YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4843
KARAR NO : 2023/4011
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM : Beraat, İdari para cezası verilmesine yer olmadığına,
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2018 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile iftira ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Bu karara karşı sanık tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine; 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile işlenen iftira suçundan ise sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca beraat ve eylemin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesi birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı kanunun 20 inci maddesi ikinci fıkrası (c) bendinde belirtilen soruşturma zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 13.03.2018 tarihinden, inceleme tarihine kadar gerçekleştiği belirtilerek, Kabahatler Kanunu’nun 20 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca kabahatli hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
BAM cumhuriyet savcısı, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile işlenen iftira suçundan kurulan beraat hükmünün hukuka aykırı olduğu ve sanığın kimliği hakkında yalan beyanda bulunmasıyla suçun oluştuğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan bir soruşturma kapsamında …. plaka sayılı araçta uyuşturucu madde bulunduğu ihbarı üzerine, suça konu aracın Şanlıurfa- Suruç karayolu üzerinde durdurulduğu, araçta bulunan 4 kişiden biri olan sanığın kendisini, … olarak tanıttığı ve üzerinde tahrifat yapılmış, iğfal kabiliyetini haiz bir kimlik belgesi ibraz ettiği, araçla yapılan aramada bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildiği, şahısların gözaltına alınmak üzere Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülerek darp cebir raporu alındığı, doktor raporunun … adına düzenlendiği, akabinde, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’ne götürülerek parmak izlerininin alınması sırasında kendisini … olarak tanıtan şahısla, …’ın önceden sisteme kayıtlı parmak izlerinin eşleşmediği anlaşılmış, şahıs asıl isminin Abdülkadir Ereli olduğunu beyan etmiş, yakalama tutanağını bu isimle imzalamıştır.
2. Dosyada bulunan Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne tarafından tanzim edilen doktor raporu resmi bir evrak niteliğindedir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü
İlk derece mahkemesi eylemin, 5237 sayılı kanunun 268 inci maddesi atfı ile 267 inci maddesi birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçunu oluşturduğunu kabulle hüküm kurmuş, sanığın cezasından soruşturma başlamadan iftirasından dönmesi nedeniyle 269 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim yapmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi eylemin iftira ya da 5237 sayılı kanunun 206 ıncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunun oluşmadığını, eylemin bir cürüm değil kabahat olduğu belirtilerek önce beraat, sonra da eylemin kabahat olduğu ancak zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı TCK’nın 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi başlatılmadan kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde, 5237 sayılı kanunun 206 ıncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda, Narkotik Şube Müdürlüğünün soruşturması kapsamında; sanığın bulunduğu araçta uyuşturucu madde bulunduğunun ihbarı üzerine araç durdurulmuş, araçta 25 gr uyuşturucu madde çıkması nedeniyle araç içindekilerle birlikte gözaltına alınan sanığın kendisini … olarak tanıttığı, sanık hakkında … adına düzenlenmiş sahte kimlikle, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından doktor raporu tanzim edilerek bir gözaltına alma işlemi başlatılmış olup, sanık, sonraki parmak izi incelemesi ile … olmadığı anlaşıldıktan sonra gerçek kimliğini açıklamak zorunda kalmıştır. Sanık hakkında 5237 sayılı kanunun 268 inci maddesi delaleti ile 267 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçu oluştuğu halde, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Suç tarihi, 7331 sayılı kanunun 22 nci maddesi ile değişik CMK’nın 251 inci maddesinin 11 fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten önce olmakla ;
Anayasa Mahkemesi’nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/04/2022 gün ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250 nci maddesinde düzenlenen Seri Yargılama Usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk olması, nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre ise;
3. Ceza Genel Kurulu’nun 25.10.2018 gün ve 2016/7-127 Esas, 2018/482 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanunun 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, hükmün konusunun iddianamede gösterilen fiil olduğu, mahkemece sanığın yargılama sonucunda sabit kabul edilen fiilinin hukuksal niteliğine göre hüküm kurulması gerekirken, fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek, aynı fiilden dolayı iki ayrı hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 11.11.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca,
Dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.05.2023 tarihinde karar verildi.