Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4844 E. 2023/2025 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4844
KARAR NO : 2023/2025
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2015/355 Esas, 2016/91 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 6 ay süreyle sürücü belgesinin geçici olarak el konulmasına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.09.2020 tarihli ve 2016/101177 sayılı temel cezanın adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesinin 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı olduğundan bahisle ilgili maddelerin gösterilmesi suretiyle düzeltilerek onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar vekilinin temyiz isteği, hükmedilen ceza miktarının isabetli olmadığına, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

2. Sanık müdafiinin temyiz isteği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince sürücü belgesinin geçici olarak el konulmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Mahkemece, ”İncelenen dosya kapsamına göre; sanığın olay günü kullandığı …plaka sayılı araçla Yahya Kemal Caddesi üzerinde seyrederken karşıdan karşıya geçmekte olan müteveffaya çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, sanığın aracı yasal sınırların üzerinde bir hızla kullandığı, olay yerinin okul bölgesi olduğu ve yasal düzenlemeler çerçevesinde hızını azaltması gerekirken azaltmadığı, katılanların sanıktan şikayetçi oldukları, sanığın yaptığı savunmada eylemi kabul ettiği ancak olay yerinin okul bölgesi olması nedeniyle müteveffaya çarptığı yere yaklaştığında hızını düşürdüğünü, müteveffanın birden yola fırladığını ve müteveffayı kaza mahallinin fiziksel özelliklerinden dolayı göremediğini söylediği, sanığın sevk edildiği mahkemece yapılan sorgusunun ardından tutuklandığı, trafik kaza tespit tutanağında gerek sanık gerekse müteveffaya kural ihlalinin tespit edildiği, gerek Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince ve gerekse bilirkişiler kurulunun 10/12/2015 tarihli raporunda, sanık …’in kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu, yaya …’ın ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, böylece sanığın trafik kurallarına uymayarak kusurlu davranışı neticesinde kullandığı araçla çarparak müteveffanın ölümüne sebebiyet verdiği; sav, ikrar, katılanların beyanları, tanıkların anlatımları, Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi kurulu raporları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan TCY 85/1, 62, 50, 52/2-son maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, sanık taksirli suçtan mahkum olduğundan 5237 sayılı TCK’nın 53/6 maddesi gereğince takdiren 6 ay süresince sürücü belgesini kullanmaktan yasaklanmasına ve bu hususun hükmün kesinleşmesi ile yürürlüğe girmesine ve sürenin cezanın infazından itibaren işlemesine, tutuklukta kaldığı günlerinin TCK’nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna, hükümle birlikte kesinleşme beklenmeksizin sanık hakkında mahkememizin 17/06/2015 tarih ve 2015/355 Esas sayılı tensip ara kararı ile verilen adli kontrol kararının kaldırılmasına ve bu yönde işlem yapılması için ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki yargı kurulmuştur.”

Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2. Sanık aşamalarda, sol şeritte ilerlerken, olay yeri yaya geçidine yaklaştığında ayağını gazdan çektiğini, geçitten sonra bir anda bir çocuğu aracının önünde gördüğünü, çocuğun, sağ yan kaput üzerine çarptığını, frene basmasına karşın çocuğun savrulduğunu, aracını durdurarak kendisine yardım etmeye çalıştığını, çocuğun gelişini fark etmediğini ileri sürmüştür.

3. Olay tarihli kaza tespit tutanağında, yargılama aşamasında aldırılan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporunda ve Gazi Üniversitesi Trafik Planlaması ve Uygulaması Anabilim Dalı öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetince tanzim edilen raporda, sanığın yaya geçidine yaklaşmasına rağmen hızını azaltmayarak ve aracının hızını, yol, hava, trafik durumuna göre ayarlamayarak tali kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği bildirilmiştir.

4.11.06.2015 tarihli ölü muayene tutanağında,
”…Şahsın ölümünün … dışı trafik kazasına bağlı multi travma, kafa ve hayati kemik kırıkları, kafa ve batın içi organ hasarı nedeniyle gerçekleştiği, …” denilmektedir.

IV. GEREKÇE
Sanığın idaresindeki otomobille, gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş asfalt kaplama caddede sol şeritte orta şerit çizgisine yakın şekilde seyrederken, yaya geçidini yaklaşık 27 metre geçtikten sonra, gidiş yönüne göre soldan sağa doğru orta refüjden kaplamaya aniden giren 2004 doğumlu yayaya çarpmasıyla, sanığın hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlamayarak tali kusuruyla bir kişinin ölümüne sebebiyet verdiği olaya ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

A)Tebliğname Yönünden;
Temel cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesine göre adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddelerinin gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

B)Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği, tali kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne, neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek yapılan ceza tayininde isabetsizlik görülmemiştir.

2. Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca dosya kapsamında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır.

3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre katılanlar lehine 1800 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik tayini uygun bulunmamışsa da, söz konusu uygunsuzluk Yargıtay tarafından giderilmiştir.

C) Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında,“Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanların zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde sanık müdafiinin bu husustaki temyiz istemi reddolunmuştur.

2. Sanığın tali kusurlu olarak, bir kişinin ölmesine sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı nazara alındığında mahkemece sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasına ilişkin takdirinde bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde A ve B-3 kısımlarında açıklanan nedenle Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2015/355 Esas, 2016/91 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği dördüncü fıkrasının hükümden çıkartılarak yerine ”Sanığa verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 50 inci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 605 tam gün olarak belirlenmesine;5237 sayılı Kanun’un 52 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 12100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve dokuzuncu fıkrada ”1500” ibaresinin kaldırılarak yerine ”1800” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.