YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9544
KARAR NO : 2007/11438
KARAR TARİHİ : 27.09.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve … 20.06.2001 tarihli dilekçeleriyle, … Köyü 1397 sayılı parselin … … adına tesbit edildiğini, bu parselle ilgili kadastro tesbitine itiraz davası devam ederken, taşınmazı tesbit maliki … …’ten harici taksim ve devir senedi ile teslim aldıklarını, bu nedenle çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline ilişkin mahkeme kararının kendilerini bağlayacak kesin hüküm olmadığını, çekişmeli taşınmazın Hazine ile ilgisinin olmadığını makiye ayrılarak orman rejimi dışına çıktığını, bu nedenle yapılan 2/B madde uygulamasının yasal olmadığını, davalı Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ile taşınmazın adlarına tapuya tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda makiye ayrılan yerlerden olduğundan söz edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişilerin babası … … adına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin ve … Yönetiminin itiraz … dava açtıkları, davaların reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 15.09.1992 gün ve 1991/368-1804 sayılı kararının kesinleşmesiyle Hazine adına tescil edildiği, Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasını kabulüne ilişkin Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 14.11.1995 gün ve 1995/726-892 sayılı kararının temyiz edilmeden kesinleşmesiyle, taşınmazın Hazine adına tescil edildiği, bu kararın davacıların murisi ve bayii … … için kesin hüküm oluşturduğu, kesin hükmün halefiyet ilkesi gereğince davacıları da bağlayacağı, kadastro Mahkemesinin tesbit tarihinden önce … haklara ilikin uyuşmazlıklarda görevli olduğu, taşınmazı tesbitten sonra edindiklerini iddia eden iddialara kadastro mahkemesinde bakılamayacağı, bu nedenle Kadastro Mahkemesi kararının davacıları da bağlayacağı, davacıların ne Kadastro Mahkemesinde ne de, Asliye 4. Hukuk Mahkemesindeki yargılamalara katılmadıkları, şimdi kesin hükmün sonuçlarından kurtulmak için bu senedi ileri sürdükleri, tutunulan 1991 yılında düzenlenmiş adi senetin, kesin hükmün sonuçlarını bi taraf edemeyeceği gibi esasen senette, 1397 sayılı çekişmeli parselin, bu parselle ilgili itiazlar sonuçlandıktan sonra devredileceği yazıldığına göre kesinleşen Asliye 4. Hukuk Mahkemesi kararının davacılar için de kesin hüküm oluşturacağı,
Diğer taraftan, yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararı ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek, 1942 orman kadastrosu yok sayılıp, yeniden orman sınırlandırması yapılarak taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 1942 tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu bir yana, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken makiye ayrılan yerlerin veya kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, şöyle ki; … tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı, bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğu gibi , HGK 27.02.2002/1-19 E., 97 K. Sayılı Kararında değinildiği üzere, bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapulara değer verileceği, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı belirlenerek, Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmaz kesinleşmiş orman kadastor sınırları içinde olmasına karşın, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman yönetimi yada Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre. davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilerden alınmasına 27/09/2007 günü oybirliği ile karar verildi.