YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8846
KARAR NO : 2023/4403
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2014 tarihli ve 2014/2705 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2014/228 Esas, 2015/445 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği;; sanığın eyleminin aynı zamanda nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ve bu suçtan da yargılama yapılmasına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin tatbik edilmemesi gerektiğine, verilen cezanın az olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın bonoları sahte olduğunu bilerek bankaya vermemesi nedeniyle suç işleme kastının bulunmadığına, ceza miktarının lehe hükümlerin uygulanmasına engel teşkil edecek şekilde fazla ve orantısız olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın … Medikal İlaç…. Şirketinin temsil ve ilzama yetkili ortağı olduğu, … A.Ş’den çekilen kredi borcu için katılanın borçlu, adı geçen şirketin de alacaklı bulunduğu 55.000,00 TL bedelli, 10.09.2013 tanzim, 25.02.2014 vade tarihli ve 40.000,00 TL bedelli, 15.06.2013 tanzim, 01.12.2013 vade tarihli iki adet yasal unsurları haiz bonoyu bankaya ciro etmek suretiyle teslim ettiği, ayrıca bonoların dayanağı olarak da katılana medikal malzeme satıldığını ihtiva eden 95.000,00 TL ‘lik faturayı verdiği anlaşılmıştır.
2. Kredi ödemelerindeki problemler nedeniyle banka müfettişinin 04.12.2013 tarihinde katılanı araması üzerine katılanın adına düzenlenen bu bonolardan haberdar olarak … Medikal…. Şirketinden hiç bir ürün almadığı gibi bono da vermediğini belirterek şikayetçi olduğu belirlenmiştir.
3. Alınan ekspertiz raporuna göre bonolardaki yazı ve imzaların katılanın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
4. Sanık suça konu bonolara ve dayanağı olan faturaya ait ticari kayıtlarını ibraz edememiş, sahte olduğu belirlenen bonoların ne şekilde eline geçtiğine ilişkin somut herhangi bir delil sunamamış, arka yüzlerindeki kaşenin şirkete ait olduğunu ve ciroların kendisi tarafından atılarak bankaya verildiğini beyan etmiştir.
5. Mahkemece bonolar üzerinde gözlem yapılarak özellikleri tutanağa geçirilmiş ve aldatıcılık niteliğinin var olduğu belirtilmiştir.
6. Bonoların aynı ya da farklı zaman dilimlerinde verilip verilmediği hususu bankaya sorulmuş ise de bankanın cevabi yazısı içeriğinde bu hususta netlik olmaması nedeniyle Mahkemesince sanık lehine zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiş ve katılan adına sahte oluşturulan bonoların bankaya kredi borcuna karşılık verildiği sabit görülerek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanık hakkında iddianamenin resmi belgede sahtecilik suçundan düzenlendiği, nitelikli dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava ve verilmiş bir hüküm bulunmadığı, katılan vekilinin nitelikli dolandırıcılık suçunun da oluştuğuna ve sanık hakkında bu suçtan da yargılama yapılması gerektiğine ilişkin iddiasının temyiz değerlendirmesinin dışında olduğu belirlenmiş, katılan vekilinin işlendiğini öne sürdüğü nitelikli dolandırıcılık suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunması mümkün görülmüştür.
3. Hüküm fıkrasında ”adli emanette kayıtlı çek asıllarının karar kesinleştiğinde dosyada delil olarak saklanılmasına” ibaresinde bono yerine sehven çek yazılması hususu mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2014/228 Esas, 2015/445 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.