sorması üzerine dosyada tanık olarak bulunan yaşı küçüklerin mağdurun sanık tarafından götürüldüğünü söyledikleri, bunun üzerine sanığın olay yerinden yaklaşık 800 metre ilerde mağdur kucağında hızlıca yürürken yakalandığı anlaşılmıştır.
2. Olay anında yaşı küçük mağdurun yanında bulunan yaşı küçük çocuklar R.P., T.P., A.G. , mağdurun babaannesi R.P. ve yaşı büyük tanık B.B.’nin alınan ifadelerinin birbirleriyle tutarlı olduğu, mağdurun sanık tarafından kucağına alınarak hızlı bir şekilde götürüldüğünün beyan edildiği tespit edilmiştir.
3. Dava dosyası içerisinde yer alan kamera kayıt görüntülerinden oluşan “CD İZLEME TUTANAĞI” içeriğinde de, sanığın mağduru kucağına alıp götürdüğü belirlenmiştir.
4. Sanık savunmasının dolaylı ikrar içerdiği ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır.
5. Tüm dava dosyası kapsamından, sanığın üzerine atılı suçun sabit olduğu belirlenmiş olup, mahkemenin kararında hukuka aykırılık tespit edilememiş ve katılan bakanlık vekilinin sanığa üst sınırdan ceza verilmesine ve indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
6. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ile katılan bakanlık vekilinin sair temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
7. Mahkemece kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın suça sürüklenen çocuk sıfatıyla işlediği suç olması nedeniyle tekerrüre esas alınmaması gerektiği ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli kararına yönelik sanık … katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün birinci bendinin (ı) paragrafı ile ikinci bendinin hükümden çıkartılması suretiyle, Tebliğnameye uygun olarak olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2023 tarihinde karar verildi