Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/5001 E. 2023/2474 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5001
KARAR NO : 2023/2474
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Cinsel saldırı, cinsel taciz
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında cinsel taciz suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu ve sanık tarafından yapılan itirazın mahallinde değerlendirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kars 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2015 tarihli ve 2014/760 Esas, 2015/148 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102, 43 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.02.2018 tarihli ve 14-2015/143765 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz İsteminde Özetle
Cinsel içerikli ve amaçlı söylemlerde bulunmadığını, katılanın göğüslerini ellemediğini, okşamadığını, katılanın iftirada bulunduğunu, cezanın üst sınırdan verilmesi ve artırım yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesi; ”Sanık hakkında müştekiye karşı cinsel saldırı ve cinsel taciz suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında mahkememizce yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamı iddianame anlatımı, müştekinin aşamalardaki birbiri ile uyumlu beyanları müşteki beyanlarını doğrulayan tanık beyanları ile dosyadaki tüm bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın müştekiye bir çok defa “senin ağzını yüzünü yerim herkesle yatıyorsun benimle yatacaksın” şeklinde cinsel içerikli ve amaçlı söylemlerde bulunduğu ve yine 2014 yılı temmuz ayı içerisinde müştekinin bahçede bulunduğu sırada yanına giderek göğüslerine dokunmak ve okşamak suretiyle “herkese veriyorsun bana da vereceksin” diyerek cinsel saldırı suçunu işlediği her iki olayın ayrı tarihlerde işlenmiş olması nedeniyle her iki suçu da işlediği ve bu şekilde üzerine atılı suçların sabit olduğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı inkar etse de müştekinin aşamalardaki beyanı ve sanığa iftira atmasını gerektirecek herhangi bir sebebin bulunmaması, bu konuda daha önceden sanığın eşini ve çocuklarını uyarmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunması kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanlar olarak değerlendirilmiş ve savunmasına itibar edilmemiştir.
Sanığa kurulan mahkumiyet hükümlerinde cinsel taciz suçu yönünden suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, işlendiği yer ve zamanlar dikkate alınarak alt hadden uzaklaşılmış, aynı suç işleme kararı kapsamında eylemini birden çok gerçekleştirmesi nedeniyle cezasında 1/3 oranında artırım yapılmış sanık lehine takdiri indirim uygulanmış, Sanığın evvelce işlemiş olduğu kasıtlı bir suç nedeni ile mahkumiyetine karar verilmemiş olması, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmalardaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşması dikkate alınarak CMK.nın 231/5-6.maddesi gereğince,sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmış ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmuş, sanığa cinsel saldırı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde eylemini aynı suç işleme kararı kapsamında birden çok kez gerçekleştirmesi nedeniyle cezasında 1/3 oranında artırım yapılmış, yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim olarak uygulanmış, verilen ceza miktarı itibariyle cezası ertelenmemiş, seçenek yaptırımlara çevrilmemiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmamış olup” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın olay günü katılanın bahçede bulunduğu sırada yanına giderek göğüslerine dokunmak şeklinde sübuta eren eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması ve katılanın müsnet suçun zincirleme şekilde işlendiğine dair herhangi bir anlatımda bulunulmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ile artırım yapılması neticesinde fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.

2. Oluşa uygun kabule göre sanığın eyleminin zamanaşımı süresi yönünden lehe sayılıp, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden sonraki 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturup, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen 8 yıllık olağan dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve anılan süreyi kesen son işlem olan 16.02.2015 günlü mahkumiyet kararı ile inceleme tarihi arasında bu sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Bu nedenle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenlerle Kars 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/760 Esas, 2015/148 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.04.2023 tarihinde karar verildi.