Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/7958 E. 2023/3724 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7958
KARAR NO : 2023/3724
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2015/226 Esas, 2015/546 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 … maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 … maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; cezasını temyiz etmek istediğine ilişkin olup herhangi bir gerekçe içermemektedir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık … hakkında, mağdur …’a ait kimlik bilgileri ile düzenlenen ancak üzerinde fotoğrafı bulunan, aslı ele geçirilemeyen sahte … belgesini kullanarak mağdur … hakkında dolandırıcılık suçu nedeniyle açılmasına neden olduğu kamu davasında, sahte kimlik kullandığının tespit edilmesi üzerine yapılan ihbar üzerine incelemeye konu kamu davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır.
2. Dosya kapsamında, sanık hakkında dolandırıcılık suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada mağdur … kimliği ile düzenlenen 12.04.2014 tarihli adli muayene raporu ile aynı tarihli kolluk beyanının bulunduğu, yapılan soruşturma neticesinde 22.04.2014 tarihli iddianame ile mağdur hakkında kamu davası açıldığı, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2014 tarihli ve 2014/357 Esas, 2014/503 Karar sayılı kararı ile yapılan ihbar üzerine yürütülen soruşturma kapsamında mağdur … hakkında düzenlenen 07.02.2014 ve 06.04.2014 tarihli trafik idari para cezası karar tutanaklarının dosya arasına alındığı görülmüştür.
3. Sanık savunmasında suçunu ikrar ederek hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ve bu cezanın infazından kurtulmak amacıyla suça konu … belgesini kullandığını beyan etmiştir.
4. Yapılan yargılama neticesinde, suça konu belge bulunamamış ise de, dosyaya alınan trafik ceza tutanaklarının gerçekte sanık … hakkında düzenlendiği ancak sanığın … kimliğini kullanıp suça konu sahte … belgesini polislere sunduğu, bunu da savunmasında açıkça beyan ettiği, … belgesine göre tutanakların düzenlendiği, her ne kadar belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık yeteneği açısından asıl belgenin mahkeme tarafından gözlemlenip irdelenmesi gerekmekte ise de, somut olayda sanığa ait fotoğraf içeren belgenin işin uzmanı olan trafik polislerini bile yanıltması ve bu belgeye göre işlem yapıldığının anlaşılması karşısında aldatıcılık özelliği olduğunun kabulü gerektiği, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu sabit görülmekle TCK’nın 204/1 maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği; diğer taraftan başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, TCK’nın 268. maddesi uyarınca ortada işlenen bir suçun olması gerektiği, yargılama sonucunda … dışındaki diğer sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, sanık … hakkında suç duyurusu üzerine yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş olduğu, ortada işlendiği kabul edilen bir suç bulunmadığına göre eylemin TCK’nın 268. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, TCK’nın 206/1 maddesi kapsamına giren eyleme göre değişen suç vasfı itibariyle ceza tayini gerektiği kabulü ile incelemeye konu hükümlerin verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarih ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Yine Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakların aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, fiili iğfalin aldatma niteliğini göstermeyeceği kabul edilmektedir. Bu itibarla, somut olayda suça konu … belgesi aslının ele geçirilemediği ve onaylı örneğinin de temin edilemediğinin anlaşılması karşısında, sanığın unsurları itibarıyla oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle, sanık hakkında verilen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, aynı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; olay tarihinde sanığın, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendisini … ismiyle tanıtarak bu kişiye ait … belgesini ibraz ettiği, hakkında 12.04.2014 tarihli adli muayene raporu düzenlendiği ve aynı tarihli kolluk beyanının bulunduğu, bu şekilde gerçekleşen eyleminin seri muhakeme usulüne tabi olan 5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan ”başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma” suçundan mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de; sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 ve 251 … maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 … maddenin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddenin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2015/226 Esas, 2015/546 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.