Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/84 E. 2023/3840 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/84
KARAR NO : 2023/3840
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/401 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/109111 sayılı tebliğnamesi ile mahkumiyet hükmünün onanması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz istemi; müvekkili …’nın borçlusu tarafından dolandırılma ve atılı suçu işlediğine dair delil bulunmamasına rağmen mahkumiyet hükmü kurulması, adli sicil kaydı olmayan, ticaretle uğraşan müvekkili hakkında takdiri indirim ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesi nedeniyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nın, borçlusu katılan … olan 1700,00 TL bedelli sahte bono düzenleyip takibe koymak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmediğini, kendisinin … Orman Ürünleri isimli firmanın sahibi ve yetkilisi olduğunu, hatırladığı kadarıyla katılana kapı paneli sattığını, karşılığında bir miktar nakit alıp geri kalan borç için senet düzenlendiğini, dava konusu senedin içeriğini muhasebe çalışanı …’ın doldurduğunu ancak borçlu imzasının katılan … tarafından atıldığını, bu arada katılanın yanında da bir şahsın bulunduğunu, imzanın bu şahıs tarafından mı yoksa katılan tarafından mı atıldığını hatırlamadığını, senet bedeli ödenmeyince icra takibine başladığını, beyan etmiştir.
3. Katılan … sanık ile hiçbir alışverişi olmadığı halde adına bono tanzim edilip icra takibine konulduğunu, bu durumu ödeme emri geldikten sonra anladığını ve şikayette bulunduğunu, takibe itiraz ettiğini ancak süreyi kaçırdığı için itirazın reddedildiğini beyan etmiştir.
4. 14.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu bononun ön yüzündeki yazı ve rakamların … eli ürünü olduğu, borçlu imzalarının katılan … eli ürünü olmadığı, bu imzaların sanıklar … ve … eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, arka yüzdeki … ciro ve imzasının … eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiştir.
5. Temyize konu olmayan sanık … katılan müşterileri olduğu için yanında birkaç kişiyle gelip malzeme aldıklarını ancak bononun ellerine nasıl geçtiğini hatırlamadığını genelde müşterilerin senet düzenlemek konusunda bilgileri olmadığından şirket çalışanlarının müşterilerin huzurunda senetleri doldurduğunu ancak senetteki meblağ ve tarihleri müşterilerin yazdıklarını, olayın üzerinden uzun zaman geçtiğinden hatırlamadığını ancak bilinçli olarak yapılan bir şey olmadığını, …’in senedi daha önceden imzalanmış olarak getirdiğini kendisinin de yardımcı olmak için boş kısımlarını doldurmuş olabileceğini suç işleme kastı olmadığını beyan etmiştir.
6. Mahkemece her ne kadar sanık, bononun alışveriş karşılığı katılan ya da yanında gelen kimliği belirsiz bir kişi tarafından imzalanmış olabileceği yönünde savunmada bulunmuşsa da bu savunmasını doğrulayacak mal satışına ilişkin belgeleri ibraz edememiş olması karşısında savunmaya itibar edilmeyerek sabit görülen sahtecilik eyleminden dolayı mahkumiyetine karar verilmiştir.
7. Katılan …,hükümden sonra 15.06.2015 havale tarihli dilekçesi ile borçlu gösterildiği icra dosyasındaki tüm hacizlerin kaldırıldığını, dosyadan feragat edildiğini tüm mağduriyetinin giderildiğini bu nedenle yapmış olduğu şikayetten vazgeçtiğini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/250-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde işaret olunan zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu gözetilerek, sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçu neticesinde ne gibi somut zarar oluştuğu irdelenip gerekçeye yansıtılmadan, suç tarihinde engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, yasanın aradığı objektif ve subjektif şartlar karar yerinde tartışılmadan, “zararı karşılamaya yönelik pişmanlığı ortaya koyacak dosyaya yansıyan olumlu tutum ve davranışın bulunmaması” şeklindeki hatalı gerekçe ile 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin uygulanamayacağına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/401 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.05.2023 tarihinde karar verildi.