YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4
KARAR NO : 2023/2089
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
SUÇ TARİHLERİ : Ocak 2014 (Reşit olmayanla cinsel ilişki ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden) 01.02.2014 (Şantaj suçu yönünden)
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden; mahkemece 02.12.2014 tarihinde yüze karşı tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.05.2014 tarihli ve 2014/1701 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı görülmüştür.
2. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2014 tarihli ve 2014/117 Esas, 2014/232 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
a) Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kabul edilerek bu suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Şantaj suçundan 5237 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
c) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
karar verilmiştir.
3. Dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.12.2017 tarihli ve 14-2015/29765 numaralı, kısmî onama kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edildiği,
Dairemizin 10.11.2022 tarihli ve 2021/4162 Esas, 2022/10182 Karar sayılı kararı ile “…O Yer Cumhuriyet Savcısının 02.12.2014 tarihli süre tutum ile 20.03.2015 tarihli gerekçeli temyiz dilekçeleriyle sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümleri temyiz etmesine rağmen 25.12.2017 günlü tebliğnamede bu hususta herhangi bir görüş bildirilmediği anlaşıldığından, ek tebliğname düzenlenmek suretiyle söz konusu eksiklik giderildikten sonra Dairemize iade edilmek üzere…” nedeniyle esası incelenmeyen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.12.2022 tarihli ve 14-2015/29765 numaralı, onama görüşlü ek Tebliğname ile Daireye tevdi edildiği,
anlaşılmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle: Usul ve kanuna aykırı bulunan kararın bozulması için temyiz ettiklerine, mağdur müştekinin beyanlarının çelişkili olduğuna, zorla ilişkiye girdiği konusundaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığına, beyanların dayanaktan yoksun ve gerçek dışı olduğuna, mağdura şiddet uyguladığına dair bir raporu bulunmadığına, kesin ve inandırıcı bir delil de bulunmadığına, sonradan temin edilen katılan tanıklarının beyanlarının direkt görgü ve bilgiye dayanmadığına, duyduklarını beyan ettikleri gibi bu beyanların da çelişkili olduğuna ve mağdure beyanı ile çeliştiğine, Mahkemece cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de atılı bulunan suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı bir delilin de dosyada mevcut olmadığına, yine sanığın şantaj suçunu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı bir delilin dosyada bulunmayıp atılı bu suçun da kanuni unsurlarının oluşmadığına, ceza tayin edilirken takdiren ve teşdiden ceza miktarında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi ve buna dair yetersiz gerekçeye dayanılmasının da usul ve kanuna aykırı olduğuna, kararının sanık lehine bozulmasına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle: Sabit olan cinsel istismar suçu yerine cebir, tehdit, hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunma suçundan ceza verilmesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi nedeniyle kararı temyiz ettiklerine, kararın kısmen usul ve kanuna uygun olmadığına, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olmasına rağmen bu suçtan ceza verilmediğine, müvekkilinin sanıkla hiç rızai bir cinsel münasebeti olmadığına, sanığın “Ailene söylerim, seni herkese rezil ederim” tehditleri ile zorla cinsel ilişkilerin gerçekleşmiş olduğuna, mağdurenin samimi beyanlarıyla yaşanan olayların net bir şekilde ortaya konulduğuna, dinlenen tanıkların müvekkilinin ifadesini doğruladığına, müvekkilinin sanığa iftira atması için bir neden de olmadığına, yine sanığın cebir, tehdit hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat etmesinin de uygun olmadığına, müvekkilinin samimi ifadesi yanında başka ceza tayinine yeterli delil bulunduğuna ve tanık ifadeleri ile doğrulandığına, her üç suçtan da ceza alması gerektiğine, kanuna aykırı hükmün kısmen bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Tüm dosya kapsamına göre sanık ile katılan mağdure arasında rızaya dayalı bir arkadaşlık ilişkisinin başladığı, zamanla sanık ile katılan mağdurenin bu arkadaşlıklarını ilerleterek cinsel ilişki boyutuna vardırdıkları, bu bağlamda birden fazla kez sanık ile mağdurenin rızaya dayalı olarak organ sokulması suretiyle cinsel ilişki yaşadıkları ancak sanığı zamanla daha yakından tanıyan mağdurenin bu ilişkiyi sürdüremeyeceğine kanaat getirmesi üzerine sanıktan ayrılma yönündeki iradesini sanığa açıkladığı, sanığın bu ilişkiyi devam ettirme amacına dayalı olarak mağdureye ilişkilerinin devam etmesi aksi halde ilişkilerini ailesine duyuracağı ve yine bunu yapmaması için para vermesi yönünde birden fazla kez farklı zaman dilimlerinde tehdit ettiği şeklinde kabul edilen eylemlerinde sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki ve şantaj suçlarından cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Mağdurenin sanık tarafından kendisine karşı zor kullanılmak suretiyle ikna edildiği iddia edilen tecavüz fiilinin ardından sanık ile görüşmeye devam ettiğini beyan etmiş olması hayatın olağan akışına aykırı bulunup özellikle mağdurenin bu olayın dört kez vuku bulduğunu belirtmesine rağmen sanık ile olan ilişkisini devam ettirmesinin bu hususu pekiştirdiği, mağdurenin bu hususu sanığın kendisini tehdit etmesine bağlarken sırf sokak ortasında dövülmesinin ardından sanıkla olan ilişkisini bitirdiğini sanığa beyan edebilmesi dikkate alınıp tecavüz gibi son derece ağır bir fiilin ardından benzer şekilde davranmamasının mağdurenin kendi isteği ile sanıkla olan ilişkisini devam ettirdiği yönünde mahkemede kanaat oluşmasına sebebiyet verdiği, yine mağdurenin sokak ortasında 10-15 dakika kendisinin bağırmalarına karşın sanık tarafından evine götürülebilmesi, sokak ortasında bağırdığını beyan ederken ev içinde rezillik çıkmasın diye bağırmadığını beyan etmesi de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu,
Sanıkla mağdure arasında gerçekleşen telefon konuşmaları ve mesajlaşmalara ilişkin dökümler TİB kurumundan temin edilerek incelenmesinde sanıkla mağdure arasındaki görüşmelerinin, mağdurenin sanığın tecavüzüne maruz kaldığını iddia ettiği tarih olan 17.10.2013 tarihinden sonra dahi yoğun bir şekilde devam ettiğinin tespit edildiği, tespit edilen görüşmeler dikkate alındığında görüştüğü kişinin tehditlerine maruz kaldığını iddia eden bir kişinin bir gün içerisinde dahi bu kadar çok sayıda görüşme yapmasının makul karşılanmadığı, tüm bu nedenlerle mağdurenin iddiaları hayatın olağan akışına aykırı bulunup sanığın kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğine yönelik ifadelerine itibar edilmediği,
Dosya içinde mağdurenin cep telefonunda kayıtlı bulunan ve sanık tarafından hiç bir aşamada inkar edilmeyen mesajların kayıt altına alınıp bu mesajlar incelendiğinde sanığın mağdureden para istediği bu parayı vermediği takdirde ilişkilerini ailesini söylemekle tehdit ettiğinin anlaşıldığı, mesaj içerikleri dikkate alındığında sanığın ”Mağdureye verdiğim borç parayı geri istemek için mesaj attım” yönündeki savunmasına itibar edilmediği,
değerlendirilerek hüküm kurulduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşılmıştır.
2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin “Ocak 2014, 01.02.2014” yerine “17.10.2013” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
3. Oluşa uygun kabule göre sanığın işlediği reşit olmayanla cinsel ilişki ve şantaj suçlarının 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 107 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenip, öngörülen cezaların üst sınırları itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen sekiz yıllık olağan zamanaşımına tabi bulunduğu ve atılı suçlardan dolayı zamanaşımını en son kesen işlem olan 02.12.2014 tarihli mahkumiyet kararı ile inceleme günü arasında bu sürenin geçtiği anlaşılmış, bu nedenle bu suçlardan bozma isteyen Tebliğname ve yine bu suçlardan onama isteyen ek Tebliğname görüşlerine iştirak edilmemiştir.
4. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyizen incelenmesinde, tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre mahkemece kabul ve takdir kılınmış beraat hükmü usul ve kanuna uygun bulunduğundan, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Gerekçenin (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçuna Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Gerekçenin (4) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2014 tarihli ve 2014/117 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ile Şantaj Suçlarına Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde
Gerekçenin 3 numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2014 tarihli ve 2014/117 Esas, 2014/232 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2023 tarihinde karar verildi.